Marşandizm...
Kelime, sonundaki (M) harfiyle yük katarı anlamına geliyor. Yolcu taşımayan yük treni...
Varlık Vergisi günlerinde devletin haklı haksız fırsatçı zenginlere yüklediği vergiyi ödeyemiyenleriyle birlikte ödemekten kaçınanları da cezalandırırken tahsil amacıyla şarka sürülenlerin yüklendikleri vagonlar, marşandiz vagonlarıydı. Silah altına alınan askerler de camsız penceresiz, helasız ve musluksuz ayni türden yük vagonlarına doldurularak bir yerden bir başka cepheye sevk edilirdi...
Kelime, sonuna bir (M) harfi konulduğunda, iktisadi bir anlam yükleniyor...
Merkantilizm...
Tüccarlık, al gülüm ver gülüm, kıymetli maden istifçiliği ve bir anlamda, korumacılık...
¥
Kainat, Hz. Allah’ın mülküdür. Tabii toprak da. Amma toprak, ayni zamanda bir üretim faktörüdür . Kişi, insan, müteşebbis olarak birilerinin de ona sahip olması gerekiyor. Mutlak sahibi Hz. Allah. Lakin, nisbi sahiplik ise, Allah’ın kulu ve kullarının hakkı. Çünkü toprak, toplum yaranına üretim faktörü...
Geçim kaynağı olan toprak, mutfak için gıda maddesini üreten yataktır. Sahipliğinin de önemi büyük. Çevresinde sözü geçerli, yeri geldiğinde kanun koyan hegemonudur...
İnsanın kendine, toplumuna ve dünyaya faydalı, yeterli ve istifadesine açık olmak kaydıyla, kafi ölçüde toprak sahibi olması bir hak...
Bu hakkı, kutsal hakkı, ayırımsız cümle kullarına Hz. Allah tanımış...
¥
Osmanlı nizamında ve erken İslam döneminde hak olarak toprak sahipliği, arazinin imarı karşılığı toplumca tanınırmış. Taşını toprağını temizleyerek ekip biçmeye hazır hale getirdiğin toprak, toplum yararına kullanıldığı sürece senindir...
Bu yoldan toprak sahibi olan kişi ve kişiler, pazı güclerini veya uyutucu dillerini kullanarak çevresindeki toprağa da el koyduğunda, kendi aşiretini kurmuştur. Feodalizm düzeni denilen sistem de budur...
Aşiretlerin kendi iç ayaklanmaları ve birbirleriyle boğuşmaları, bizim harp yıllarında haksız kazanç sağlayarak devlete istikamet vermeye kalkışan harp zenginlerine rol model oluşturur...
Krallıklar, ihtilaller siyasi ve iktisadi sistemlerde değişmeler ve sağ-sol fikir ayrışmaları, toprak sahipliğinin hukuk dışı yorumundan hayat bulur...
Proudhon ve Marx ilk birikim ve zenginliği; hırsızlığa , eski dünyanın unutulmuş bölgelerindeki servetin yağmasına bağıyorlar. Hatta ülkemizdeki gecekondulaşmanın günümüze dek süre gelen tartışmalarında ana mevzuu yine toprak üzerindedir...
¥
İttihat ve Terakki yönetimi, Milli İktisat politikasıyle ülke ekonomisini Türkleştirmek istedi. Başaramadı...
Müslümanlar, helalından dünya ticaretine cesaret edemediklerinden, küçük esnaflıktan pek ötelere açılmadılar açılamadılar... Ham arazinin imarıyla geçici toprak sahipliği üzerinden feodalizme atlayanlarsa, hegemonyasını kurdukları aşiretleri üzerinde dünya cennetini yakaladılar. Öte Dünyaya bir şey bırakmadılar. İT’in Milli İktisat Politikası karaya tosladı...
Aynı sağ felsefeden gelen CHP ise, İttihatçıların ayni hedefine farklı bir yoldan ulaşmak istedi...
Varlık Vergisi uygulamasıyla...
Devir, CHP’nin tek partili devridir. Hükümetçe kurulan vergi tarh heyetleri, harp zenginlerine, kara borsacılar ve haksız menfaat sahiplerine ödeyemiyecekleri yükseklikte vergi borcu tarh ettiler. Ödenemiyen borçlara mahsuben maliyece el konulan iktisadi değerler de, gerçek değerinin altında bir bedelle İzmir İktisat Kongresi’nin davetli üyelerine, yerli Türk’lere satılarak ekonomi Türkleştirildi...
İttihat ve Terakki yönetiminin başaramadığı zaferi böylece CHP tarafından gerçekleştirilmiş oldu...
Sonra gelen iktidarlar da, ayni pınarın suyundan beslendiklerinden, parti ayırımına girişmeksizin sırayla kamu sermayesini özelleştirirken ayni yoldan yürüdüler.
Şimdi ülkemizde ekonominin künyesi dipten doruğa, Türk’tür.
Sigaralarımız Türk sigarası, Coca Cola’larımız da Türk sermayesinin ürünü !...
¥
1923 yılındaki mevcut sermaye Osmanlı döneminden intikal ediyor. Sonrasında Türk ekonomisi ufak tefek gelişmeye başlıyor. Varlık Vergisi bunlara bir anlamda ilk birikim sağlıyor. Zamanla özelleştirmelerle bu ilk birikim imkanları birbirlerini takip ediyor. AKP döneminde de devam edip gidiyor...
Ülkemizde bu konularda fikir beyanına pek hoş bakılmıyor...
Bu konuları tabu haline getiren Din midir, İslam dini mi, yoksa hali hazırın üst perdeden Müslümanları mı ?...


