• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
25 Mart 2019

Masal gibi

Halkın ordusunda yer aldığında, halktan birileri gibi olması iktiza eden militer bürokrasiden bir ekip, süngüsünü kuşanmış ve Bayar-Menderes hükümetini alaşağı etmişti. Bunlar ihtilali takiben geride kalan arkadaşlarını sivil bürokrasiye yerleştirdiler. Akabinden anayasayı yenileştirdiler ve idare düzenine de yeni koltuklar ilave ederek, memleketi çekip çevirerek gütmeye başladılar…

İlk ağızda Millet Meclisinin üzerine yerleştirdikleri senato üyeliğiyle taltif ettikleri askerleri, Meclis’in bir adım üstünde yer alan ömür boyu tasdik heyeti ilan ettiler…

Darbecilerden Orhan Erkanlı, günün birinde yeni anayasacılardan biriyle karşılaşınca, oturup beraberce sohbete dalmışlar…

Orhan Erkanlı:

Tabii senatörlüğü anayasa tasarısına koymuşlar. Amma biz tereddüt içindeyiz. Bu nimeti kabul edelim mi yoksa kışlalarımıza geriye mi dönelim. Veya emekli olup bir kenara mı çekilelim”?..

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu da “Hımmm der ve cevap verir…

Vazifeden çekilmeniz, kaçmak olur. Senatoda kalıp yeni anayasanın bünyemize yerleşinceye kadar onun bekçiliğini yapmalısınız. Bu anayasanın düşmanı çok olacaktır. Her ihtilalin sonu da zaten böyle olur. Sizlere sivil hayatta da mücadele düşüyor. Mücadele için Meclis’te kalın”…

Bir zaman sonra bunlar yine karşılaştıklarında Erkanlı, hocasını saygıyla selamlayıp teşekkürlerini sunarken kısaca şöyle konuşuyor…

Hocam, sizler bizim akıl hocamız oldunuz. Sizi dinledik ve biz de Senatoda kaldık”…

Bu hikayeyi belediye kütüphanelerinin birinde Velidedeoğlu’nun elime geçirdiğim kitaplarının birinde okudum. Hayatın çapraz gerçeklerine vurunca tuhaflaştım. Hikayeye konu mekan, meslek ve kahramanlarının aidiyeti cihetiyle niteliğinde benzerlik arz eden bir diğerini hatırlayınca, hüzünlenerek ağlayasım geldi…

Amma ne çare, insan denilen yaratık da, böyle işte…

Sık sık duyarak, görerek ve yaşayarak şahidi oluruz, bu kabilden hikayeler zaman zaman Mecliste, tartışma konusu olur. Ekseriya iktidardan birkaç üye, mebus maaşlarına zam isterler. Keyfiyeti itibariyle çok da çiğ ve çirkin isteklerle ilgilidir bu hikayeler. Hatta çok da ayıp kaçarlar. Ortalıkta kıyamet kopar. Halk lanet eder, basın ayıplar ve işçiler meclis lokantasındaki kuzu haşlamasının fiyatını haykırırlar, utansınlar diye…

Amma hiç birisi duymaz, dipten gelen bu ses dalgalarını…

Muhalefet de bunu fırsat bilir ve iktidarın “ne şusu kalır ne de busu”. Vicdanlar kış uykusuna yatmıştır, ne bir ses ne bir nefes duyulur, sessizlik ortamında. Zira, Halik-i Zülcelal, kullarını vicdan ile sosyal irtifasını ters oranlı yaratmış…

Muhalefetten gösteriş kurnazı mebuslar da geleceğe dönük yatırım için, zam farkından feragat numarasına yatarlar…

Gün geçer iktidarla muhalefet yer değiştirir. Önceki iktidar muhalefete düşer. Bu kez eski zam karşıtı “hayırcılar” bu kez iktidara gelince, onlar mebus maaşlarına zam isterler. Oyuncular, yer ve rollerini değiştirmiş olsa da, zevkine doyulmaz, ayni oyun bir kez daha sahne alır…

Ne bir eksik ne bir fazla, yine maaş zamlarını Kızılay’a, vakıflara, Kur’an Kurslarına hibe vaadleri havada uçuşturulur...

Amma hiçbir şey olmaz, rövanş alınmıştır bir kez. Kim ister ki çatalı kaşığı kırılsın.

Meclis Torbasından isimlere düşen paylar alınır, kısa günün kazançları, kemali afiyetle mideye indirilir…

Hayat böyledir işte, insanlar karşılıklı birbirlerini, hem ağlatır hem güldürür… 

 Bankacı reklam veriyor. Emekli vatandaşı kendisine bağlamak için…

 “Emekli maaş ödenmesinde veznedarınız biz olalım” derler…

 Evet derse emekli, maaşını almak için devletin sabit veznesine kadar yorulmaktan kurtulacak. Ayrıca beş yüz lira kadar beleşinden hediye. Yukarıda mebuslara olur da, aşağıda emekliye niçin olmasındı?… 

 Zavallı emekli, bankaların tatlı vaatlerine kanıp da “geldim” deyiverse. Alacağı hediye belki yüz lira, olsa olsa muhtemelen iki yüz elli lira. Çünkü kıdemine göre…

 O da, helal mi haram mı, kimse sesini çıkarmıyor, çıkaramıyor…

 İşte böyle. Ülkemizde ne olmuşsa olmuş, beşeri münasebetler her alanda ve her dalda kirlenip kokuşmuş... 

 Manzarayı dört işlemle sağlamasını yaparsanız göreceksiniz ki, çıkış yolları kapalı. Yalan dolan ve anadan üryanlık her zemine yayılmış…

 Kime teşekkür edelim!?. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23