Olmaya devlet, cihanda “devlet” gibi...

15 Ağustos 2019 Perşembe

İnşaat sektörünün, bilhassa büyük müteahhitleri olarak, devletten bir istekleri varmış. Hoş bir istek olsa gerek!...

¥

Bilindiği gibi dış ticaretimizde açık veriyoruz. İhracatımız ithalatımızı karşılayamıyor ve açık günden güne daha da büyüyor. Buna mani olabilmek için pazara döktüğümüz malımızda çeşitlenme gerekiyor...

Bu arada yabancıların Türkiye tutkusu da kabarıyor(du). Birkaç yıl buralara gelip tatilini geçirenler arasında bakiye ömürlerini Türkiye’de tamamlamak isteyenler de oluyordu. Onları sağlam kazıkla buraya bağlama fikri ortaya atılınca, toprak satışında çılgın bir rekabet başladı...

Ve tuttu da...

Turistikleştirilmiş bazı kasabalarımız yeşilli kırmızılı trafik medeniyetinde adeta ihtidaya erdiler. Medenileştirilen tiryakilerimiz artık izmaritlerini sokaklara atmıyorlar. Yerliler de, yabancıların yerleştikleri beldelerde birbirleriyle karşılaştıklarında, tanısın tanımasınlar “havıydu” çekiyorlar. Az buz medenileşmedik değildi, yani...

Bizlerdeki bu esnetilebilir mutlu değişimi görünce idare de, inşaatçıyı inşaatçılıkla birlikte önceliğe aldı. İnşaat sektörü, kalkınmanın lokomotifi ilan edildi...

Ah o gözü kör olası sermaye. Elimizde birazcığı olsaydı, bizim Taksim Squar, çoktan sollayıp götürmüştü New York’taki 103 katlıEmpire State Building”i...

Zeytinlikler kesildi. Koca ağaçlar devrildi, yeşil alanların kaderi değiştirildi ve Türkiye, binalar arası irtifa yarışında ABD’nin hemen arkasında ikinci sıraya oturtuldu...

İnsanın, DANGALAK olması gerekirdi, KAZDAĞLARINA kafayı takması için...

Bir tek eksiğimiz kalmıştı. ABD bayrağında bir ilave çizgi ve yıldızlı simgelerle yer almak. Ne olmuş yani, hem de Atatürk’ün yanında ve günlerinde, manda isteyenlerin kafasını mı aldılar?...

Ne de yakışırdı bizlere, Amerika içinde as ambitious as a new STATE olmak... 

Hem sonra, bizi Küçük Amerika yapmayı kafaya koyanların menşei nere idi?....

¥

İnsanın, Allah’ın iklimlerine muhtaç oluşu gibi, ekonomisi de devri ve tabii olumsuzluklara ve krizlere muhtaç. Şimdilerde bazı alanlarda, mesela gayrimenkul piyasasında patlıcan krizini yaşıyoruz. Pazarda satan ve satılan mal çok, alan ile alınanlar ise, pek yok...

Ekonominin lokomotifindeki başmühendisler şöyle buyurmuşlar...

Devlet, elimizde biriken mallarımızı alsın, taksitle yavaş yavaş millete satsın”...

Dernek ve vakıf kuruluşları gibi özel hizmet üreticileri böyle düşündüklerinde amaçlarına ulaşabiliyorlar da, ekonomiye lokomotiflik ederek istihdama da büyük katkılar sağlayan inşaatçı mücahitlerimiz neden devletten isteyemesinlerdi, “devleti”?...

Mahalli, harsi ve dini kültürümüzü canlı tutma amacıyla tertipledikleri festivalleri için destek ricasında bulunan vakıf ve derneklere çuvalla para akıtılırken, ekonominin bu ayrıcalıklı hükümranlarına ilaveten ve bunlarla birlikte, futbol klüplerinin de “devleti” devletten istemeleri yok mu!...

Gel de, hürmeten şapka çıkarma bu küstahlık numunelerine...

Bunların hemen hepsinin maliyeye birikmiş vergi borçları milyon dolarlarla ifade ediliyor. Ayrıca kendi aralarındaki alacak verecek türünden mahsuplaşılabilir karşılıklı borç ve alacakları da bir o kadar yüklü. İsteniliyor ki, devlet, Türk futbolu adına bunlara da bir kolaylık düşünsün...

Yahu, neresinde Türk futbolu, bunların?... 

Bir takım sahaya çıkıyor oyuncularının yarısı, hem de yüksek tarifeden yabancı. Devlet adamlarının bila istisna hepsi, bunların maşuku. Sevgiliden iniltili rica minnet “devlet” isteği geldiğinde, devlet, hareketsiz kalabilir miydi?...

Kalabilmişliği de hiç vaki olmuş mudur?...

Dün, kalkınma ve işsizlikle mücadelede inşaat sektörüyle evcilik oynayan devletin, bugün sevgililerinden gelen yardım talebine karşı bigane kalacağını düşünebilir misiniz?...

Stokta müşteri beklerken fiziki yapısı yıpranacak inşaatlar, inşaatçıları memnun kılacak yıpranma payını düşerek belirlenecek bir fiyattan devletleştirildiğinde, bayramlar defterimize bir de “İnşaat bayramı!” ilave edilirse, hiç şaşırmamak gerekecek...

Neden?...

Dışarıdan gelirken milyarlık arabalarıyla gelenler gümrükteki borçlarını (ödeyemediklerinden değil) ödemediklerinden, arabalarına bir süreliğine el konulmuş. Bunların sayısı kırk bin kadar. Ortalıkta pek görülüp de sesi işitilemeyen hükümet, bunlar için bir kanun torbalamış. Bu yılsonuna dek borçlarının % 25’ni ödeyenler, arabalarını esaretten kurtaracaklar...

Bu torbacılıktan devletin kazancı iki milyar lira olacakmış. Toplam hesabın % 75’i ise, sekiz milyar lira tutuyor. Bunlar da kaçak araba getirenlerin helalinden kazancı olacak...

İşte bunun için şaşırmamak gerekecek...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • OkurOkur1 ay önce
    Yakup bey tek cümlede konuyu aydinlatmis.
  • YAKUPYAKUP1 ay önce
    Eeee Mirim kime çalışıyor bu yasa torbaları belli değil mi? Küçük Amerika olacağız diyen Menderes bize örnek değil miydi, resmini demokrasi kahramanı diye dört bir yana asmadık mı? Hadi halkı anladık da siz din söylemine nasıl kanıyorsunuz bunu anlamak mümkün değil? Cambaza bak deyip sizi soyup soğana çeviriyorlar.Eh helal olsun başörtüsüne serbestlik geldi ya onun da bu kadarcık bedeli olsun.

Günün Özeti