• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
24 Aralık 2020

Sanat münekkitliği yapalım istedik..

Denilir, istenilir ve emredilir ki, ölenin arkasından konuşulmasın. Din, bir kurallar disiplinidir ve hayat pratiğinin de temel direkleri.

O kadar ki, ölüp göçen hakkında lehdarlığa bile pek cevaz yoktur. Muhasebe, Yaradanın (C.C) hakkıdır..

Vefat edenlerin sosyal pozisyonları, sınıf dereceleri ve ülke egemenliğindeki çap ve çerçevelerinin, musalla taşına kadar sürüklediği kalabalıklar, çok yönlü değerlendirilebilir. Kimileri vardır, iki amele bir saka tarafından defnedilmiş, kimileri de, takipçi dostlarına mezarlıkları dar getirmiş.

Bu bakımdan, siyaseten ve sosyal yönünden bilinebilirse de, batınında meçhuldür, ölüp gidenlerin defterleri..

Bendeniz efendim, bu meçhullük mefhumuna dikkat ederim ve her gördüğüm cenazenin duacısı olmam, olamam..

Bu itibarla, duyup işittiğim “simüle edilen mevlana kepazelikleri” karşısında, gerçeğine gösterebileceğim hürmet ve saygı duygularımı kısarak, mahallinden kaçarcasına çekip giderim.. 

Ayrıca belirtmiş olalım, “simülasyon”, sadece teknolojik bir olgu da değildir…

Bu tavır ve prensibim, damak tadı bağlamında pirzolayı ittirip bamyayı kendime çektiren sofra tercihimdir de, ayni zamanda...

Buradan hareketle şimdi rahatlıkla şunu söyleyebilirim.

İmamoğlu, Müslümanlar için üstlendiği reform amaçlı Martin Luther işlevinde, kendisine Emr-i Hak vaki olmadan evvel hür irade ve arzusuyla, tabutuna cami kapılarını kapattırmalı..

Aziz Nesin, kendi iradi tercihiyle dinden bağımsız yaşadı. Sözünün eri, reddiyeci bir er idi. Ölüsünün, yatağından alınıp arz üzerinde koordinatları belirsiz bir köşeye, davulsuz dümbeleksiz sessizce gömülmesini istedi..

Ve öyle de yapıldı…

Ben şahsen, toprağının bolluğunu temenni ederdim. Sulh içinde bir arada yaşamanın temel şartı da budur..

İmamoğlu, 16 milyon İstanbul halkına hizmet borcu yüklenmiş bir politikacı. Amma beri yandan bu alanda mesleğin disiplinini tedris eden profesyonel adaylarına karşı yarışan çok yönlü bir tiyatro yöneticisi olabilmenin de peşinde..

Lakin, kurguladığı düğün provasına bakıldığında manzaradaki felaket ve çirkinlik, dekorasyon eksikliğinden ziyade, sanatçı seçimindeki cinsel yanlışlığın üzerinde yoğunlaşıyor..

Sanırız, İstanbul Sözleşmesine olan aşırı duyarlılığı, kendisini, semazenlikte dişiliğin bir mahzuru bulunamayacağı yanılgısına sürüklemiş …

Neticede İmamoğlu, politikadan gelme bir tiyatro yapıcısı olma teşebbüsünde, vasat üstü yeteneği bulunmayan bir kişi olarak beliriyor..

Yoksa, Luterizm ile ne alıp veremediği olabilirdi?

Peşinen belirtmiş olalım. Bu yorumlarım, hakaret ve aşağılama olmayıp, bilakis, tiyatro sanatında sergilediği öz güvenini takdir ve tebrik anlamındadır. Lakin, bu bir gerçektir ki, bu alanlara tek başına ve danışmansız dalış, müteşebbisini ele güne karşı, mahcup düşürür. 

Misalen Genç Türk’lere gelelim. İslam düşmanlığının ana temeline yerleştirilen Avrupa’dan damızlık erkek ithalatının İttihat ve Terakki’yi ayıplı ve mahcup düşürmesi, gibi..

Malumunuz olmalı, Küçükömer, CHP’yi, İttihat ve Terakki’ye furgon yapar..

Dinler tarihi, hayat ile başlar. Kainat ahvalinde Bir Yaratıcı ve binlerce de yaratılan. Hz. Allah ki yaratıcı olandır, hayatın kurallarını din olarak vaz etmiş. Bunların izah görevini de, yeri ve zamanına göre sırayla vazifeye gönderdiği Peygamberlerine vermiş.. 

İnsan yığınları, toplumlar, imkanlarıyla birlikte gelişip güçlendikçe, birbirlerine karşı olduğu gibi Yaradanına karşı da isyankarlığa başlıyor. Ortaçağ papazlarının zulmünden el aman çekenler de, kendi aralarından çıkardıkları bir Martin Luther’in komutasında, bu zalimlere karşı savaş açmışlar. 

Papazların elinde metaya dönüştürülen din, bu savaş sonunda kurtarılınca devrin dindarları da kendilerince ak pak edilen dinlerini aralarında paylaşmışlar. İzniklilerin dinlerine Ortodoksi denilmiş. Luther’in dinine Protestanlık ve papaz takımının elinde kalan parçasına da, Roma Katolik denilerek Papalara terk edilmiş. Bu arada kendine pay çıkaran İngilizler de, Anglikan olup çıkmışlar..

Müslümanlığın neresinde bir eksiklik ya da teferruatında bir fazlalık görülmüş ki, İmamoğlu, sazan gibi atlayıvermiş Müslümanların ibadet geleneklerinde değişiklik yapmaya?..

Niye ki Luterizmindeki ilk denemesine, Hz. Mevlana’nın düğün gecesinden başlamak istedi?

Bu bir proje midir?, öğrenmek isteriz. Baş Prodüktörü nereden?..

Yoksa, iç dünyasındaki zahiri safiyetin kendiliğinden tutuşturuverdiği bir resüllük özleminin dışa vuruşu muydu?.

Belki de kadın erkek fırsat eşitliğinde kadınlara metrobüs kaptanlığının yetersizliğinden ötürü bu eksikliği semazenlikle tamamlama arzusunu gerçekleştirmek miydi, arzuladığı başkanlık yolunun ilk durağı?..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

bozeren

baştan sona en anlayabildiğim yazınız bu oldu. size ve kaleminize sağlık, sıhhat ve olabildiğince daimilik dilerim Atilla bey.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23