Yeni Muhafazakâr Kadın…

22 Temmuz 2019 Pazartesi

Devletler gibi derneklerin de kurulurken projesi çiziliyor. Sonra bu proje, kurucular tarafından onaylanıyor. Tescili müteakip partilerle birlikte devletler, dernekler, kulüpler ve benzeri müesseseler de, hukuken kişilik sahibi oluyor. Artık bunlar, tüzük denilen projeyle çizilmiş hudutların içerisinde kendi başlarına akil ve baliğ olarak hayata başlıyorlar…

Mekanizmalarında bir değişikliğe lüzum görülürse, üyeleri toplanarak müspet veya menfi bir karar alarak meseleyi hallediyorlar…

Devletin üyelerine vatandaş deniliyor. Yapıda değişim istenildiğinde bu iş memleketin dört bir yanında hep birlikte yapılıyor ki, bu da referandum oluyor…

Referandum öncesinde taraflar, idare sistemi üzerinde uzunca süre ateşli tartışma yaşadılar. Bunu takiben EVET-HAYIR mührü eline tutuşturulan üyeler sandık başına gittiler, parlamento yerine başkanlık sistemini istediler…

Şimdi, usulüne uygun, cesaretli ve objektifli yapıldığında garantisi pamuk ipliğine bağlı hükümet yerine, devrilip gitme korkusundan bağımsız hareket eden bir başkan ile çekilip çevriliyoruz…

Hükümet sistemini grup olarak sadece Selametliler ile CHP’liler istemiş idi. Tayyip Erdoğan şürekâsı, canını kurban edercesine tek adam idaresine EVET dedi… 

Oysa oynanan oyun demokrasicilik idi ve isteyen istediği ata oynardı. Liberal AKP’liler bunu böyle kabul ettilerse de, kendini kurbanlığa adayan müfrit partililer ki, bunlar AKP’ci olup reisçidirler.

HAYIR çekenleri aforoza kalkıştılar.. PKK’cı ve FETÖ’cü olmakla suçladılar…

Başkanlık sistemi üzerinde tereddütlü tavır sergileyenleri de, Erdoğan sevmezlikle damgalama şantajından utanıp çekinmediler…

Neticede EVET kazandı. Başbakanlık kalktı. Tayyip Erdoğan da Devlet Başkanları olarak tek başına dizginleri eline aldı…

Şimdi, ortalık kaynıyor. İddialara bakarsanız, manzara öyle görünüyor ki, yakın bir zamanda Türkiye’yi ihtiyarlar ülkesine çevirecek ailesiz bir topluma doğru sürüklüyorlar.…

Bu hareket, samanın altından suyu çaktırmadan yürütücü bir sessizlikle başladı. Başbakanlı hükümet günlerinde başlamış. Sonradan, aydınlıkçı kadınlar, Atatürk’ün kadınları, cumhuriyetçi kadınlar, medeniyetçi kadınlar, modern kadınlarla etiketli cinsi latifin envaı türü ve bunlarla entegre beyler, baylar ve saylavların katılımıyla bu hareket güçlenir oldu…

Kadın kısmı, affedersiniz kişi olarak kadın, fiziken incedir, zayıftır, kırılgandır amma her alanda hak sahibidir, hürdür, tıp doktorluğu yapabileceği gibi hukuk emekçisi ya da kanalizasyon işçiliğinde de erkeklerle bire bir hak sahibidir. Nitekim bu hakkını rahatlıkla kullanabiliyor. 31 Mart sonrası pek çok belediyede kadınlar dönerli istihdama alındılar. Masadan alınıp mutfağa, mutfaktan postalandılar lağıma. Eşşek gibi çalıştırılıyorlar. Buna kimsenin de itirazı yok…

Renkli çatı altlarında toplanan liberal kadınların, “Kadın hakları” torbasından istedikleri daha başka ne ola idi ki?...

Bidayette, “ücretlerde cinsiyet ayrımına paydos” düdüğünün çalındığı ilk evrede, başı bağlı kadınlarla eğitimli oldukları kadar paralı da olan Yeni Muhafazakâr kızlar, liberal demokrasiye açıldıklarında, eğitimlerinin verdiği atılganlıkla kendi hayat tarzlarına uygun buldukları bu kadın hareketini benimsediler. İlerici kadınlar da, yobazlar tayfasının, vazife olarak kendilerine uygun gördükleri çocuk doğurma ve mutfak hizmetlerine isyan halindeki Yeni Muhafazakârları yanı başlarında görünce, hareketin sosyopolitik parkuru genişledi…

Şimdi bakıyorsunuz, onuru kendinden menkul bu harekete ellerinde “VELEV Kİ İBNEYİZ yazılı pankartlarıyla katılan uçkursuzlar taifesi de, İstanbul Sözleşmesine apayrı bir renk kattı…  BEKAMIZA dişlerini bileyen İSTANBUL SÖZLEŞMESİ de böylece, anası babası bilinmeyen bir piç gibi başımıza dolanan sahipsiz bir bela olup çıktı…

Bilmiyorum ne derecede doğrudur, bir yerlerde okumuştum. Nihat Erim’in bir diğer adı da, Şalcı Erim imiş. “Gerektiğinde biz, hürriyetlerin üzerine şal atarak onu örtülemeyi de biliriz” gibi bir laf edişinden ötürü, kendisine bu lakabı yakıştırmışlar… Bir zamanların Ankara Valisi de şöyle haykırmıyor muydu? “Komünistlikse, size mi kaldı lan, onu da biz getiririz. Hatta şeriatı bile”!…

Nihat Bey, İnönü tarafından yatırımcı bakanlıklarından birine atanır. O da, hemen kayınbiraderine telefonla bir talimat…

Bundan sonra ben bakanlıkta bulunduğum sürece sana Ankara’ya gelmek yok. Sadece bu kadar değil. Devlet ihalelerine de katılmayacaksın. Yoksa fena ederim seni.

Birader bey müteahhit ve devlet ihaleleriyle geçiniyor. Dilin kemiği yok, yanlış anlayabilirler…

Buradan bakınca, şunun akla çengel atmaması ne mümkün?...

Devletin Amir-i İta yetkisiyle önemli mevkilerine gelen-getirilen siyasetçi ya da bürokrat kişiler de yakınlarına, ileride devletle akçalı ilişki kurabilmesi muhtemel kurum ve kuruluşlarda, bilhassa vakıflarda, tedbirli davranıp üyelik dahil aktif görev aldırmamalı…

Zira vakıf, toplumun ihtiyacı olup da devletin yetişemediğinde Hakk rızası için muhtaçlara el uzatan bir yardım kaynağıdır. Bu nitelikte iken herhangi bir sebeple Osmanlı’da olduğu gibi, devletin el koyma ihtimalini bertaraf amacıyla yönetimi kendilerine ait olma şartıyla varlıklarını vâkıfa aktararak işin suyunu çıkaranların bu kabil işleri de, düpedüz sahtekârlık ve istismar oluşturur. Şimdiki cumhuriyet devrinin, özellikle holding vakıfları, hemen hemen bila istisna, devlet eliyle beleşinden geçinme kaynağı değil midir?...

VAKIF’ı halkın bizatihi kendisi kurar. Devlet ise şirket, tayyare şirketi, gaz arama şirketi gibi… KADER’e gelelim…

Muhafazakâr kitlenin, Kader Vakfı, kendi varlık sebebi ve amacıyla kontra giden çatısı renkli liberal demokratlarla işbirliğine girişmiş. Modernizme yatkın Yeni Muhafazakâr Kadınların da, kendi hemcinslerinin geleceği bakımından faydalı olacağı düşüncesiyle bugünlere dek kendilerine aşağılayarak tepeden bakanlarla giriştikleri proje ortaklığına, bizim mahallede pek ses çıkarıp itiraz eden olmadı…

Bunda en büyük etken, varlığı yokluğu belirsiz Meclis’in “güvensizlik” talep etme yetkisinin bulunmaması. Ve bunun yanında da, Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan kerimelerinin, KADER’de yönetim piramidinin tepe noktalarında yer alışından ötürü, Başkan’a karşı saygı çizgisine riayet hassasiyeti, olsa gerek…

 

 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MesutMesut29 gün önce
    Maalesefchp nin yapamadıgını ak parti kadın ve aile konusunda yaptı özgürlük ve kadın hakları adı altındakadınları sabahın köründesokaklara ve yollara döktüevde ANAkim olacak hani yuvayı dışı kuş yapardımahkemelere bakın yuvayı yıkmak için mahkemeye baş vuranlar kadınmı erkekmiburda kadına zorbalık yapanları kesinlikleonaylamıyorumİSLAMbu konuda ne diyor diyeak partinin ve yan kuruluşlarının bir çalışması önerisi varmı .?batıcı laik aile ve kadınlarayönelikçalışma var . Ak parti islama uygun kadın ve aile ile ilgili hangi kanunu meclisten çıkardı.18 yaşından küçük kızla evlendi diyeyüzlerceçoluk çocuksahibi baba sapık diye ıçerdeyatıyor18 yaşından küçükler evlik dışı her halti yerler gayri meşruama bunlara bir ceza yok . Ak partiyan kuruluşları KADEM VSlaik batı aile ve kadıntiplemesinden vazgeçipözüne islamadönmeliler bu gidişleTSK yıyani orduyu terhis edelimchp delaik haçlı batıda kurtulsun . Milli eğitim milli değil İNGİLİZ. Yakın tarihimiz hala yalan M KAMALbelgeleriyle gerçekler okullarda niyeokutulmuyor .
  • MesutMesut29 gün önce
    Eşitlik kılasik batı müziği çalanlartüm kadınları çalışarak ekonomik özgürlük elde ederek erkeklere başkaldırıadı altında sabahın köründe sokaklara dökmek ve evlerde ANADİŞİ KUŞ koymamaktırondan sonra TSKorduyu tamamen terhis edin daha iyiKADEM vb dahil tümüislam aile temelini dinamitliyor . Kuran hadisve allahın resülünün hayatı ortadaislambu konuda ne diyor diyen yokondan sonrada akşam tvlerdekaç kadınerkekler tarafından öldürülmüş5 saniyelik bir haber sonrası yok. İslamı bir kenara koyarsan bela başımızdan eksik olmaz . Kadın ve aile konusundaak partinin verdiği zararıchp bile yapamazdıvarsa örnekgösterin.Milli eğitim aile kadın konusunda REİS'e notum - 10. Okullar hala chpzihniyeti yetiştiriyor .M KAMALile ilgili tarihi gerçekler belgeleriileneden öğretilmiyor . Çözüm islamkuran.
  • mhmtmhmt1 ay önce
    Maalesef namus yerine namussuzluk, şeref yerine şerefsizlik, örtünme yerine çıplaklık, doğruluk yerine yamukluk moda oldu. Menfaat düzenine adalet diyoruz. Bunu da iktidarımızda hemde yaptığımız icraatlarla gerçekleştiriyoruz. Ama başkalarında suçu arıyoruz. Yani hep yağ gibi üsteyiz. Yanlışları uygula yaygınlaştır suçu siz istediniz diye vatandaşa at. Filmlerde, dizilerde her gün yaptığımız yaşayışta bunu yaygınlaştıran uzaylılar mı? Toplumun bozulması için yapılması gerçekleşen her şey maalesef siyasetçiler tarafından kendisini destekleyen medyayla birlikte gerçekleşiyor. Sayın yazar bunu söylemeye çalışmış ama kulağını direk değil uzun yoldan göstermiş. Anasına bir şey diyemeyen koca kızına söylüyor. Faiz, kumar, hırsızlık, yolsuzluk, adam öldürme, fuhuş, gıybet, sui zan, çıplaklık, yanlış anlayış arttı. Yani değerlerimiz kaybolurken çirkinlik artmaya devam ediyor. Bunun artmasına neden olanlarda benim gibi düşünmeyenlerdir, demek istemiş yazarımız. Yanlış mı anladım acaba?
  • Tayfun Tayfun 1 ay önce
    Hristiyanlarda Hz. Isanin ögretisini bir hacin icine kapatip yok ettiler, adamlar koca koca hac takuyorlar, hristiyaniz diye, ama haberleri dinlerinden. Türkiye Islami bir bez parcasinin icine hapis ettiler, onu tasiyorlar Müslümaniz diye. Bir avuctuk, hircin tayfunlar gibi.Sen cok yasa Reis, sayende yazin ilik ilik eses saskin bir yel olduk. Sen cok yasa Reis, sayende karnimiz sistikce sisti besili kurbanlik koyun olduk. Sen cok yasa Reis sayende ne anamiz ne babamiz ne ogullarimiz nede kizlarimiz kaldi. Sen cok yasa Reis, sayende para gördü gözlerimi sapitikca sapittik. Sen cok yasa Reis, sayende her Atomumuz faize boyandi, umrelerde 5 yildizli otellere dadandi. Sen cok yasa Reis, sayende mütavazi evlerimizi birakip Tokinin saraylarina tikildik. Sen cok yasa ya Reis, namkörler anlamaz seni, dünyanin kanununu bilmezler, bu dünyada bir nurlu Süleyman gecti, ardindan erken aglamissiz. Nerden bilecektik biz zavallilar, bir Süleyman gider bir Süleyman gelir, karanlik günlerimi aydinlatir, bize yine hos masallar anlatir. Sen cok yasa sani büyük büyük Reis.
  • Timur Timur 1 ay önce
    Aile yok oldu. Sirada ülke var, yakinda oda catirdar. Erdogan Demirelin cok aci bir kopyesi malesef. Aradaki fark, Demirel tek kisiydin zarar veren ama Erdoganin yaninda damadi, kizi, oglu, ve hanimi var. Siz Erdoganin haniminda hic islami usülde bir örtünme görebiliyormusunuz?
  • Hakkı Yılmaz Hakkı Yılmaz 1 ay önce
    Sayın yazar, KADIN VE DEMOKRASİ DERNEĞİ (KADEM), yerine yanlışlıkla KADER yazmış... Bilginize...
  • 28 Şubat' da türeyen muhafazakar bayan tiplemesi:28 Şubat' da türeyen muhafazakar bayan tiplemesi:1 ay önce
    Normal insan kafasının 2 katı büyüklünde bir kafa ve üzerine paketlenmiş gibi bir ambalaj bez. Suratda 8 kat her renk makyaj. Kıçta deriye sımsıkı yapışmış bir kot. E, haliye elde bir külhanbeyi cıgarası. Yanında iş yerinden yani konfeksiyon atelyesinden bir zübük oğlan (cigara arası sohbet ediyorlar) 1000 yıl var olamayan 28 Şubat; ama bu haliyle hatırasını sürdürüyor!
  • İşsizİşsiz1 ay önce
    Onlarca yıl ayak sürüdükten sonra birşeylerin farkına varabilecek misiniz?
  • SılaSıla1 ay önce
    AĞLAnACAK HÂLİMİZEeee; ağlaYacak hâlimiz kalmadı. Azgınlılarımızla; sodomVEgomoreYİ de geçtik; BİZANS ve romaYI Da... Ah şu SÖZDEdindaar siyasetçilerin GÖZÜ kör olsun. ÜSTakıl; baktılar ki; müslümanlara iliŞİP dindarları DEĞİŞTİremiyorlar; sözde DİNDAR siyasetçiLER TÜRETTİLER vE HERKESİ ve HERŞEYİ işTE böyle değiştirdiler. ________ALLAH belâlarını VERSİN________; Allah'a ve resulüne DANIŞMAdaN iş yapanların.....teşekkürler.
  • SağduyuSağduyu1 ay önce
    Hocam, herkes KADER ile alakalı yazılar yazarken özellikle 6284 sayılı kanun maddesini baz alıyor, ki o da çok önemli elbette, varlığı; kadın tarafından, kaldırılır ise erkek tarafından suistimale açık bir madde. Dolayısıyla en çok da gazeteniz tarafından ele alınan bir konu lakin Dilipak Hoca hariç diğer komşularınız bu minvalde yazılar yazmadılar ya da yukarıda yazdığınız nedenlerden ötürü yazamadılar. Türk usulü başkanlık sistemi yanlış. Harika bir tespit elinize sağlık
  • HaydarHaydar1 ay önce
    Başı örtülü bir bayan ev ev gezip oy toplamasına ne diyorsunuz. Evde başı ağrıyan namaza bile kalkamayan oy için kapı kapı dolaşan kadın ne oluyor.
  • azerazer1 ay önce
    Eğitim batarsa, ülke çöker.. ."Türkiye bu, derdi biter mi" diyerek kimse meseleyi hasıraltı etmeye kalkışmasın...Konu sadece sanayi ve tarım politikasının rezaletleri yüzünden ekonominin çökmesi değil ki...Diğer yandan ülke borsasının neredeyse dörtte üçünün yabancıların eline geçmesi, özelleştirme yağmasıyla fabrikaların kapatılarak yerlerine plazaların yükselmesi ve bu nedenle hem kentlerin, hem doğanın ve hem de insanın arkadan vurulması gibi çok acı gerçekler de ortada duruyor...Evet; Türkiye burası... Ancak ülkeyi yıllardır darboğazda tutan çok daha önemli sorunlar var ki, memleketin temeline bomba yerleştirmekten de farksız!!!Gericiliğe dayalı politikalar Türkiye'nin zaten diken üstündeki gidişatını daha beter bir çöküşe doğru götürürken, dış politikadaki vahim uygulamalar da yukarıda ifade ettiğimiz sıkıntıları derinleştirmekten öteye gitmiyor...Ancak tüm bunlar bir nebze olsun yeni ve etkili politikalarla giderilebilecek sorunlar gibi görünüyor... Yeter ki çalmayan- çırpmayan ve ulusu gerçekten uygar dünyaya entegre edebilecek, aydınlanmacı bir yönetim işbaşına gelebilsin memlekette...Ancak doğru uygulanabilecek tarım- sanayi- ihracat- istihdam politikalarıyla ülkenin ekonomideki makus talihi belki değiştirilebilir ama; Türkiye'de, AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte taarruza uğrayan en önemli alan olan "eğitim"deki yıkımı nasıl gidereceksiniz?..Bir ülkeyi tamamen ele geçirebilecek ve tüm gerçeklerini-gidişatını- politikalarını ve rejimini değiştirebilecek alandır eğitim sistemi...Türkiye'nin asıl meselesi budur işte... Ülke, eğitimin kuşatılması ve medrese sisteminin dayatılmasının yıkıcı sarsıntılarını yaşıyor...İşte bu sıkıntılar yalnızca ülkenin geleceği olan gençlerin zihnini karartmıyor... Aynı zamanda eğitimde çöküş; memleketi ekonomik açıdan çıkmaza sokan sosyo-politik projelerin ve tarım- sanayi- ithalat- ihracattaki hataların temelinde de karanlık bir bataklık olarak durmaya devam ediyor...

Günün Özeti