Şehir emini seçilmiş...

27 Haziran 2019 Perşembe

Haziran’ın 23’ünde bir seçim yapılmış, CHP’den gelen bir istekli, riyaseti üstlenmiş. Şimdi milletin çenesi, günler boyu bunu işleyerek çalışacak...

Hayırlısı” diyerek geçelim. Fazla düşünmeye değmez...

¥

Bizler, tarih okumasını yanlış ya da eksik yapıyoruz. Hadiseleri oluşturan bir sebep vardır. Buna olayın dinamiği derler. Bu dinamik sebep, hemen bütün olaylarda iktisadi niteliktedir. Kulun bir beklentisi olur. Hz. Allah bunu hayırlı ve faydalı görürse ya da ne yönde irade buyurursa, beklenti o yöne dönüşür. Şehir eminliği savaşında da böyle olmuştur...

Partiler istediler ki, şehir eminliğini kendileri alsınlar, zira “eminlik”, getirisi yüksek bir uğraşıdır. Geçim derdini müştereken birlikte yaşayan seçmen, geleceğin “daha güzel olacağı” söylemine kanıp, inanarak “İmamoğlu” demiş ve Allah da, zaferin yükünü, ona yüklemiş...

23 Haziran’ı böyle okumalıyız...

¥

Seçmenlerin neleri yoktu ki, daha güzeline umutlanarak sandık başına koşturdu?..

Seçmen dediğin şunun şurasında var olanla yetinen değil. “Daha güzeli için” her zaman gözü aç insan. Emperyal güçler yani kapitalizm, bu doğal eğilimini istismar ettiği insanı gerekli gereksiz para harcamaya zorlayınca, mesela Türkiye’de yapıldığı gibi, vatandaş da eline geçeni harcar. Kendisine ne verirseniz az gelir. Dahasını ister...

İmamoğlu da bu numarayı kullandı. “Sizi daha güzel yapacağım” diyerek, alnı secdelisinden eli kadehlisine herkesi, beklentileri uğruna tuşa getirdi...

Bilfarz, Köşk’ün nesi eksikti ki, Saray’da karar kılındı!..

İnsanoğlu, emeğinin karşılığıyla yaşar. Bu değişmez kuraldır. Halk için de olsa, hizmetin yani ibadetin de ücreti verilir...

Demokrasinin en etkili afyonu da işte budur. “Halka hizmet, Hak’ka hizmettir” komprimesi... 

¥

Millete hizmet amacıyla ortaya çıkanlara, emanetçilik de yapacaklarından en palikaryasından ücret ödeniyor. Mebuslar maaşlarını az görmeye kalkıştıklarında hıyanetlik etmemeleri için istekleri kabul görüyor.

Baştakiler, bilerek bilmeyerek hazineyi tahrip edince, kendisine pek bir şey kalmayan aşağıdaki alnı secdeliyle eli kadehliler, “daha güzelcinin” peşine takılır. İktidarlılar da cahilcesine buna şaşırıp kalır...

Şaşmaya gerek yok. İnsanın fıtratı ve eşyanın tabiatı böyle...

Şimdi gelelim biraz tafsilatlı olarak, neticenin niye bu şekli alışına...

Bunun cevabını “İstanbul Savaşı” başlıklı yazımıza tepki olarak gönderilen bir okuyucu kaleminden alalım...

¥

Atilla Bey;

Eski CHP’nin düzenlediği Cumhuriyet balolarına niçin bu kadar takıldınız? O baloların kuruş kuruş maliyetini çıkarmak hiç zor değildir. 

Sizin annenizin ‘’kefen hakkı’’na saygı duyarız. 

Ellerini beytü’l-mal’den çekmeyenler, devletten zenginleşenler, bilhassa ihale yasasının defaatle değiştirilmesi ve belli müteahhitlerin Karun gibi zenginleştirilmesi sonucu ülkemize verdiği zararın büyüklüğü, bence sizin annenizin ‘’kefen hakkı’’ndan çok daha fazla olsa gerektir...

Bu zararı, alnı secdeli ak siyaset dostu ihale aboneleri yapmakta...

Bir büyükşehir belediye başkanlığı seçimini savaş olarak görmeniz ne kadar üzücü. Savaş dediğinizde, kan ve göz yaşı olur. Savaşın düşman cenahı olur. Bu savaşta düşman kim, dost kim, söyler misiniz? 

Hakkı,çaldılar söylemiyle elinden alınan İmamoğlu’nun, seçim tekrarı ile hakkı kendine iade edildi. Bu mu savaş?

¥

Gelelim savaş konusuna...

Savaş, kazanmak ya da eldekini kaybetmemek gayesiyle yapılır ve her savaşın kendine özgü silahı vardır...

Sıcak savaşlar ateşli silahla yapılırken, vatandaşa hizmet amaçlı politik savaşlarda ise, tutarlı tutarsız vaat silahı kullanılır. 

İstanbul’un Halıcıoğlu semtinde olup şimdi Askerlik şubelerinin toplandıkları noktada, eskilerin Mühendishanesi bulunuyor. Bunun ikinci katına çıkacaksınız ve Kağıthane Aş. Şubesinin kapısına dayanacaksınız. Tam karşınıza gelen duvardaki resme bakacaksınız.

Biz Cumhuriyeti Böyle Kurduk

Bir kağnı arabası, iki öküz. Üst başları dökük genç, ihtiyar erkekler, şalvarı yırtık çıplak ayaklı perişan kadınlar ve bir sürü çiroza dönüşmüş kuru kalabalık. Kafalarda da, takke külah...

Beri yanda, ayni gün ve dönemlerde şişelerindeki Kavaklıdere keyfiyle büyüklerimizi La Comparsita ile mutluluğun doruklarına tırmandıran Cumhuriyet baloları...

Bu yazımızla hem seçim sonuçlarını değerlendirdik, hem de okuyucumuzun aklına takılanı çengelinden kurtardık...

¥

Birkaç haftalık hikaye olacak...

“Belediyelerin, vakıflara, tekke ve tarikatlara yaptığı milyarlık yardımları”...

Kelebek misali havada uçuşan bu laflar gerçek mi yoksa, savaş cephanesinden bir örnek miydi?.. 

Hükümet, bu iddiaların asıl esastan yoksun olduğunu, belediyelerin böyle bir yetkisinin bulunmadığını bildirdi. Vakıflar, ancak toprak verilerek desteklenebiliyorlarmış, o da, eğitim gibi kamu yararına olmak kaydıyla...

Bir kız talebe yurdu bulunuyor. Şişli’de... 

Üç katlı tam donanımlı ve cadde boyunca büyük geniş bir bina... İki senedir faal. Bir ay oluyor alt kat boydan boya börekçi olup çıktı. Binanın ön boşluğuna da portatif bir yazlık ilavesiyle şahane bir giriş. Geçenlerde girip on kaymelik börek alıp çıktım...

Üst katlarda tesettürlü, kitaplı hanım talebeler okuyarak kalacaklar. Zemin kattaki lüks salonda, hizmet gören pantolon paçaları pencereli modern görünüşlü garson hanımlar...

Matluba uygun mudur değil mi? 

Uygunsa, beni aşar. Haydi eyvallah... 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ertuğ HanErtuğ Han26 gün önce
    İstanbulda köprüde 1tane araç asfalt söküyor 1 tanede kepçe var niçin 10 ayrı noktada buiş 10 an araçla yapmıyor 1hafta bile oranın sökülüp asfaltlanması için uzun süre İnsanlara saygı göstersinler emeğine zamanına benzinine .Bu kafalar bize umut vermiyor yetersizde..
  • AtçekenAtçeken26 gün önce
    Haklısınız ne vakıflar var, dükkan kira paralarıyla, köşeyi dönen.
  • Her şey aslına rücu eder:Her şey aslına rücu eder:26 gün önce
    Selametçiler ki; bunların kahir ekseriyeti erbakan hareketi ortaya çıkıncaya kadar sağlam birer chp' li idiler. DP hareketinin de azgın birer düşmanı... DP' den evrilip Selamete dönüşmediler yâni: buna, kimyada "süblimleşme" diyoruz; dönüşüm esnasında bir fazı atlama olayı yâni! O nedenle bunalım dönemlerinde hep sarıldıkları kapı chp' dir; chp düzenin kurucusudur çünkü onlar için de sonuçta..
  • Saadet cenahında denişen bi şey yok:Saadet cenahında denişen bi şey yok:26 gün önce
    Eğer seçilen kendileri değilse, en iyi seçilen chp' li seçilendir; bu kural aslâ denişmiyor.

Günün Özeti