• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
05 Kasım 2020

Tasarruf emri..

İsrafın kötü ve zararlı olduğu anlaşıldığında, önlemenin yoluna bakmak gerekirdi. Oysa devletin veya erkânın, şimdiye dek “fazla harcamaya dur” dediği ne görülmüş ne de duyulmuştur. Bu eksiğin tamamlanması için, emir mi verilmeliydi tavsiyede mi bulunmalıydı?.. 

Şimdi, gelelim Tarım Bakanı’nın yaptığına. Emir mi veriyor, tavsiyede mi bulunuyor?..

Geleceğimize sahip çıkalım, tek bir lokmayı bile israf etmeyelim, isteniliyor. ‘Gıdanı Koru’ kampanyasında bize katıl’ diyen bir mektup göndermiş. Bizlerden söz istiyor..

www.sofranasahipcik.com’a gel. Sen de söz ver”..

Tekrar soralım. Bu nedir? Emir mi, rica mı yoksa, yol gösterimli nasihat mı?..

Her ne olursa olsun, geç kalınmış güzel bir önderlik. Padişahlık sonrasının inanç serbestliği, halkta ve devlet erkânında, sudan çıkmış balık şaşkınlığı yarattı. Gerçi Osmanlı döneminin beyaz nüfusu da, tüketimde normal sınırları aşıyor idiyse de, bu tüketim, israf gibi görünen bu fazlalıklar, uzun yıllar ekmeği askıya astıran meşru gerekçelerine de hep sahip olageldiler.

Toplumumuz için son zamanların yüz karasıdır bu gerekçelerden yüz çevirme çirkinliği..

Cumhuriyet’in erken yılları, nafakasını zor zahmet çıkarabilen çarığı patlak köylünün Ankara içlerine doğru yürümesine izin verilmediği günlerde de, gıda maddelerinde israfçılıkla ilgili suç ve günah emarelerinden pek laf edildiğini duyulmamış..

Herhalde, alt tarafı bir avuçluk bezden mamul şapka aşkına dizi dizi kafaların alındığı bir ortamda, Allah aşkına bu konuda tavsiye riskini üstlenecek kimse çıkamamış. Sütçü İmam korkusu dudakları kapatmış olmalı..

On Dört Mayıs Beyaz İhtilalinden sonra dudaklar biraz aralandıysa da, kapitalist sermaye daha atak çıkmış ki, beyazlarımız, hiç vakit geçirmeden Şişli’de bir cami inşaatına karar verdiler. Şehrin Beyoğlu yakasının son ucuna, şimdiki Şişli Camiini dikiverdiler..

Yüce Allah’ımızın iklim bereketinden halk, sahiplendiği bol imkânlarla tüketim disiplininde yolunu şaşırdı. Adanalı hacıağalar Beyoğlu’nda gece karılarına bar kapatırken, köylüsüyle işçisi de, hayat tarzlarında israfçılığa dalarak, modernleşme yolunu tuttu.

Politikacıyla bürokratları hiç hesaba katmayın..

Günümüze gelelim..

İstanbul, AKP’nin idi. CHP’ye devretti. Her ikisi de en basitinden girizgâh olarak birbirlerini, hizmet arabalarıyla bayram seyran amaçlı ikram harcamalarında sınır aşmakla itham ediyorlar. Diğer hem de itham ve söylentilerin haddi hesabı yok denilemez. Zira vatandaşın gözü görüyor. 

Ekranlar ise, çaprazlama olarak bu bağlamda ihaneti oynuyor. Kamuda ve vasat halk katlarında müsrifliğin böylesine yaygınlaştığı bir ortamda, Tarım Bakanının gıda maddelerinde tasarruf ve israftan kaçınma kampanyası, sevindirici ve gelecek için umutlandırıcı oluşunun yanında, inanılamayacak derecede de şaşırtıcı..

İnşallah. Hocanın gölü mayalamasına benzemez de, yoğurdumuz, beklenen kaymağını bağlayabilir..

Evin çift kanatlı bir penceresinin dışına iki sırada altı adet uzunca saksı yerleştirdim. Evvela üç-beş kök yabani misket domates ile on beş kadar yerli çilek fidesi. Evvelki sene verdiler ve geçen yılı da kendileri tohumladılar. Domatesini yedim çileğinden de reçelini.

Çilek, yaz ortasında hamile kalıyor. Kökünden bir göbek kordonu çıkarıyor. Onar santim ara ile kordon üzerinde yavru çilek kökleri gelişiyor. Kordon uzadıkça yeni çilek bebekleri de çoğalıyor. Kökleri toprağa oturttum, camların ön tarafı bir dönümlük çilek tarlasına dönüştü.

Bu yıl kısmetse toprağa değdirmeden beslenmelerini deneyeceğim. Analarının göbek kordonunda cambaz gibi sallanmaya bırakacağım. Analarının kendi bedenlerinde ürettikleri bebek mamaları, ipte sallanan çocuklarını geliştirip ürün vermelerine yetebilecek mi, göreceğim. Kurumazlar ve bir de çilek verirlerse, kalemi elimden bıraktım gitti..

Yeter ki, Bakanlar tutsun elimi..

Pencere bahçesini sularken pazardan aldığımız yeşillikleri yıkadığımız atık suların yeşerttiği iki küçük sopacık kendiliğinden yeşerivermişti. Birer buçuk metreye ulaştılar. Pencere önünde bir karış saksı toprağında iki erik fidanı…

Birisi, gövde dikenlerinden belli papaz eriği. Diğeri de, mürdüm veya sonbahar eriklerinden birisi. Bu bahar çiçekleneceğini umuyorum. Umulur ki, erik reçeline de ücret ödemeyeceğiz..

Devletin çok büyük projeleri var. Özellikle kadınların projeli profesyonel yatırımlarını, sermaye desteğiyle teşvik ediyor. Bu yaştan sonra, hem kadın da olmadığımız için, Amir-i İta, bizim gibi emekli amatörlere el uzatmaz. Varsa yoksa Beyazlara. Tvik yerine, bir an evvel bırakıp gitmemizi hem ister hem de bekler.

ANAP’ın Çalışma Bakanı hanımefendi de iktidarların en açık sözlüsü olarak, Demişti ki:

Emeklinin ekonomimiz için en hayırlısı ve faydalısı, üç ay sonra, helvasını kardırıp gidenidir..

Bilgi ve şikâyet kabilinden şunu da söylemeden edemeyeceğim. Türkiye’yi kör topal ayakta tutan dinamik güç, politika esnafıdır. Hiç kimse kızıp öfkelenmesin. Halimizin sorumluluğunu, dış dünyanın sömürgecilerine havale etmek, her şeyden evvel ayıptır. Parmakları tespihliymiş yok, kadeh kaldırıyormuş bunlar politika cambazlığıdır.. Hiçbir Ankaralının lükse düşkünlükte birbirlerinden farkları yok…

Cumhuriyetin çağdaş yönetim mekanizması, kuruluş ayarlarından farklı bir şifreye kurgulanmış bir kez. Ne yapılsa, hava..

Ne ka israf, o ka gelişme !..

Andımız budur…

Latife bir yana, üç-beş metrelik bir lobi bahçem olsa, zaten temelli İstanbullu da olduk. Yaşlılığın şükranlığını yaşardık. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kocasolak

Ankara merkeze 75 km. Konya’ya bağlı kulu ilçesinin DİNEK köyüne gittik. Çocuklar yediğimiz meyve sebze, tahıl, et süt nerden, nasıl üretilerek geliyor görsün diye. Bura çok kokuyor şikayetleri arasında girdik köye. Cami önünde üç beş kişi ile sohbet ettik. Sebze meyve, süt yoğurt, yağ, yumurta ve tavuk üretim yok, bakkaldan alıyorlarmış. İsveç’ten gelen gurbetçi paraları ile geçim sağlanıyormuş. Peki bu koku nedir dedik. Kurbanlık besi yapan birkaç aile var atamadık köyden bir türlü, onlar kokutuyor köyü dediler. Arı bal var mı, dedik. Bakkalda bol dediler. Peki siz ne işle menkulsünüz, dedim. Arpa buğday, pancar mercimek ekeriz, Ilgından işçiler gelir hasat ederiz. Hepsi bu mu dedim. Daha ne olsun dediler. Durum köyde bu! Şehir’i siz düşünün.
  • Yanıtla

Bir düşünen

İsraf kimliğimiz olmuş. Modern ekonomide israf yapmayı müspet anlamda talep yaratmak diye öğretiyorlar. Daha ne diyelim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23