• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
02 Temmuz 2020

Yaaa, öyle mi?

Son mahalli seçimlerin ikinci etap İstanbul kampanyasında Binali Yıldırım, seçmenlerine kendi el yazısıyla önlü arkalı doldurduğu iki sahifelik bir mektup göndermişti..

“İstanbul’u seven bir kardeşiniz olarak” diye başlayan mektup, “Şimdi beni ben yapan bu mübarek şehir İstanbul’a hizmet için huzurunuzdayım”la devam ederken, yapılan hizmetleri de şöyle;

Marmaray, Avrasya Tüneli, 3. Osmangazi köprüleri, hızlı tren, yeni hava meydanı olarak sıraladıktan sonra, geleceğe yönelik umut ve beklentilerimizi gerçekleştirecek tecrübe ve donanıma sahip olduğunu belirtiyordu.

Yeterli yeşil alanı olan, temiz, gecesi gündüz gibi aydınlık, güvenli bir İstanbul’un hepimizin hakkı olduğunu ve bunu gerçekleştirmenin pek zor olmadığını da eklemişti.

Az laf çok iş anlayışı ile bugüne kadar ülkem ve milletim için yaptıklarım, İstanbul için yapacaklarımın teminatı olacak. Bu inançla göreve talibim. Desteğinizi talep ediyorum. Saygı ve sevgilerimle” diyerek, İstanbul’dan oy istedi.

Muhafazakâr partiler, emek sermaye sorunlarıyla pek ilgilenmezler. Gelir dağılımı dengesizliğinin üzerine giderek solcu-komünist damgası yemekten kaçındıkları için, kamu adına piyasayı düzene sokmaktan kaçınırlar. Bu sebepsiz kaçınma da, ahaliyi, yanlış kanaate sevk ederek, “Müslümanların kapitalistlerden yana oldukları kanaatine sürükler. Müslümanlıkta pazarın liberal olduğu zannı, muhafazakarları “Bırakınız yapsınlar”a karşı sert tavır almaktan çekindirir..

Binali Yıldırım’ın bu mektuplu seçim beyannamesinde, maalesef mutfakları şenlendirecek tabanın yararına bir tek cümle yoktu. Bu eksikliktir ki, İstanbul’u birinci etapta elden kaçırtan dokuz binlik oy farkını, ikinci etapta dokuz yüz bine yükseltti..

Oysa AKP, asgari ücret/simit nispetlemesiyle iktidara erişmişti. Aynı nispetleme ki şifresi, “her şey daha güzel olacak”, İstanbul’u aldı götürdü.. Sanıldı ki, selametliler kancıklık etti. Yok öyle bir şey..

AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin hanımefendi, kadına, kendi gerçeğini inşa eden yapı ustası olarak, AKP’yi gösterdi. Kadın vardı amma okuyamıyordu, bir mesleği olamıyordu, askerdeki oğlunun merasimlerine gidemiyordu, bazı önemli kişilerin eşi bile olamıyordu. AKP, kadınları bu yokluklarından kurtararak kendiliklerine kavuşturdu. TRT’nin kamuya açık konserlerine dahi gidemiyordu. Çünkü yok sayılıyorlardı. Ve AKP, kadını inanılamaz mağduriyetinden çekip, çıkarıp kurtardı anlamındaki konuşmaları üzerine, Meclis Genel Kurul salonunda, Ecevit’i hatırlayan bir CHP’li tarafından kendisine, had bildirme cezası istendi..

Bu kadına haddini bildirin”! diye haykırdı, CHP’liler.. Normal kabul görmelidir, bunlar..

Fatih ve Kanuni sonrasının Osmanlısı, Birinci Cihan Harbinden çıktığında anayurdu işgal altında idi. Sarıklısı-mollası, köylüsü-kentlisi, kadını-erkeği ve dahi çeteci efeleriyle birlikte kurtuluşa erince, anayurdun idari yapısı değiştirildi. Bu yeni yapı, Kemalizm’in eseri oldu. Yani ihtilalin...

İhtilallerde usul böyledir. Eskiyi kökten temizleyeceksin..

Kalıntıları yok edilir. Eski, en büyük ve tehlikeli düşmandır. Burada da böyle oldu..

“Osmanlı tarihi, baştan nihayetine kadar hakanların, şahısların ve zümrelerin hal ve hareketini kaydeden destandan başka bir şey değildir..

 Yeni Türkiye’nin eski Türkiye ile hiçbir alakası yoktur. Osmanlı hükümeti tarihe karışmış, şimdi yeni Türkiye doğmuştur.

Türk aydını için dini esaslar üzerine kurulu toplumsal düzenler, kıyamet günüyle eşanlamlıdır.

Yeni yapının temeline eskiye yönelik bu reddiyeler, Söylev ve Demeç formunda köşe taşı olarak yerleştirilince, sonra gelen nesiller, düşman kesildikleri değerleri işte şöyle tanımlayacaklardı..

Çöl kanunu veçöl bedevisi..

Hâlbuki yeni yapının ilk meclisinde ilim ehlinin toplam temsilcilere nispeti yüzde ellilere yakındı. Onuncu meclise kalmadan sıfırı tüketti. Yeni yetişen nesiller de, şüphe duyup düşman kesildikleri eskinin değerlerine hayat hakkı vermeyeceklerdi, vermediler de.

Kamu alanında kadınlar, peygamber ocaklarında da erkekler var iken, varlıkları yok sayıldılar, hayattan isimleri silindi..

İhtilal sonrasında Yeni Kuruluş, eskiye saygıyı önleme amacıyla laikliği kullandı. İstedi ki halk, kendi özelinde Müslüman, kamu alanında laik yaşasın. Kamu alanında ne erkeğine ne de kadınına hayat hakkı tanınmadı. Daima şüphe objesi yapılarak yok sayıldılar.. Bundandır ki, cezalandırmak için Özlem hanımefendiye yönelik “had bildirme” teşebbüsünü normal görürüz..

Şimdi, Özlem Hanıma düşen işe gelelim..

İlk birincisi olarak, yıllar yılı İstanbul’un sevdalısı Binali Yıldırım’ın boş bıraktığı alanı doldurmak. Bu da, halkın mutfağı ile ilgilenmeyi gerektirir. Tek kişilik bir mebus gücü, hele hele başkanlık sisteminde, bu yükü kaldırabilir mi?

Yolunda ölünür ya…

Emek yoğun işyerlerinde, hak ve hürriyetlerine ilaveten fiziken de yok sayılan kadın ve kızlar köle gibi çalıştırılıyor. İzbe bodrumlarda. Kamu alanlarında örtülünün yok sayılışı gibi yok sayılarak. Güvenliksiz, kayıtsız ve de gerçek anlamda ücretsiz..

Bunları gün yüzüne çıkarmak.

Yoksa, el yapımı kanunlar da “NAS” değildir.. 

Hepimiz beşeriz. Dolayısıyla şaşırıp yanlışa dalmak, bizim maluliyetimizden. “Nas” olmadığı söylenen “İstanbul Sözleşmesi” de, bu tür yanlışlardan bir örnek. 

Bunun pisliğinden temizlenmek de, milli, dini, ahlaki ve insanı bir görev olarak, Özlem Hanımlara düşer..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Salih

Mahalle baskısına döndü,kadının çalışması.Tabi normal okuması.Aileler azalıyor okudukça,şey çalıştıkça kadın.İki maaş niye okumasın.Bizim müslümanın oğlu evlenirse tek.Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.Birde yeni çıkan boşanma modası,tesettür gibi.Bari evde çalışan kadını destekleyin.Hem sonra okumak adam olmak için değilmiydi Özlem hanım;erkeğin adı yok.
  • Yanıtla

Hüseyin subasi

Imamoğlu mutfaklara çok ilgileniyor halk ackalmasin diye resim bile satın aldı bakın seyredip doysunlar
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı