--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yine Halk Ekmek…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
7

Türkiye, ekmek ihtiyacımızı karşılamak için 400.000 ton buğday ihalesi yapıyor. Bizlere düşen, “İnsanımıza ve memleketimize hayırlı olsun” demektir. 

 Robenson, vaktin birinde hayalen de olsa bir denemeye kalkışmış. Deryanın kuş uçmaz kervan geçmez bir adasına giderek, tek başına yaşamaya başlamış.

 Taşı taşa çarparak çıkardığı kıvılcımla ateş yakmış, ağaç dallarından çadır, yapraklarından yatak yapıp, etini ve sütünü kendisi temin etmiş. Lakin bakmış ki pabuç pahalı, geri dönmüş.

 Gerçek hayatta birimiz buğday, birimiz de odun üretecek. Şekerciler de soba borusunu satın alacak. Aksi halde buğday tarlasına apartman dikersen, elin köylüsüne el açarsın..

 •

 Plansız ekonomi üretimde dengesizliğe yol açıyor, bu da pahalılığın sebebi. 1938’lere kadar dışarıya buğday satan Türkiye, sonraki yıllarda, bilhassa Demirel sonrasında satın almaya başlayınca, çare ararken “Halk Ekmek” düşünülüyor.

 “Kuyrukları” plansızlık doğurdu. Plansızlığın çakıl taşlarını temizleme amacıyla da “tanzim satışlarında ” raflara peynir konuldu 

 •

 Tanzim satışları, hükümet ve belediyelerin görevleri arasında baş sırada yer alır. İklim şartlarındaki olumsuzluklar ya da yönetim hatalarından meydana gelen kıtlık hallerinde, tüketim maddelerini adil paylaşabilmek için zaruret haline gelir..

 Benimsenen iktisadi model kamu faaliyetlerini üretimden geri çeker. Fiyat tesbiti pazarın eline verildiğinde, “Halk Ekmek”, yaşamak için tek çaredir. Halkın yararına ve faydasına kaçınılmaz bu çare, pazarın fırıncısını kızdırıp öfkelendirebilir. Önemi yoktur. Dalından bir liraya çıkarılan domatesin, pazarda altı liraya satışından keyf alan marketleri kullanan yoksulların rövanşıdır. 

 “Halk Ekmek”, fırıncıdan günah çıkaran bir araç.. 

 •

 Devlet çiftlikleri vardı, et ve sütün yanında, yemlik hububat için ekip biçme ve üretim alanlarımız vardı. Talebenin defteri, belediyenin makbuzu ve helaların kağıdı memleketimizde devlet eliyle üretilirdi. Yerli yabancı demeden hepsi satıldı gitti. Dağdaki yaylaların pınarları bile, hem de Allah’a karşı gele, gele!.. 

 Tonu iki bin liradan alınacak buğdayın işlenip de ekmeğe dönüşmesi “Halk Ekmeğin”de fiyatını yükseltecek. Bu değişmez kanun gereğidir. Tabii öfkeli fırıncı da ekmeğini zamlayacak. Zira, “birleşik kaplar” bunu zorlar. Halk, yine koşturacaktır “Halk Ekmek” kuyruğuna..

 İstanbul’da fiyatının sorumlu ve yetkilisi Belediye, ayrıca siyaseten partisine oy toplayıcı. Gerektiğinde seçilenin yerine belediyeye yönetici sevk edecek kadar müdahale yetkisine sahip görünen devlet de ayni biçimde, siyaseten oy toplayıcı..

 “Halk Ekmek”, iki kocalı bir kadın. Birisi kendi reisi, diğeri de devletin reisi. Hiç şüphesiz, devletin reisi,“Halk Ekmek”’i frenleyecek..

 Nitekim, frenliyor da..

 “Halk Ekmekaçılalım, yoksulları doyuralım, demiş; devlet de “hayır olmaz” diyerek takozlamış.

 •

 Kırk elli yıl öncesinden tohumu atılan plansız yönetim tarzı, memleket insanını fikren olduğu gibi hissen de ikiye böldü. Bu kamplaşma, her nesneyi, her hareketi, her oluşumu ve hatta tabii afetlere kadar her türlü kayıpların, siyasi menfaat amacıyla istismarcılığını, dini, insani ve vicdani kural haline getirdi..

 Klasikleşen bu kurala göre yarınki günlerde seyretmek zorunda kalacağımız manzarayı, kaba saba şöyle çiziştirelim.

 Taraflar birbirlerine savuracaklar;

 “Halk Ekmek”i fakir halkımızın ayağına götürmek istiyoruz, Saray-ı hümayun yolumuzu kesiyor..

 Halk Ekmek Kuyrukları, siyasi mühendisliktir, tezgahtar satıcıları kendi partilerinden olsun istiyorlar..

 Ne kadar çirkin, ne kadar çirkin, ne kadar…..! 

 Gel de Robenson’u gıbta etme, kıskanma!..

 •

 80’li yıllardaydı. Yedikule’de her iki ayağını da tren kazasında kaybeden Ali isimli bir kardeşimize “Halk Ekmek” büfesi” için epeyi uğraştık. Kulübesini yerleştirmek için uygun bir yer bulamadılar. Samatya’da bizim bulduğumuz yeri uygun gören ilgililer “Halk Ekmek” büfesini getirip yerine yerleştirdiler..

 Ali kardeşimiz ve ailesi sevinçten uçmaya başladılar..

 Ertesi sabah bir de baktık ki, birileri gelip büfeyi sırtlayıp götürmüşler.

 İki ayağı da istasyon ile vagon kapısı arasında sıkışıp kopan Ali kardeşimiz, meğer Refah partisinin üyesi değil imiş!..

 Sonra zaman geçti. Seçimler seçimleri kovaladı, yoksul ve bağımlı bu adam, kaderin çizgisine takılıp giderken, onun adına hazırlanan “Halk Ekmek” büfesini sırtlayıp götüren parti üyesi de İstanbul’daki belediyelerin birine reis seçildi.. 

 Seçildi miydi yoksa tayin mi edilmişti, kusmaktan gayri hiçbir ilgi duymadım… 

 TAZİYE:

 Yavuz Bahadıroğlu Kardeşime Allah’ü Azimuşşan, rahmetlerini bol bol ihsan ede…

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

MİLLET

25 Ocak 2021 22:34

SAYİN editör yorumlari mi neden yayınlanmadiniz

mustafaa

25 Ocak 2021 20:22

atiila bey bu ülke ne çektiyse müslüman görünümlü münafık menfaati için dalkavukluk yapanlardan çekti tabii bizim medyamızda yerel ve genel olarak o kadar dalkavuk varki sayısız yanlışına rağmen ak partiye toz kondurmuyor sırf menfaatları için yapamayacakları yalakalık pislik yoktur ayrıca medya resmen halkı kandırıyor akıllı insanlar biliyorda neyin ne olduğunu ama ülkemizde aklını kiraya vermiş milyonlarca uyuyan bir kesim var

MİLLET

25 Ocak 2021 18:02

Sayın yazar bu sıkıntıların bir büyük bölümü Süleyman Demirel dir Anadolu ya yatırım yoktu en büyük sıkıntı elektrik hahi yoktu mehrum Özal hükümeti döneminde Dpğu anadoluya elektrik geldi GELDİ ama biz çoktan memleketi terk etmiş büyük şehire yerleştik ekin alanlari boş kal ha bir kısmı ekliyor ama gelelde büyük alanlar ekilmiyor yani eken yok köylüde şehirli gibi hazir GİDA tüketiyor yumurta dahil şehir den aliyor

Hulusi

25 Ocak 2021 14:33

Vatandaşın ekmeğiyle oynayanlar seçimlerde sonuçlarına katlanırlar.

kerem

25 Ocak 2021 12:09

sorsam; ''müslüman''

Emrk

25 Ocak 2021 09:06

Haklısınız yazar bey güzel ve düşündürücü ne yazıkki insanlık ayaklar altında hıyaneti getirecek olan insanlığın düştüğü madde bağımlılığı ev arsa yazlık araba Çifter Çifter alsalar çuvalla paraları olsa daha yokmu demekteler işte bu maddeci insanlar ALLAH ı parayı sevdikleri kadar sevmiyorlar paylaşmayı bilmeyen dünyanın bir nefeslik olduğunu unutmuşların dünyası

Türkiyem

25 Ocak 2021 08:19

Dabiki ihdiyac sahibi kişilerin partili olup olmadiklarina bakmamali vatan düşmani iseler dıkkat demeli şünüda bilesin Ak parti +CHP =menfaat için birbirini güzel koruyor bu millette bunu görmeyip uyuyor

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle