• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
17 Eylül 2020

Molla Kabız.. (1)

Molla Kabız, Sultan Süleyman döneminde medreselerde ders veren ulemalar arasında bir alim.

Bir görüşünde, Hz. İsa peygamberimizi, Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselam Efendimizden daha üstün bulur. 

Sultan Süleyman, Fatih’e nisbet daha sakin ve sulh yanlısıdır. Molla Kabız’ı, mülhitliğinden dolayı hemen cezalandırmak yerine, evvela açıklamasını ister. İnandıklarını mahkemede anlatmaya başladığında davaya bakan kadı askerler, kendilerini zor tutarlar. Padişah, davaya bakacak kadı sayısına yeni ilaveler yaparak devam ettirir. Neticede şer’i esaslara göre tezini ispat edemeyince, Molla Kabız, mülhitliğinin cezasını kafasıyla öder.

Osmanlının durgunluk devrinde bürokrasi, gelir dağılımında sıradan halka nispet kendi payını yükseltmeye çalışıyor. Padişahlar, bu dengesizliği ve adaletsizliği önleme amacıyla haksız iktisaba devlet adına el koyup, faillerinin de kafasını alıyor. Osmanlıyı iflasa sürükleyen Düyûn-ı Umûmiye, yani devlet maliyesinin yabancıya teslimi, Boğaziçinde bir biri ardınca sıralanan yalıların, paşa yalısı olmalarından.. 

Neticede, Devlet yönetiminde haksız sahiplenilen mallarla sahiplerinin kafasını alma usulüne son verilince, küffarın istimbotları da Dolmabahçe’nin tam kapı karşısında demir atarlar..

Çağdaşlaşan Türkiye’de şimdi böyle vahşet uygulaması yok. Ahir zamanda küffarın ceza hukuyla tamlaşan Türkiye, İDAM VAHŞETİNİ terk edince, malı götürenler de turnayı gözünden vurmuş oluyorlar. Götürücülerin hemen hepsi, birbirlerinin tanışı. Bu sınıf zenginleşirken, halk ile devleti, yoksullaşıyor..

Anadolu’da Türkleşme 1071 ise de Türklerin Müslümanlaşması, Orta Asya’da çok daha evvelden başlıyor. Gök Türkler burada yaşayadursun, Araplar Müslümanlığı Asya’ya getirmiş bile..

İnsanlar her ne kadar kişilikleri itibarıyle eşit doğuyorsa da zihni yetenekleri farklı. Hoca Ahmet Yesevi buna örnek. Yesevi, “Ahmet Bebek” olarak doğduğunda, daha çocukluk çağında iken, “Hoca Ahmet Yesevi” oluyor. Onun el verdiği dervişler de “Horasan Erenleri” kimliğiyle, Anadolu’ya gelerek İslam’ın temelini atıyorlar.. 

Baba Sultan, Emir Sultan, Geyikli Baba Bursa’dalar. Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Sarı Saltuk, Mevlana, Hacı Bayram-ı Veli ve daha niceleri Anadolu’nun dağlarında bağlarında dergahlarını kuruyorlar. Her biri birer tarikat şeyhi olarak Türkleri İslam’a çağırıyor..

Bu erenler, Orta Asya’da kemale ererek olgun birer derviş halini aldıklarından, gittikleri yerlerde sevgi, saygı ve hürmetle karşılanıyorlar.. 

Şeyh olarak karşılanan bu dervişlerin yanlarına aldıkları tilmizleriye birlikte bina ettikleri tarikatlarının çevreye hayırlı ve faydalı olabilmesi, dervişliğin ortak kurallarına mutlak riayet edilmesine bağlı. Kendilerini nefis esaretinden koruma ve kurtulma amacıyla kurdukları tekkelerinde nefsi emmareye galebe tarzı birbirinden farklı olabiliyor. İslam’ın temel direkleri yerinde muhafaza edilirken, sadece süslemeleri farklı.. 

Dervişi kemale götürecek yolda şeyhin kontrol ve gözetimiyle süsleme babında birlikte yapılan zikrullah, kimisinde zikrin yanına aşkı alevlendirici iksir olarak saz, kudüm ve meşk, kimilerinde de raks..

Mevlevilikte, Alevilikte ve Bektaşilikte olduğu gibi..

Gelelim tekke müntesiplerinin dervişliği hak edebilmelerine. Bu olgunluk, dervişliğin ortak kurallarına riayetle mümkün. 

Hiç kimseyi şeyhinden daha saygın görmemek. Türlü türlü yemekler yememek. Zeki ve anlayışlı olmak. Sözüne sadakat vaadinde sağlamlık. Vefalı ve biatında metaneti elden bırakmamak. Bütün malını mülkünü şeyhine dağıtmaya hazır olmak. Gerekirse şeyhinin ihtiyacını giderebilmek için kendisini köle gibi sattırabilmek. Halkın, Hak yolunda kemalatına ve muhafazasına çalışmak” ..

Bursa’nın kadim evliyalarından Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerinin dervişliğini örnek olarak günümüzün şehir hayatına getirelim.

Bir büyük şehrin valisi olacaksın. Dervişliğe niyetlendin. Seni tekkesine kabul edecek şeyhinin senden talep edeceği şu olacak:

Valilikten istifa ederek ayrılacaksın. Küçük bir dükkan açacaksın. Sonra, sırtına vurduğun yirmi kiloluk bir damacana suyu, telefonla siparişini veren çıt kırıldım mahalle karısının beşinci kattaki lüks dairesine taşıyacaksın..

Seni eski vali kimliğiyle tanıyan cümle alemin, önünde hamallık yapacaksın ...

Zor değil amma, izzet-i nefis ve gurur işidir bu! Dolayısıyle imkansız. Hastanenin baş tabibisin, profesörsün, gururuna yediremez, yapamazsın..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Harun

Öyle derviş olacak kalibrede adam var mıdır, günümüz şartlarında zor olsa da vardır. Ama Aziz Mahmud Hüdayi Hz. Hocası Üftade hazretleri gibi var mıdır, bence yoktur. Kim bildiği varsa yazsın. Her taraf çıkarcı dindar kisfeli insanla dolu, şeyhlik hak yetire. Bari adam gibi İslam alimi yetiştirebilsek.
  • Yanıtla

Karahancer

Bu zamanda o babayiğit,nefis gurur tavana vurdu çocuğa,bile teklif edemezsin, nefsi krallaşan dervislere teklif bile edemezsin..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23