• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
09 Nisan 2020

Tepeden indi böyle oldu…

Cumhuriyet, tepeden devrimle kuruldu. Kimsenin itirazı yok. Cumhuriyetin, topluma dirlik düzenliği sağlayıcı, insanımıza huzur ve emniyet, kesesine de bereket getirici bir idare sistemi olduğu söylenir. Doğrudur/ yanlıştır, kesin hüküm verilemez.

Alet işler, el de bundan övünürse, günahı da sevabı da, bunu işleten elinindir…

Her yenilik, ikilik doğurur. Matbaanın getirilmesinde de öyle olmadı mı? Yenilikçiler istedi, postane hastane kapılarında el yazısıyla mektupçuluk yapanlar, ekmeklerinden olma korkusuyla karşı çıktılar. Bunu fırsat bilen yenilikçiler de itirazlarını, imamlarla hafızların üzerinden Müslümanlara attılar..

Hâlâ devam eder bu iftiracılık..

KORONO ile savaş stratejisinde kurmaylar, saldırı ile savunmayı iki ayrı cephede yürütüyorlar. Halk, kendi evlerinde saklanırken, muharip kuvvetler, cephelerde savaşıyor…

Savaş gereği, üreticiyle tüketicinin pazardan çekilmesi, şehir içi toplu taşımada yolcu sayısını düşürdü. 

Bu da, otobüsçüleri üzdü.

İslam’ın bir şartı da içki içmemek. Ramazan aylarında İstanbul’dan Anadolu’ya giden az sayıdaki ehlikeyfin, mahallin lokantalarına faydası olmayınca, meyhanelerle aşhaneler de kapanıyor. Ticari mantık, bunu böyle emreder. Boşu boşuna zararına dükkan açmak iş değildir.. 

Korona krizi, pazarda otobüsçüler aleyhine “yolcu krizine” döndüğünde, özel sektör eliyle yürütülen ulaşım hizmetinde otobüsler, eski sıklıkla ve de az yolcuyla zararına çalıştırılamaz. Belediyelerin hikmet-i vücudu da işte bu noktada ortaya çıkar. Otobüsçünün zararına merhem olur. Olması lazım gelirken, İmamoğlu gereğinin tersini yaptı.. 

Ekonomik hayatta Ramazan ayı, pazarın aşhanecisiyle meyhanecisine ne yapıyorsa; KORONO da, aynı etkiyi toplu taşıma üzerinde gösteriyor. Yolcu yok denildi, otobüsler de garaja çekildi..

Toplumun, ister hayrına ister şerrine olsun, Türkiye’de olduğu gibi, ikiye ayrışık hallerinde, her birinin fikri ve icraatları, karşı yakanın fotoğraf makinasına ters akseder…

KORONO krizinin dar gelirli mağdurlarına yardım kampanyasına istemezük çeken muhalefet de, “rövanşını”, toplu taşıma hizmetlerinden almak için, sefer sayılarını düşürüyor..                                                            

Ağlar mısın güler misin?. Bu ne terslik yahu!..

Kriz, tuttuğunun mağduriyetinde ayrıcalık ve kayırmacılık yapmıyor. İşçisini işvereninden ayırmıyor. Kimisini iflasa sürüklerken, işçiyi de işinden koparıyor. Ortalıkta bir devlet var bir de millet. Yük, bu ikilinin üzerine düşüyor. Tüm dünya kendi başının derdinde..

Hiç kimse, ilaç olur da şifa bulur hainliğinden kimsenin yaralı parmağına işemeye yanaşmıyor. Dünya âlem, hal ve vaziyet aynen böyle.

Devlet Başkanları, üzerine görev, milleti, bilhassa Kızılay üzerinden ağırlığı Ensar ve benzeri vakıflara milyonlarca dolar gönderen torun tombak sahiplerini, millete ve sıkıntılı dindaşlarına yardıma çağırdı..

Cengizlere, devletin verimli yeşil ovalarından kalyonlu kalyonsuz hasat kaldıranlara, bereketli hasatlarının öşürlerini hatırlattı..

     

Tepeden devrimin karşı yakası ise, mayası gereği hiç beklemeksizin, açıverdi ağzını;

“Bütün devletler vatandaşlarına para dağıtırken, bunlar vatandaşından para istiyorlar.

Nasıl olurmuş?”...                                                             

Olur olur. Hem de bal gibi tatlı olur. Ve ayrıca;

Kriz, ya da krizler, piyasayı her zaman boydan boya kırana sokmuyor. İşlerinde akıllı ya da kurnaz davrananlarla, hükümetin vergi ödemelerinde tanıdığı zaman desteklerine ihtiyacı olmayabilenlerin haddi hesabı yok. Devlete ve hükümetlerine gurur verenler, bu kampanya döneminde niye vergilerini tiko para ödemesin, ödeyemesinlerdi?.. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23