• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
14 Eylül 2020

Yaşar Okuyan…

Pazar günü gecesi bir TV ekranında Yaşar Okuyan’ı seyrederek dinledim. Elli yıllık gazeteci ve politikacı imiş. Elinde gazete sahifesi ebadında renkli ve resimli onlarca kağıt..

Gidişatımızın negatif yönlü belgeleri imiş...

Okuyan, memleketine, vatanına ve Cumhuriyetine düşkün ve saygılı bir kişi. İlk ağızda böyle düşünmek, şart ve elzem. Yeni doğmuş bebek misali günahsız. İstiyor ki, halkımız şimdiye dek çok çekmiş, bundan sonra selamete erip, mutlu bir ömür tüketsinler. Dini bakımdan oldukça sıkıntılı geçen eski günler geride kaldı. Camilerimiz ardına kadar açık, rahat rahat ibadetlerini de yerine getirsinler..

Amma, son zamanlarda birtakım parazitler peyda olmuş, hepimizin de huzurunu bozmuş. Bunlar arasındaki belgeli resimli sapkınlardan bahsetmeye başladı. Konuştukça, resimlerini gösterdikçe ve utanmazcasına yapılanlardan bahsettikçe, aldı bizi bir korkulu düşünce.. 

Acaba, Yaşar efendinin elindeki renkli baskılı ve çok önemli belgeli belirginli gelişmeler essah ise, hükümeti devirecek bir kalkışmaya kıvılcım çakar mıydı?..

Hoppala” diyeceksiniz? “Sen kafayı mı yedin arkadaşım, bu ne iş”?..

Evvela uzun boylu iyi saatte olsunlardan bir grup insan indirdiler, İstanbul’a. Sonra bunları acayip kılıklara bürüdüler. Uzunca sopaları da çoban değneği gibi ellerine tutuşturdular. Hepsi de birer tutam kara sakallı. Başladılar İstanbul’un yaya ve araba trafiği yüklü olan bölgelerinde topluca dolaştırmaya..

Başlarında da şeyhleri olarak bir Müslüm Gündüz. Görevleri, hal, hareket ve söylemleriyse “şeriat gelsin muhabbeti”..

Derken kendi imalatı tekke ve tarikatının nispeten genç ve modern üreticisi olarak Ali Kalkancı..

Peygamber torunu (!) Ali Kalkancı ve beraberinde krupiye Fadime Şahin..

Tekke var, tarikat var namaz niyaza gerek bırakmadan tekkenin üst katında sohbetleşme odalarından tutup şeriatı getirecekler..

Şimdi sıra, 28 Şubat projesini kuvveden fiiliyata geçiren enstrümanların yenisi için hazırlanmasında. Tek eksiklik, Erbakan’ın iftar davetiyesine benzer bir olgu, bir fırsat ve bir karanlık.. 

Cumhuriyet, uçurumun kenarından ikinci bir kez kurtarılacak, yine bin yıllığına..

Yaşar Okuyan, elindeki bu çok önemli belgeleri yorumlayarak, seslendirerek gösterince, hemen aklımıza geliverdi, “uşşakili..” 

“Acaba, yirmi yıllık bir kuluçka döneminden sonra Kalkancı ve Fadime, tek hücreli amipler gibi ikişere bölünerek, Şahban ve kurbanını reenkarnasyona uğratılmış kimlikleriyle sahneye geri getirilmiş olmasınlardı?..”

“Fadime Şahin”i de yaş tashihi yaptırdın mı, al sana on ikilik bir küçük yıldız Şahban’ın kucağına..

Neden olmasındı?

Yaşar Okuyan, elli yıl gazetecilik yapmış ve bir o kadar da çeşitli partilerin adına vekillik, mebusluk ve politikacılık. Bunca tecrübesine rağmen nasıl kuşkulanamazdı, kendisine o çok önemli belgeleri verenin, her kim ise; devlet, millet ve hükümet düşmanı sapığın biri olduğu, olabileceğini..

Yoksa senaryonun yazarı kendisi miydi?

Yahu, Yaşar be, aslanım. Dedin ve söyledin ki, hem de kahrederek, Tuzla-Pendik’te berberin biri, zamanında Tayyip Erdoğan’ı tıraş etmiş. Kullandığı usturayı, “Başkan sakalı tıraşlayan “ustura-i Şerif” sıfatıyla kutsallaştırıp, arzu edenlere öptürmekteymiş. Yapma be Yaşar.. Hele hele o çük öptürmeli vaftizler..

Bak hele yahu. Bu da mı berber oyunuymuş, belki mesleğini söylediniz de biz kaçırmış olabiliriz. Bu adam da bir şeyh imiş. AKP’li bir vekil çocuğunun sünnetinden arta kalan parçasını “Çük-i Şerif” diyerek öptürüp, şans ve kısmet açıyormuş..

Eğer para karşılığı öptürüyorsa, Nobel madalyası adamın hakkı.

Ulan ölüsü kandilli serbest demokratik iktisat. 

Sevdim seni Yaşar Bey!...

Ben senin niyetin kötü olacağına ihtimal vermiyorum. Sen şu, elindeki özel üretilmiş belge ve bilgileri götür savcılığa teslim et. Onlar baksın çükün hesabına..

Yaşar Okuyan’ın aslı esası meşkuk uydurma hikayeleri gibi, Şahban söylemleri de bir abartı olabilirdi. Hüseyin Üzmez’e yüklenen ahlaksızlığın uyduruktan bir masal oluşu gibi.

Türkiye’nin demokrasisi, adrese yöneliktir. Devlet ihalelerinde olduğu gibi. Taraflar, kendilerini utandıracak haberleri biraz geciktirirler. Çünkü toplum ikiye ayrık ve her iki kesim de siyasi ve iktisadi çıkar yarışındadırlar. Çok partili hukuksuz düzenin işleyişi böyledir. Buna da, politik fıtrat denilir. 

Ali Karahasanoğlu, bu geleneksel anti demokratik temkini elden bırakmamış. ŞAHBAN’ın kokusu kesinleşmeden, söylendiği gibi olmayabilirliğini de düşünerek, bahsi geçen ahlaksızlığı, ortada yalın hadise olarak yorumlamış.

Ergenekon’larda, Kumpas’larda evvela idam sonra da gerçekler ortaya çıkınca, idamlar “beraat”a çevrildi. Belki de, ilk yargılamanın müebbetleri doğruydu da, sonradan Zati Sungur’a verildi. Bunlar hep olağan işler..

AKP’li bir mebus hanım, Karahasanoğlu’nun bu temkinli yazısını, “12 yaşındaki çocuğu suçlayıcı ifadeler kullandı” diyerek Şahbancılığına güzelleme olarak değerlendirmiş, yorumlamış, her ne ise, işte öyle yapmış. Ve sonra da,

“İnsaniyetten, İslamiyetten, ahlaktan ve vicdandan birazcık nasibi olan herkesin bütün hücreleriyle isyan edeceği, lanetleyeceği bir olayı ne kadar da empatik bir dille, nasıl da büyük bir anlayışla ve soğukkanlılıkla kaleme almış bay yazar(!)..”

Nerede yazmış bunu, Karahasanoğlu?

Akit, paçavrasında..

Ben, AKİT’deki hacmim kadar kendi payıma düşenini misliyle kendisine iade ederken, şiddetle de kınıyorum…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

siyasi ölüler

.. merak ettim yalnız, n' olmuş yaşar okuyan' a, ölmüş mü? e, toprağı aydınlık olsun, ne diyelim..
  • Yanıtla

Hey

Oda.tv’nin oyununa gelmeyin.Önce oda tv hafif kaşıyor sizler de atlıyorsunuz tuzağın merkezine.Hatırlayalım yüce Allah’ın size bir haber geldiğinde...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23