• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
01 Ekim 2020

Terazi...

Tahterevalli, park ve bahçelerin başta gelen eğlencesi. Tahterevalli, kefeli teraziye örnek miydi, yoksa terazi, ilhamını tahterevalliden mi aldı mı?  

Kadın ise, bir canlı mekanizma kimliğiyle, hayatın bu ikilisine ilave bir üçüncüsü..

Bir yanıyla evlik halinin mutluluk saçan eğlencesi, diğer yanıyla da, bütçe dengesini koruyucu ev içi usta amele. Ne zaman ki ibreli teraziler çıktı, kadının da, kefelerini oluşturan, denge mekanizması bozuldu..

Kadın cinayetleriymiş. Bu ortamda ne beklenirdi ki!…

Farklı iklim şartlarında yetişen nebatat, yapı ve karakter bakımından birbirlerinden farklı. Ayrıca, canlıların üreme şekli de .. 

Anneler, tek bebekle yetinirken, küçükbaşlar ikişer kuzu olarak doğuyorlar. Domuz ise, bir batında sekiz-on yavrusuyla başı çekiyor. 

Tahıl da öyle. Yerine ve toprağına göre bire ondan bire kırka elliye kadar verim kapasiteleri oynak. İnsanoğlu artan nüfusu doyurmak ve ticaretinde daha da fazla kazanmak için bunların karakterlerini değiştirip verimini arttırıyor.

Ürün karakterindeki oynamalar bir yönüyle fayda sağlarken, diğer yandan istenmeyen sonuçlara varıyor. Mısır nişastasından ucuz şekerli yiyecek insanı şişirirken, domuz katkılı köfteler de, tüketenleri uçkurculuğa yönlendiriyor..

Ekip, biçip satanlar kazanırken, yiyip içip tüketenler de, yiyip içtikçe bozuluyor. Mısır şekeri insanın doygunluk hissini yok ederken, kadınlık hormonları il östrojenler, tüketenleri cazibeli kılıyor..

Dişisi, beden onun değil mi, serpildikçe serpiliyor, kime ne?..

Erkeği de, serpilenin siparişini alamazsa, vurup kırıp öldürüyor..

Senaryo böyle kurgulu. Oyuncular, kırıp dökerek, namuslarını kurtarırken, seyirciler de, ellerinde pankartlar, yollara dökülüyor..

Velev ki ibneyiz, sapkınız. Kime ne!”..

Kadın cinayetlerinde, otuz iki kısım hep aynı oyun, oyuncuları farklı. Çaptan düşen kayboluyor..

Kadın çalışıp kendi parasını cebine koymalı ve kimselere de kölelik etmemeli. Kocasının, babasının baskısından kurtulmalı..

Hükümetler vergi konusunda kadın mükelleflere erkeklere nisbet pozitif ayırımcılıkla vergilerini yarı yarıya düşürmeli, hatta tam muafiyet tanımalı.    

Dikkat buyurun, pancar şekerli tahin helvasının sofralarımızı süslediği yoksulluk günlerinde hiç kimse komşusunun karısıyla kızına göz atmaz, atamazdı. Şimdi, reklamcının çiğ sesiyle kirli objektifi, rüyalarımıza giriyor.

Devlet ya da hükümetler kadın emeğini desteklerken, erkek emeği işverenlere, aile mutfağı da kocalı kadınlara zor geliyor..

Neticede, mayası tutmamış mutluluk, maneviyat yönünden zayıf temeller üzerine kurulu aile ocağının dumanını iktisadi güç yetersizliğinden kestiğinde, ilk hevesin sevgili ve saygılı yalancı aşk ateşi, mutluluktan, nefrete dönüşüyor..

Kadın cinayeti denilen senaryosuz oyunlar aynı hastalığın benzer belirtilerinden. Neticeleri de birbirlerine benziyor.

Erkek değil mi, çekiyor vuruyor ve namusunu temizliyor..

Kirli namus, kimin namusu idi ki?..

Seçenin mi, seçilenin mi?

Haydi bakalım, çıkın işin içinden..

Diyelim ki “İstanbul Sözleşmesi” kazandı. Sözleşme, tam metin halinde uygulamaya geçildi. Artık memleketimizde cinsiyetin lafı edilmez ve edilemez. Kızlar oğlanlar ve çocuklar. Kadınlar erkekler, bir başka ifadesiyle karılar kocalar yok artık. Hepsi birlikte tek boyutlu cinsiyetsiz insanlar.

Kimler kimlere ihanet edecek de, yine kimler kimleri kimlerden kıskanarak öldürecek..

Herkes hünsa, hem alıcı hem verici!…

Ve uçkur cinayetleri, ne ad verilip nasıl tanınacak?..

Yok tanıma. Ölmek de yok artık. Herkes yaşayacak.

İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Yaşasın herkes. İbnesi de yaşasın, puştu ve pezevengi de.

Farkındayız, üslup çok kaba ve çirkin..

Ne çare. İstanbul Sözleşmesi yaşatırsa, bundan beri, bizlere de kabalık yakışır.

Diyorlar ki, “Cumhuriyetin Banisi Atatürk”tür. Cumaları kıldıran da odur. Cumhuriyet Halk Partisini de o kurmuş.

“Kurma” kavramı fiilden gelir. Fiil ise, somut değil, soyut bir kavram. Esasen her nesne de ölümü tadıcı. CHP de öldü ve sonra, benzesin de boşluğunu doldursun diye, başkalarınca yeniden ikincisi kuruldu..

“İstanbul Sözleşmesini yaşatmak için”. Dilini ve üslubunu da değiştirecektin, yaşamak için..

Yaşamak için..   

Vedalaşırken bay bay (bye, bye) çekiyorsan, nedir bu efelenme!..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Osman Yağcıoğlu

Allah size hayırlı uzun ömürler versin Atilla bey sonunda sizi de raydan çıkardı bu menem İstanbul Sözleşmesi. Ama olsun bazen kaba da olsa taşın gediğe oturması buna bağlı
  • Yanıtla

Mustafa

Berat albayrak kura bakmasın sadece şuna engel olsun faizli paralarla park bahçe asfalt camii yaptırması lar belediyelerin bütçesi ne ise okadar harcama yapsın. Faizli parayla yapılan banklar batıyor artık. Veya park bahçelerde yap işlet devret modeli olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23