Kaldırım babaları...

08 Temmuz 2019 Pazartesi

Osmanlı ecdadımız aydınlandıkça kendi çizgisinden saparak yabancılaşmaya başlamış. O kadar ki, teklifte dışarıdan damızlık erkek ithaline kadar işi sapkınlığa doğru sürükleyip götürenlerimiz mevcut. Cumhuriyetle beraber değişimin sapma açısı büyürken ayni zamanda kanun gücüyle de destekleniyor…

Alfabe, kılık kıyafet, kanunların ruhu, beşeri münasebetler, sofra adabı ve hayatın bütünündeki duruşlar, tavırlar dışarıdan gelen normlara uyduruluyor…

Hela düzenimizi dahi tersine çevirmişler. Şimdi sıkı mı bir caminin işeme düzeni eskiye döndüresin? 

Bu arada ithalat rejiminin buraya has yerli taleplerimizin tümünü karşılamada yetersiz kaldığı da görülüyor. Zuhur eden yetersizliklerin bir kısmına Türklerin yaratıcı parlak zekalarıyla kolaylıkla hal çaresi de bulunabiliyormuş...

Mesela, yaya kaldırımlarından oto park olarak faydalanabilmek gibi… 

 İmamoğlu, ruhsatı iptale uğrayan ilk üç beş günlük reisliğinde belediyeyi aşırı israfçı ve müsrif gösterdi. Tabii, ithama uğrayanlar da, öyle yapılması gerektiğinden, bu değerlendirmeye itiraz ettiler. İyi de, acaba doğru mudur yanlış mı? diyerek şöyle bir geriye doğru bakılması gerekmez miydi?..

Bizim Türklerin, kendi parlak zekalarının yerli icadıydı oto park yetmezliğine çözüm olarak, kaldırımları kullanma formülü…

Belediyelerin de vazifesi değil miydi, arabalı arabasız ayırımı yapmaksızın, bütün halkların hayatını kolaylaştırmak?...

Buradan hareketle belediyeler de başladılar, sonradan görmeleriyle birlikte işgalcilerine karşı kaldırımları babalamaya…

Üç yıllık raf ömrünü tamamlamamış yeni kaldırımların genel yapısına ellemeden sınır taşlarının üzerlerine kısa aralıklarla birer iskele babasını oturttular. Üç yıldan eski olanları da bozup yıktılar. Daha renkli ve modern malzemelerle dekorasyonunu da modernleştirip, hatta renklendirerek, kaldırımlar yeni baştan imar ve imal edildiler. Mahalle ve semt olarak sosyal pozisyonlarına uyumlu olması için babalarının değiştirilmesi de ihmal edilmedi…

Tabii, kaldırımları arabalıların ilhak ve işgallerinden koruma kurtarma seferberliğinin de kendi özgül ağırlığına eşdeğerde cari giderleri olacaktı. Malzemesi, nakliyesiydi, akaryakıtı ve komisyoncusuyla ellerini oğuşturarak bekleşen müteahhitleri gibi…

Osmanbey’de otobüs bekliyorum. Durak bölgesindeki kaldırım babaları dikkatimi çekti. Rengi siyah pütürlü dökme kulemsi dik dörtgen pirizmalar. Kulenin yol istikametine doğru iki kenarına da birer yansıtıcı reflektör şerit yapıştırılmış.. Tepesinde de hiç kimsenin göremeyeceği ve hiçbir fonksiyonunun da bulunmadığı aşikar, alüminyum plakadan belediye etiketleri…

Ufak bir şey diyeceksiniz. Ufak günahlar da çoğaldıklarında büyürmüşler, ya…

Adam diyor ki, derneklere, vakıflara ve tarikatlara mali yardım yapmayacağız…

Yahu, güler misin ağlar mısın? Selefi de yapmamıştı… 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • OsmanOsman2 ay önce
    Ya Emmi, aralarında benim de bulunduğu tüm hergele ve hırboları terbiye etmek için bir ıslah merkezi açılmasına vesile olsanız!Memleketimiz mekteplerin artışıyla tam bir hırbohaneye dönüştü. Edep, ahlak kalmadı.
  • fanifani2 ay önce
    Siyasi tarihi karistirinca ne mal oldugu belli olan bir serefsizi, Osmanliya ornek tutan yazar olsa olsa ayni kafanin urunudur. Yazar sevdigi Ismet pasasinin zamaninda askeri okulda ogretilen "Yalan soyleyen tarih utansin" tarihini karistirarak bu kadar tarih bilgisine sahip oluyor. Ayiplamamak lazim. Allah cc islah etsin diyelim bu gibi yazarlari. Yazar Tek Partili zamanin neslidir tarihe not duselim.Abdullah Cevdet (Bu yazi Yeniakit gazetesinden alinmistir)Abdullah Cevdet yaşamı boyunca İslam dünyası ve Osmanlı Devleti aleyhinde yazılar yazmıştır. Türkiye nüfus politikasıyla ilgili "Neslimizi ıslah etmek, kuvvetlendirmek için Avrupa'dan ve Amerika'dan damızlık erkek getirmek gerekir!" şeklindeki açıklamasıyla ülke genelinde büyük bir nefret kazanmıştır.Abdullah Cevdet 9 Eylül 1869 tarihinde Arapkir'de doğdu. İlköğrenimine burada tamamladıktan sonra Elazığ Askeri Rüştiyesi'nde eğitim gördü. Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi'nden mezun olduktan sonra Mektebi-i Tıbbiye'ye girdi. Öğrencilik döneminde arkadaşlarıyla birlikte İttihad-ı Osman cemiyetini kurdu. Yaptığı çalışmalar sebebiyle birçok kez tutuklandı. Diyarbakır'da çalıştığı dönemde başta Ziya Gökalp olmak üzere birçok kişiyi kurduğu cemiyete kaydetti.İstanbul'a döndüğünde yaptığı siyasi faaliyetler sebebiyle yeniden tutuklandı ve Balkanlar Kurulu kararıyla Libya'nın Trablusgarp şehrine sürüldü. Burada da çalışmalarını sürdüren Abdullah Cevdet Mizan ve Meşveret dergilerine yazılar gönderdi. Daha sonra hükümet tarafından devlet aleyhinde eylemler yapmak gerekçesiyle Fizan'a sürüldü. Fakat buradan kaçarak Tunus'a gitti. Buradan Fransa'nın Paris şehrine giderek Jön Türkler grubuna katıldı. Öte yandan farklı gazete ve dergilerde çeşitli yazılar yazdı. 20 Ekim 1904 tarihinde İsviçre'den sınır dışı edilince Mısır'a giderek eylemlerine bu bölgede devam etti. İslam düşmanı Reinhart Dozy'nin yazdığı Essai Sur l'histoire de l'İslamisme kitabını türkçeye çevirerek yayınlamıştır.Kitapta yer alan Hz Muhammed (s.a.v)' karşı yer alan saygısız ifadeler müslüman kesim tarafından büyük tepki toplamıştır. Kendisine Allah Düşmanı anlamına gelen Adüvvullah Cevdet lakabı verilmiştir. Sultan II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinin ardından yeniden İstanbul'a döndü. Çıkarmaya devam ettiği İctihad dergisi İslam aleyhinde yazılar yazıldığı gerekçesiyle pek çok kez kapatıldı. Bunun yanında İngiliz Muhibler Cemiyeti'ni kurdu. Ayrıca İngilizler ile işbirliği yapan Kürdistan Teali Cemiyeti'nde de yer aldı. İctihad dergisinde Milli Mücadele'yi öven yazılar yazarak itibar kazanmaya çalıştı. Öte yandan Türkiye'nin nufus politikasıyla ilgili yazdığı bir yazıda Neslimizi ıslah etmek, kuvvetlendirmek için Avrupa'dan ve Amerika'dan damızlık erkek getirmek gerekir! şeklinde ifadeler kullanmıştır. Yaptığı bu açıklama ülke genelinde büyük bir nefret ve öfke ile karşılanmıştır. Yaşamının son yıllarını tek başına geçirdi. Abdullah Cevdet, 29 Kasım 1932 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.
  • kartalbeykartalbey2 ay önce
    Sıdıka Hanım..Sıdıka Hanım.. Biraz kitapları karıştırırsanız kelimesi kelimesine "damızlık erkek ithali" istendiğini görürsünüz. Biraz okuma ve bilgi edinme lütfen.
  • bozerenbozeren2 ay önce
    Siber alemin en büyüğü, en baba adamısın Atilla baba! Sağ ol var ol! ( Şu başımızdakiler de keşke seni okusalardı.)
  • atilla özdüratilla özdür2 ay önce
    Sıdıka hanım kardeşim...Döneminde bir partinin mebusluğunu da uhdesindetaşıdığı söylenir.Abdullah Cevdet'iradı da. Talebi de şöyledir.Türk ırkının islanhı için Avrupa'dan DAMIZLIK ERKEK GETİRELİMDevamı için biraz siyasi ve sosyal tarih karıştırın...
  • Sıdıka SönmezSıdıka Sönmez2 ay önce
    Osmanlı ecdadımız aydınlandıkça kendi çizgisinden saparak yabancılaşmaya başlamış. O kadar ki, teklifte dışarıdan damızlık erkek ithaline kadar işi sapkınlığa doğru sürükleyip götürenlerimiz mevcutmuş oha yani islamcı kesilen bir yazarın bu kadar da çirkefleşmesi görülmüş şey midir Allah aşkına, Allah aşkına, Allah aşkına. Saptırma şampıyonluğunuz hayırlı olsun.
  • TERUELTERUEL2 ay önce
    İnsallah aksama olmadan İstanbula yatirim daha da artar
  • HARUNHARUN2 ay önce
    KARDEŞİM 50 TECAVÜZ OLAYININ YAŞANDIĞI ENSARA MI YARDIM YAPILSIN ? YANMAZ KEFEN SATANLARA MI ? ELİ ÖPÜLÜNCE CENNETE GİDİLECEĞİNİ SÖYLEYEN TARİKAT ŞEYHİNE Mİ ? ALLAHTAN KORKUN ARTIK SADECE KARŞIDAKİNİ ELEŞTİRMEYİN BİR DE AYNADA KENDİNİZE BAKIN
  • Ayşe Ayşe 2 ay önce
    Cumhuriyet in sapkın anlayışı mazbatali ekrem le devam ediyor ..
  • alakasız yorumlar ve edebiyatiyat:alakasız yorumlar ve edebiyatiyat:2 ay önce
    Adam avrupa boks şampiyonu idi. Çok da beyefendiydi. Bir gün, yolda giderken iki züppe önüne çıkıp buna karate sporu ile dayak atmaya başladılar. Ama boksör o kadar centilmendi ki; karate kurallarını ihlal etmemek için onlara tek bi dene yumruk bile atmadı. Gel gör ki, ne zaman cüzdanını çalmaya kalktılar; "hoop beyler, oyunu siz ihlal ettiniz, şimdi ben başlıyorum o zaman!" dedi. İlkine patlattığı yumruk sonucu, adam kendini yandaki kaba inşaatın üçüncü katının terasında buldu; ikincisinin çenesinde zonklayan yumruk ise onu önce limana, oradan da korkuluğu olmadığı için denizin serinliklerine muhatab kıldı..
  • bilimsel yorulmalarıma devam:bilimsel yorulmalarıma devam:2 ay önce
    İskele babası var; vafurun haladını ona bağlıyon; "gacııır, gucuur" onu aşındırıyo döndere döndere kendüğü: babayı yemek o işte, halat babayı yiyip aşındırıyo. Kaldırım babalarına bişey bağlanmadığından aşındırcek bi şey yok.

Günün Özeti