• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
21 Eylül 2020

Marketizm…

Söylentiler ya da yazılanlar çeşit türlü. İki ana iddia. Kimine göre Atatürk, kendi arkadaşlarıyla birlikte karar vermiş, Samsun’a çıkmışlar. Diğer söylemde, Padişah görevlendirmiş ve kurtuluş savaşı hazırlıklarına Samsun’dan başlamasını istemiş. Öyle veya böyle, neticede bir Samsun ve Sakarya Savaşı gerçeği var. Ayrıca, iyi kötü bir de salapurya. Gerisine kafa takmaya gerek yok. 

Hizmeti geçenlerden Allah razı olsun. Hayatını veren binlerce şehidimizin de mekanları Cennet olsun. Daha ne diyebiliriz ki!..

Bu seyahatte kullanılan gemi üzerinde de tevatürler birbirlerinden çok farklı. Geminin hurdahaş olduğu iddiasında bulunanların karşısında, fıstık gibi kız oğlan kız olduğunu söyleyenler de mevcut..

Taraflar keçi gibi inat ediyorlar. Maksat hasıl olmuş mu, siz ona bakın. Eksiği gediği varsa oturun karşılıklı, düzeltin.

Buradan başlıyor toplumdaki kemikleşmiş ikilik. Dini meselelerimizde de aynen böyle. Yok, öyle değil, aslolanı Sünniliktir. Hayır, Sünnilik Arap dinidir, Türklere Alevilik yakışır..

Bunlar da burada bizi ilgilendirmiyor. Kafamızın takıldığı çatal, Amerikan mandalığı!.. 

Atatürk, bir kısım yakınlarının da istedikleri Amerika mandalığını, şiddetle red ederek Samsun’a doğru yola düzülmüş. Akabinde, Polatlı’dan başladığı Sakarya Savaşında vura vurula, kıra kırıla Peygamber aguşuna kavuşmaya istekli Allah dostlarıyla birlikte bağımsızlık savaşını İzmir’de noktalamış.. Kimsenin bir itirazı yok.

Tek başına mı yaptı ve kazandı? Hayır. Öyle olsaydı yol boyu üzerinde bayrakların dalgalandığı şehitlikler, nenin nesi ve ayrıca, asıl meslekleri çetecilik olan efe dediğimiz, “Kızanlar” yardımcı olmasaydı, sonuç ne olurdu acaba?

Sonrasında Cumhuriyet kuruldu..

Buna da laf eden falan yok..

Bugün, demokratik, laik, bağımsız bir hukuk devleti etiketiyle uluslararası platformda yer tutuyoruz. Ne var ki, otuz kırk yıldan bu yana, dilimiz değişmeye başladı. En basitinden bakkal’ı bıraktık, onun yerine Market’i koyduk. 

Koyduk mu, koydular mı? Yoksa koydurdular mı? 

Bebekler de konuşmaya “ana, baba” ile başlar. Sonra, bunların diliyle yaşayıp gider..

Atatürk eğer, Samsun’a gitmeseydi de, can yoldaşı Halide Edip ve diğer dostlarının istedikleri mandalığa yanaşsaydı, “Bakkal” yerinde kalır mıydı?

Bir düdüklü tencere, yerli ve milli imalattan. Markasının önemi yok. Türk malı, Modellerini okuyunuz.. Matik ve matik pulus..

Kafamızın takıldığı çatalın bir dalı da bu.. 

• 

Dilin tahribatı, bir milletin dini ile birlikte sosyal yapısını, kültürünü, bağımsızlığını ve ahlakını bozarak bütün değerlerini yozlaştırıyor. Tahribat bir tek bakkal’da olsa, öp de başına koy. Lakin, aşçı var, lokanta var, yemek listeleri var. Bunlar yetmezmiş gibi bir de köfte var, köfte..

Nereden çıkardılar “Burger”mikrobunu. Sırım gibi delikanlılarımız kilise direğine döndüler. Başımızın belalarından biri kanser, diğeri de şişmanlık, obezite..

Self servis, kafeterya”.

Şehirlerimizde mahalle isimleri gavurlaştıkça, toplamda nispeti yüzde doksan dokuz olan Müslümanlara karşı dei ve athe nisbeti de yükseliyor.

Deizm ve atheizm demek istiyoruz.. 

Atatürk. Kurtuluş Savaşına karar verip Yunan’ı İzmir’de denize döktürmesine rağmen dilimiz çaktırmadan gidiyor ise, Amerika’nın mandalığını kabullenerek, yarı esarette bir millete dönüştüğümüzde, hiç şüphesiz, “Bakkalımız” yine de dükkanını kapatıp gidecekti.. 

Peki, ne kazandık? Bu da bir başka, hem de çok budaklı bir çatal…

İtirazınız var ise çıkın gökdelenlerin isimlerine bakın. Yetmediğinde, sıfırdan imal edilen özel korunaklı zenginlere has yeni mahallelerin isimlerine!.

Utandırıcı bir aşağılık sizleri şaşırtmaz ise, benden paso..

Cadde ve sokaklarda kadın erkek, genç ihtiyar, mektepli mektepsiz, herkesin göğsü, sanki Amerikanca yazı tahtası..

Hem de toprağımız, 30 Ağustos’la dünyaya meydan okumuş hür ve bağımsız bir millet ve devletinin vatanı. Atatürk Cumhuriyeti..

Banisi, Samsun’a gitmiş, Yunan’ı Marmara’dan iç Ege’den süpürüp İzmir’de denize dökmüş..

Kitapların yazmasıyla gözlerimizin görmesi farklı. Neden, sebep, suçlu? 

Geçen gün yayınlanan Çiğiltepe başlıklı 30 Ağustos yazımızın kahramanı Reşat Albayı zemmeden bir mektup aldık. Bizim çocukluğumuz tek partili yıllarda geçmişti. İşte o yıllarda 30 Ağustos’un bu marşını çok söylerdik..

Yirmi altı ağustos gece sabaha karşı,

Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı”.. Ve böylece giderdi.

Albay’a verilen emir, tepenin dört saat zarfında Yunan’dan geri alınmasıydı. Dillerde bu marş, Besmele yüreklerde ve ellerde de mauzerler. Vazife yerine getiriliyor, lakin bir saat rötarla..

 Vatan için hayat memat meselesi olan emrin gereğini zamanında yerine getirememenin kahredici ıstırabıyla Reşat Albay, çekiyor silahını kafasına, kendi hayatına kıyıyor..

 Bu kahramanlığına karşılık kendisine soyadı armağanı olarak küffardan temizlediği tepenin ismi veriliyor.

 Albayın yakınları, sevenleri Ankara’da bir okul yapıyorlar ve Çiğiltepe adını veriyorlar..

 Lakin, okulun yapılışına biraz fazlaca bağışta bulunan bir vakıf, istiyor ki, okulun ismi değiştirilsin. Birkaç ay evvel tabelada “ Çiğiltepe” olan isim silinerek, yerine bir vakfın adı yazılıyor..

 Bizim kültürümüzde “sağ elin verdiğinden sol elin habersizliği” temel esas olurken, MARKETİZMde böyle bir incelik ve zarafetin bulunmamasından.. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

nedir bu modern marketler yaa, bir de asma köprü falan yapıyorlar; olmaz ki!

bızz, bzzz, diye havada uçuşan 5 adet kara sinek, hamam gibi bi ortam, tel dolaplar, köşelerde küf kokusu; market dediğin böyle olacak; 70' lerde, hattâ 80' lerde böyleydi..
  • Yanıtla

Ali

Bir Akit yazarinin Atatükü övmesi gurur verici her nekadarda yerden yere vuran digerleri olsada tabbi hepsi degil isim degisiklikleri ise hele batiya ait olanlari bence asagilik duygusundan kaynaklaniyor  
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23