• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
08 Temmuz 2019

Kaldırım babaları...

Osmanlı ecdadımız aydınlandıkça kendi çizgisinden saparak yabancılaşmaya başlamış. O kadar ki, teklifte dışarıdan damızlık erkek ithaline kadar işi sapkınlığa doğru sürükleyip götürenlerimiz mevcut. Cumhuriyetle beraber değişimin sapma açısı büyürken ayni zamanda kanun gücüyle de destekleniyor…

Alfabe, kılık kıyafet, kanunların ruhu, beşeri münasebetler, sofra adabı ve hayatın bütünündeki duruşlar, tavırlar dışarıdan gelen normlara uyduruluyor…

Hela düzenimizi dahi tersine çevirmişler. Şimdi sıkı mı bir caminin işeme düzeni eskiye döndüresin? 

Bu arada ithalat rejiminin buraya has yerli taleplerimizin tümünü karşılamada yetersiz kaldığı da görülüyor. Zuhur eden yetersizliklerin bir kısmına Türklerin yaratıcı parlak zekalarıyla kolaylıkla hal çaresi de bulunabiliyormuş...

Mesela, yaya kaldırımlarından oto park olarak faydalanabilmek gibi… 

 İmamoğlu, ruhsatı iptale uğrayan ilk üç beş günlük reisliğinde belediyeyi aşırı israfçı ve müsrif gösterdi. Tabii, ithama uğrayanlar da, öyle yapılması gerektiğinden, bu değerlendirmeye itiraz ettiler. İyi de, acaba doğru mudur yanlış mı? diyerek şöyle bir geriye doğru bakılması gerekmez miydi?..

Bizim Türklerin, kendi parlak zekalarının yerli icadıydı oto park yetmezliğine çözüm olarak, kaldırımları kullanma formülü…

Belediyelerin de vazifesi değil miydi, arabalı arabasız ayırımı yapmaksızın, bütün halkların hayatını kolaylaştırmak?...

Buradan hareketle belediyeler de başladılar, sonradan görmeleriyle birlikte işgalcilerine karşı kaldırımları babalamaya…

Üç yıllık raf ömrünü tamamlamamış yeni kaldırımların genel yapısına ellemeden sınır taşlarının üzerlerine kısa aralıklarla birer iskele babasını oturttular. Üç yıldan eski olanları da bozup yıktılar. Daha renkli ve modern malzemelerle dekorasyonunu da modernleştirip, hatta renklendirerek, kaldırımlar yeni baştan imar ve imal edildiler. Mahalle ve semt olarak sosyal pozisyonlarına uyumlu olması için babalarının değiştirilmesi de ihmal edilmedi…

Tabii, kaldırımları arabalıların ilhak ve işgallerinden koruma kurtarma seferberliğinin de kendi özgül ağırlığına eşdeğerde cari giderleri olacaktı. Malzemesi, nakliyesiydi, akaryakıtı ve komisyoncusuyla ellerini oğuşturarak bekleşen müteahhitleri gibi…

Osmanbey’de otobüs bekliyorum. Durak bölgesindeki kaldırım babaları dikkatimi çekti. Rengi siyah pütürlü dökme kulemsi dik dörtgen pirizmalar. Kulenin yol istikametine doğru iki kenarına da birer yansıtıcı reflektör şerit yapıştırılmış.. Tepesinde de hiç kimsenin göremeyeceği ve hiçbir fonksiyonunun da bulunmadığı aşikar, alüminyum plakadan belediye etiketleri…

Ufak bir şey diyeceksiniz. Ufak günahlar da çoğaldıklarında büyürmüşler, ya…

Adam diyor ki, derneklere, vakıflara ve tarikatlara mali yardım yapmayacağız…

Yahu, güler misin ağlar mısın? Selefi de yapmamıştı… 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23