• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
08 Ekim 2020

Süngü dansı...

Kalkınma yatırımlarında birim başına verim mukayesesi yapılır. Demirel, Sakarya-Adapazarı topraklarında dönüm başına otomobil ile balkabağı arasında ölçüm yapmıştı. Bir dönüm toprakta otomobil ne getirir, balkabağı ne?

Sakarya ve Düzce ovaları kabakçı idi. Otomobil daha kazançlı çıkınca, fabrikası kuruldu.. 

Müteşebbis yabancı idi paylaşımda önceliği kendine verdi. Türkiye’de araba sevdası azıttı. Otomobil çoğalınca insanlar şişmanladı. Şişenler bil mecburiye eczaneye yürüdü. Bu Cebri Yürüme, spor amaçlı değildi. Tedavi için sağlık yürümesiydi ve kamu sağlık harcamalarını yükseltti..

Araba sevdasının tetiklediği obezite, cari ödemeler balonunu patlattı.. Devletin hükümeti, patlağın yamasını denizlerde aradı ve halen de aramakta. Karadeniz’den gaz gelecek, Akdeniz’den de petrol. Hasan doğacak ve kasnak yağacak. Umud dünyasında insan umudu boyunca yaşıyor ve bu hayata da, fıtraten mahkum..

Cemiyet hayatı, değişime uğraya uğraya sürüp gider. Toprak ana, varlık yılları gibi, sıra ile yokluk yıllarını da yaşayarak ömrünü tamam eder. Bolluk darlık mevsimleri gibi ekonominin devri krizleri, Allah’ın sünnetlerinden kul terbiyesinde bir ders.

Öğrenilmesi ve öğretilmesi gerek..

Avukatlar, işleri tıkırında ve hayatlarından da memnun iseler, biline ki, memleketin hali harap. Toplum, adım adım, uçurumun kenarına yaklaşıyor. İnsanlar, derslerini almamış. Kendi için yaşamaya yönelince, ferdiyetçi olup çıkmışlar. Beşeri hayat, işte böyle kalleşçesine ediyor edeceğini. Bilfarz Türkiye’de de olduğu gibi..

Peki niye? Türk olduklarından mı yoksa, verilmeyen derslerini alamadıklarından mı? 

Çizgi dışından ani ve hızla zenginleşen bir küçük azınlığa karşı, sayı itibariyle bire on bin nispetinde durduk yerde yoksullaşan milyonlar.. 

Aptal mı bunlar yahu.. Allah mı düzenledi bu dengesizliği, yoksa kolektif kader mi? 

Mısır şekeri, girizgâhta da değindik, doygunluk hissini şeytancasına yok ederek şişirdiği insanı eczaneye koşturuyor. Eczacı-Şekerci ittifakı, düşman belledikleri Hazineyi süngületmekten haz duyuyor..

Atatürkçü Karaoğlan, kalkınma programını yaparken, çok sayıdaki “Alpullu”larla, ABD başkanının tek sayılan Cargill’ini verim nispetlerinde kantara vurdu. Kantarın topuzu “Alpullu”nun kafasına inince, Cargill’e degöl kıyısında yer açıldı..

Atatürk’ün “Alpullu”su, şişirmeden doyuruyordu. Atlantik’linin nişastalısı aldatarak şişiriyor..  

Atatürk’ün fabrikaları satıldı, bal baklava ucuzladı, insanlar şişmanladı, devletin sağlık harcamaları yükseldi. Cari açık, bomba misali patladı. Türkler pelteleşti.. Köylerde şehir ekmeği, değirmenlerinde muharrik güç, elektrik..

Suçlu kim ya da kimler? Kıvırmayın..  

Dünyanın cennet misali göllerinden biriydi, İznik Gölü.. Kurumaya başladı..

Göl kıyısına evvela KOÇ’un Asil Çelik’i geldi. Bunları gören bir iki tüzel kişi daha yerleştiler. Şimdi Gemlik zeytinlik havzası, sanayi bölgesine dönüştü.

Türkiye’de sanırım nişasta şekeri üreten beş fabrika. Bir veya ikisinin sermayelerinde ortaklaşa Türk payı. Diğerleri yabancıların. Bunların birisi, Türk - İngiliz sermayesinindi. İstanbul’un Kartal-Pendik civarında. Ortaklardan Türk olanı, halkımızca tanınmış yerli Türk işletmelerinden birisiydi..

Ülker…  İngiliz ortak payını sattı, Cargill kaptı...

Bak şu Allah’ın işine. Kartal’daki mısırdan şekerlik nişasta üreten fabrikanın Türk ortağı, bisküvi-çikolata kralı Ülker’i, dünya devi Cargill ile ticarette ortaklığa bağladı..

Fukaraların açlık çektikleri gecelerde zenginlerin tokluk hali, cemiyetin anti sosyalliğini gösterir. Devlet ise, yalancıktan da olsa, sosyalliğini göstermek için hükümetlerini kullanır. Türkiye Cumhuriyeti, sosyal hukuk devletidir. Laikliler laiksizler iktisatta sütkardeştirler. Düzenin dengesini bozmamak için açları doyurma görevini vakıflara aktarırlar.

Bu amaçla kurulan vakıflar, dernek ve cemiyetlere “Kamu yararına hadim”lik sıfatı verildiğinde, bu kurumlar, devletin ve matrah dışı şirket teberrularıyla yoksulların ihtiyaçlarını giderirler.

Kamu yararına ihraç malı üretilen spor sektörünün vergi muafiyetli futbol kulüplerini de hükümetler doğrudan hibe yardımlarıyla beslerler. Ayrıca, şirketler ve holdingler futbolcuların formalarındaki süsler için kulüplerine matrah dışı finansörlük yaparlar..

Devlet malı deniz denilmiş. Yenilmeyen tek domuz kalmış, o da yenilip bitirilmiş..

Tek kişilik asgari ücret, en küçük ihtiyaçlara göre hesaplanarak tespit edilir, dört-beş kişilik ailelere merasimle buyur çekilir.. 

Şeytan işi olsa gerek, ne yoksulluğun kökü kazınır ne de futbol kulüplerinin borçları biter, gözleri doyar.. Aksine, yıldan yıla devletin borç yükü ağırlaşır. Çaresiz kalan yoksullar da ucuzuna kaçınca, peynir niyetine margarine, bal yerine de Cargill’in şurubuna yürününce, dış dünyadaki ilaç tekelleriyle iç piyasadaki tağşişçi sahtekarlar, çifte bayram ederler..

Emekli olup da dışarıda çalışırken on beş yıl öğle nafakam bir paket Ülker bisküvit ve yarım litre de kutu sütü oldu. Sütün uzun ömürlü oluşundan bıraktım. Konya Şeker’in TORKU üretime başladı. Ben de onların şekeri pancardan “tam buğdaylı bisküvitine” yöneldim.. 

Amerikalı Kola’cının içirdiği portakallı gazozuna bir bakalım. 

Su, furuktoz-glukoz şurubu. % 2,5 portakallı su bulaşığı. Sitrik asit, sodyum sitrat. Askorbik asit potasyum sorbat. Renklendirici ve koku vericiler. Kıvam vericiler. Ve daha niceler de niceler.. 

Amerikalının Burger’li köftecisine giderseniz, köfteli bir sandviç, bir miktar patates kızartması ve bir bardak da Coca Cola. Hepsinin menşei Amerika ve burası hür ve bağımsız Türkiye..

Düşman tepeden indirip, denizden de çıkartma yapmış, bir tek kalmış..

Süngü dansı.. O da bizim düğünümüzde…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet Aydın

Allah razı olsun doğruları yazmışsınız
  • Yanıtla

ileri iletişim ve koparmama teknikleri

atila abinin yazısını okuyum derkene gözüm sayfasındaaki reklamlara kaydı, dağıldım aniden: "aşırı hız tutkunlarına sınırsız süper fiber internet/ galaksi z fold2/ çocuk şarkıları beste yarışması/ vestele çok yakınsın/ telefonlarda taksit fırsatı- türk telefon mehmete gel" acayip etkilendim şahsan, umarım tahrir kritik tekniklerim artmıştır. yahu bir de o yıllarda hani ali kırca' nın siyaset meydanında çıkan ama bir türlü milletvekili olamayan bir 'evin ana' vardı, o da bir margarin reklamına çıkmıştı, neydi yağın ismi be, 'evin yağları' mı idi? bakkallarda var mı ki hâlâ acaba?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23