• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
04 Kasım 2019

Rastgele Cuma…

Devlet Başkanları ile İstanbul Belediye Reisi bir cuma vakti Çamlıca’da karşılaşmışlar. İkisi de Cuma’ya niyetlenmiş olmalı ki, karşılaşma yenilerde inşa edilen Çamlıca Camiinde vuku bulmuş. Bunlar, Türkiye’de gündemin birinci derecede gözde kişileri olduklarından, imamın hemen arkasında ilk safta yer almışlar. Hatta dirsek dirseğe…

Abdülhak Hamid’den, Münir Nurettin’in anlamlı bir şekilde yorumladığı “Her yer(i) Karanlık” basmadan, siyasi hayatımızda da sürgit devam etmesi arzulanan manzaranın sonrasında taraflar, camiin kahyasıyla birlikte çevreyi dolaşmışlar… 

Kahyanın izahına göre Çamlıca Camii, bahçesiyle birlikte bölgede büyük ve geniş bir yer kaplıyor. Sırf cami ve müştemilatın güvenliğinde kırk kişi çalışmaktaymış. Temizlik elemanlarının sayısı da otuz beş. Caminin piknik alanlarına eş büyüklükteki arazisi üzerinde inşa halinde bir de açlık bastırıcı pratik bir kır kahvesi…

Modern Türkçede buna “kafeterya” deniliyormuş, önemi yok. Yerinin niteliği itibarıyle biraz çirkin kaçıyor, o kadar...

Bu minval konuşan kahyanın amacı, sanırız İmamoğlu’ndan Cami ziyaretinin duhuliyesini ayarlamak...

Burası büyük bir kültür kompleksi. Masrafları oldukça yüksek. Çevre düzenlemesini henüz bitiremedik. Ayrıca buranın bakım ve muhafazası için personel gerekecek. Profesyonel gelirlerimiz kifayet etmediğinden dışarılardan yardım almak zorunluğunda kalacağımız kesin”

İmamoğlu, her şeyden evvel müdebbir ve tecrübeli bir işadamı. Ayrıca leb denilmeden leblebiden bahsedileceğini de kestirebilme yeteneğine sahip. Cumaya duhuliye ücreti ödemeğe pek niyeti yok. Cami de gerçekten çok büyükmüş. İstanbul belediyesi olarak Çamlıca cesametinde daha kırk kadar tarihi camiye destek veriliyor…

Eski Osmanlı devrinde böyle tarihi büyük yapıların masrafları kendi özel vakıfları tarafından karşılanırmış”…

Adam gerçekten ticaretin ustası. Tam da Atatürk’ün görmeği arzuladığı nitelikte bir tüccar. Daha antrenin girizgahında kahyanın önünü kesiverdi…

Çamlıca Camiini koruma ve yaşatma derneğinin VAKFA dönüştürülmesini tavsiye ediyor. Hiç çaktırmadan kibarca yük altına girmekten sıyrılmayı ustalıkla başarıyor….

Cami bahçesinde inşaatı devam eden kafeteryanın bir kurum tarafından çalıştırılması gerekirmiş. Mesela Beltur gibi!.. 

“Kafeteryada fiyatları yüksek tutamazsınız” diyor piyasa ve ticaret uzmanı başkan. Öyle ya, gelen adam oraya zevklenmek amacıyla gelmez, namaz kılacak, niye ödesin bir bardak çaya beş lira? Yeri ve amacı bakımından fahiş fiyat pek uygun düşmez, itiraz ederler, demeğe getiriyor, İmamoğlu…

On altı milyon İstanbullu Beltur’un hizmetlerinden memnun. Lakin fiyatlarındaki ucuzluğun sağlayacağı düşük ticari gelirin cami ile paylaşılacağından, beklenen faydayı sağlayamaz… 

 Valla doğru. Kahya, başka kapıya… 

 

İmamoğlu, laik cumhuriyetin önemli bir kamu görevlisi kisvesiyle camiye gidiyor. Alenen, açıktan açığa mekandaki insanlarla beraber imamın arkasında saf tutarak namaz kılıyor ve hutbe dinliyor. Şimdiye dek ayni çizgi üzerindeki diğer görevlilerden bazıları teneffüs ettikleri havayı kokladıkları gibi, o da laik atmosferde eski geleneksel Cuma’nın kendine has özel mistik havasını teneffüs ediyor…

Bu acı havayı teneffüs edenlerden birisi de, mesela Erbakan idi…

Amma. Az mı, hem de iğrenççe saldırıldı rejim yobazları tarafından, kendisine?..

Vuyyy, sen nasıl gidersin resmi kimlikli bir siyaset adamı olarak camilere, hem de alenen namaz kılarsın, Atatürk Cumhuriyetinde?”…

Şimdiye kadar kimlikleri itibarıyle hareket ve düşüncelerinde Erbakan’a benzercesine açıktan açığa namaz kılıp hutbe dinlemek, öfke ve şüpheyle karşılanıyordu. Sadece bu kadarla da kalınmıyor, vatana ve cumhuriyete ihanetle de, kitap dışından, suçlu sayılıyordu… 

Maruz kaldıkları kitapsız ve mesnetsiz saldırı ve suçlanmalarda Erbakan’lar ve, Erdoğan’lar silme cumhuriyet haini, Atatürk düşmanı değil miydiler?.

Ve daha nice nice iftira, suçlama ve hakaretler…

Şimdi, seçimle veya atamayla kamu görevini üstlenmiş kişileri suçlayan ocağın ve zihniyetin içinden çıkan adama, grubun ya da sınıfın tanıdığı kanunsuz ve kitapsız suçlanma muafiyeti, kendilerine imamın arkasında yer açıyor… 

Zahirinde bunu nasıl yorumlarsınız?..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

8- Peygamberimiz çobanı öldüren adamların gözünü oydu mu? Uydurma hadis: "Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.” (Buharî, Vudu, 66; Tıp,5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ahmed b. Hanbel III/107,163; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmizi, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8-9) Açıklama: Bu rivayette bir gurup gezgin medineye gelince güneş çarpmasından ishal ve baş dönmesi gibi rahatsızlıklar yaşıyorlar. Hz. Muhammed onlara deve sidiğiyle deve sütünü harmanlayıp içmelerini öneriyor. Adamlar bunu yapıp sağlığına kavuşunca azgınlaşıp çobanı öldürüyor. Sonra Hz. Muhammed onları yakalatıp ellerini ve ayaklarını kestikten sonra gözlerini oyup çölde ölüme terk ediyor. Bu rivayete sorulacak bir kaç soru sonucunda peygamberimizi zalim göstermek için uydurulduğunu anlayacağız. 1- Adamlar neden çobanı öldürdü? Müslüman olduktan sonra adam öldürmenin yasak olduğunu bilmiyorlar mıydı? 2- Diyelim ki öldürdüler, Hz. Muhammed neden kısas uygulamadı da adamları kesip doğradıktan sonra gözünü oyup sıcağa terk ederek ölmelerini bekledi? 3- Böyle bir ceza yöntemi kuran'da var mı? 4- Deve sütüyle deve idrarını karıştırıp içmek araplar arasında neden bilinmiyordu? Bu sorular, resul'ü acımasız birisi gibi göstermek için uydurulduğunu ve müslümanların deve sidiği içen iğrenç insanlar olduğunu göstererek islamdan soğutmak için uydurulduğunu ortaya koymaktadır. 9- Peygamberimizin idrarını içen sahabe var mı? Uydurma hadis: Umeyme binti Rukayka'nın bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (asm)'in Hurmadan yapılmış bir kabı vardı ve geceleyin ihtiyaç duyarsa, seriri (karyola, divan) altına koyduğu bu kabına bevl eder ve onu tekrar karyola altına koyardı. Bir gece yine aynı şekilde ona ihtiyacını giderdi ve kabı karyolası altına koydu. Daha sonra baktığında kapta idrar olmadığını gördü. Kaptaki idrarın nerede olduğunu sorunca, onu Hanımı Ümmü Habibe'nin Habeşistan'dan getirdiği hizmetcisi Bereke'nin içtiğini söylediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem: "Büyük ölçüde kendisini ateşten korudu." buyurdu. (Tabarani el- Mu'cemu'l-Kebir ve Beyhakinin Sünenü'l-Kübra - Ebu Davud, Taharet 13, (24); Nesai, Taharet 28, (1, 31)) Açıklama: Bu hadise göre Hz. Muhammed gece boyunca uyuyor ve tuvalet ihtiyacı gelince yatağının altına koyduğu tabağı çıkarıp içine işedikten sonra tekrar yatağın altına koyup uyumaya devam ediyor. Sabah olunca da hizmetçi kadın yatağın altında idrar dolu tabağı su zannedip içiyor. sabahleyin Hz. Muhammed tabaktaki idrarı arayıp bulamayınca kadına soruyor, kadın da onu su zannedip içtiğini söyleyince Hz. Muhammed '"Büyük ölçüde kendisini ateşten korudu." diyerek idrarını kutsal gösteriyor. Aklı başında olan insanların bu rivayetin şeytan uydurması bir masal olduğunu hemen anlaması gerekir. Çünkü hem peygamberi gece boyunca uyuyan bir uykucu gibi gösteriyor hem de tuvalete gitmeye üşenen bir tembel gibi gösteriyor. Kuran'a göre Hz. Muhammed geceleri ibadet ile geçirirdi. İsra suresi 79:Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nafile olarak O’nunla (Kur’ân’la) teheccüd namazı kıl! Rabbinin seni Makam-ı Mahmut’a beas etmesi (ulaştırması) yakındır. 10- Peygamberimizin sümüğünü kapışan sahabe var mı? Uydurma hadis: “Abdest alınca artan suyunu almak için koşuşurlardı, öyle ki neredeyse bunun için birbirleriyle vuruşacaklardı. Tükürdüğü veya sümkürdüğünde, avuçlarıyla onu kaparlar ve yüzlerini ve bedenlerini onunla ovarlardı. (Buhari 1/67) Açıklama: Bu hadiste Hz. Muhammed ilahlaştırılmaya çalışılmış, sahabelere de iftira atılmıştır. Peygamberin arkadaşları onun sümüğüne ve tükürüğüne rağbet edip kapışırlar mı? Böyle bir ortama Hz. Muhammed müsaade eder mi? Bunu düşünemeyen ehli sünnet müdaafacıları sahabelere putperest muamelesi yaparak iftira atmaktadır. Peygamberin sümüğünü kapışmak ona saygı değil hakarettir. Bu gibi putlaştırma oyunlarıyla peygamberi ilahlaştıranlar daha sonra kendi şeyh'lerini ilahlaştırırlar. Peygamber ne kadar putlaşırsa şeyh'i putlaştırmakta o kadar kolay olacağı için ellerinden geldiği kadar peygambere iftira atmaktan çekinmezler. 11- Peygamberimizin kanını içen sahabe var mı? Uydurma hadis: Ashab-ı kiramdan Abdulah b. Zübeyir de çocuk yaşta iken Hz. Peygamber (s.a.v)'in hacamat kanını içmiştir. Olay şöyle gelişmiştir: Abdullah sekiz dokuz yaşlarındayken, Rasulullah (s.a.v) kendisine hacamat ettirdiği kanınını toprağa gömmesi için bir kap içinde vermiş, Abdullah ise oradan ayrıldıktan sonra tek başına kalınca, kanı gömeceği yerde içmiştir. Geri dönüp gelince Resulullah (s.a.v): "Ne yaptın?" diye sormuş, o da kinayeli konuşarak: "Onu ortadan kaldırdım." demiştir. Hz. Peyggamber (s.a.v) durumdan şüphelenip: "Herhalde onu içtin?" deyince Abdullah: "Evet!.." demiştir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): "Kanı kanıma karışana ateş temas etmez." buyuru. (el-Askalânî, el-Metâlibü’l-Âli¬ye, 4:21; el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, 2708; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:554.) Açıklama: Bu hadiste Hz. Muhammed'in kanı sanki kutsalmışta onu içen cennete gidermiş gibi bir yalan söylenmiştir. Peygamberi ilahlaştırıp kanını içenin bile cennete gideceğini söyleyerek putlaştırma oyununa alet edilmiştir. Aksi halde kainatın efendisi konumuna getirip tüm rivayetleri sahih kabul ettirme kurnazlığını yapamazlardı. Önce kanını, idrarını, sümüğünü kutsadılar ki avam halk ''peygamber buyurdu ki'' diyerek sunulan sözleri sorgulayamasın Alıntı: https://bumudin.blogspot.com/2017/11/uydurma-hadis-ornekleri.html?m=1
  • Yanıtla

Mustafa

Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. (En’am, 38) Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye. (En’am, 65) İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık. (En’am, 98) Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, “Sen ders aldın!” desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım. (En’am, 105) Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (En’am, 114) Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitaptır. (Hud, 1) Sana bu Kitap’ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun. (Nahl, 89) Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. (İsra, 89) Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Yasin, 69) Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. (Sâd, 29) Kamer suresi 17_22_32_ve 40 Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23