--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yine aynı terane…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
5

 

Yine gelip çattı asgari ücret mevsimi. Konser mevsimi gibidir. Sonbahar gelip de hazan yaprakları dökülmeye başlayınca, hanendelerle anlaşmaya varan eğlence sektörü, hazırlıklarını bitirmiş olur. Eskimiş yılın son aylarında oyunların birinci perdeleri de açılır…

Hayırlı olsun, faydası da görülsün isteriz…

İşçinin çalışması karşılığında en gerekli ihtiyaçlarına yetecek miktarda verilen paraya, doğal ücret deniliyor. Doğal ücret, yaşatmadığı gibi, öldürmez de…

Erken cumhuriyet yıllarında ücret birimi bir kilo buğday idi. Hükümet buğday fiyatlarını düşük tutunca, işçi ücretlerini de ucuzlatmış oldu. Ne var ki 40’lı yıllardan bahsediyoruz. Devletin Haliç Tersanesi’nde babama ucuz mucuz, ücret olarak verdiği günlük iki buçuk kilo buğday olmasına karşın, mevsiminde bizi alıp Boğaz kıyılarına götürürdü, uskumru dolması yedirmeye…

Şimdi, dolmasını bırak, uskumrunun kendisi yok oldu, soyunu kuruttular…

Günümüzde ücretler, erken cumhuriyetin bereketli günlerine nispet daha bolca. Hiç değilse, medeni bir insana ailesiyle birlikte en lüzumlu ihtiyaçlarını karşılama imkânını verebiliyor. Bunun her yıl belirli bir seviyeye cebren bağlanmasıyla, işverenlerin daha düşük ücretle işçi çalıştırmasının önü alınmış oluyor. Amaç da zaten bu...

İş dünyasının katı vicdanlılarına, işçilerine düşük ücret ödeyerek piyasada haksız rekabete sapma yolunu kapatıyor…

Tabii, devlet adına işlem gören hükümetler, bu ahlaksızlığı önleme görevlerini layıkı veçhile yerine getirirse!...

Sendikalı demokratik bir düzende yaşadığımızdan, her ne kadar emin değil isek de, asgari ücretin tespitinde sendikalar etkinlik sahibi oluyorlar. Bunların ilk yapacakları hareket asgari ücretin, işçinin şahsından ziyade ailesinin ihtiyaçlarını karşılayacak bir güce sahip olmasını, olabilmesini vurgulamak… Bu da, ikisi çocuk dört kişilik bir ailedir. Üzerinde üç-dört kişinin yükü bulunan bir aile reisinin ihtiyaçlarını listelemenin her zeminde kolaylığı ve etkinliği yoktur ve olamaz da. İkamet edilen yerlerde fiyatlar genel seviyesinin birbirlerinden farklı olmasından…

Ayrıca, asgari ücretin tespitinde, çalışılan kişi ve ailesinin hayat seviyesini hesaba katarken, insan haysiyetinin sosyal ölçümlerine dikkat edilmesi de, şart ve elzemdir. 

Düşününüz ki, siz bir ailesiniz. Tespit ettiğiniz ücretle, fakirlikten ötürü birlikte ve beraber yaşadığınız sosyal gruptaki ailelerden çok düşük, derin ve farklı bir şekilde yaşamaya mahkum edebilir misiniz, kendinizi?...

Asgari ücreti bırakınız bir yana. Genel anlamda işçi ücretlerinin yetersizliğinden yakınanların, hiç şüphesiz gerekçelerindeki şikâyetleri, mübalağasız doğrudur. Belirtmekte yarar var, geçinme zorluğu çeken ücretlilerin tüm yakınmalarda, bir başka ifadesiyle ücretlerin bereketsizliğinde, savurganlıklarımızın da payı büyüktür…

Ne çare, her şeyden evvel bizler, bila tefrik imanlı imansız olarak bizler, içkinin her kötülüğün sebebini oluşturduğunu gördüğümüz ve haykırdığımız gibi, ücret yetersizliğini tetikleyen faktörlerin de en başlarında yer alan, “yoldan çıkarıcı, hatta imandan edici” unsurun, reklam sektörü olduğunu, gözlerden ırak tutmayalım…

Ne hazin, ne acı, ne perişanlık ve ne isyankârlıktır ki, müsrifliktir pazarın bereketmiş gibi algıladığımız bereketsizliği…

NOT;          

Antalya’dan bir arkadaşımız, öğretmendir. 04-08-2019 tarihinde Aydın’a niyetlenerek yola koyuluyor. Bu yolu kullanma alışkanlığı bulunmadığından, yolculuğunun hitamında gişeden geçerken serbest geçiş vizesini alamıyor. Borç çıkarılan beş lirayı takdim ediyorsa da, ilgili memur;

“Parayı alamayız, siz bankaya ödeyeceksiniz” diyerek geçiş iznini veriyor…

21-11-2019 tarihinde bir davetiye. Karayolları tarafından gönderilmiş. 25 Türk Lirasına yükseltilen 5 Türk Liralık borcunu ödemek için tahsilat bankalarına işaret ediliyor…

Antalya-Aydın arası, üç-beş sigara içimlik mesafe. Arada geçen zaman 90 günü aşkın. Borç artışıyla, geçen zaman oranlamasını yaparak sermayenin faiz verimini hesaplayalım…

Yüzde yüz kırk!...

İyi kazanç!…(mı?)  

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa

5 Aralık 2019 18:13

SUC işlediğinde cezalar neden caydırıcı değil diye feryat edenler. BAŞINIZA MUSUBET GELMEDEN ALLAH SUBHANEHU VE TEALA NIN İPİNE SIMSIKI SARILIN.

Mustafa

5 Aralık 2019 18:12

Allah subhanehu ve teala nın hükmünü cezasını beğenmeyenler bir gün gelecek şeriat şeriat bağıracaklar. Hüküm koyanların en güzeli ne Allah subhanehu ve teala ya sığınan sarılan kurtulur.

Omer

5 Aralık 2019 13:12

Erken Cumhuriyet yani cumhuriyetin ilk yılları dense ne olur ,Yazar o dönemin bollugunu ! Gerçek mi yoksa dalga mı grcmis tam İslami düzene geçilmeden meseleler bitmez artar hem maddi hem manevi Cinayet işleyen katil gizli af ile üç beş senede hapisten çıkıyor hele hırsızlık yspana zaten ceza yok denecek şekilde az

Leyla

5 Aralık 2019 10:26

Erken Cumhuriyet bereketimi dedin İslam in yok edildiği âlim lerin asıldığı bereket heralde

Kocasolak

5 Aralık 2019 09:17

Faiz kazanç değil KAZIKTIR, bu dünyada verene, öbür dünyada alana. Mı???

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle