--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hz. Ömer, gerçekten yaşadı mı?..

Atilla Özdür
Atilla Özdür
16

M.E. Bakanlığının yayınlarındandır. John Stuart Mill’den HÜRRİYET. 1963 ikinci basım... 

Kırkıncı sahifeden bir paragraf okuyalım...

Eğer izin verilirse, bir kaziyenin kat’iliğini kabul etmeyecek herhangi biri varken ve ona bu izin verilmezken, her hangi bir kaziyeye muhakkaktır demek, bizim kendimizin veyahut bizimle mutabık olanların, muhakkaklığına karar verecek hakimler, hem de diğer tarafı dinlemeden karar verecek hakimler olduğumuzu sanmak olur”...

Kısa bir alıntı da Thomas Pain’den. M.E. Bakanlığının 1964, ikinci baskısı, İNSAN HAKLARI. S.185...

Bir kanun kötü olduğu takdirde onun tatbikine karşı koymak başka, onun kusurlarını göstermek, onun bozuklukları üzerinde muhakeme yürütmek ve onun nasıl yürürlükten kaldırılması veya yerine niçin bir başkasının konması lazım geldiğini belirtmek ise, bambaşka şeylerdir...

“Fena bir kanunu kuvvet kullanarak ihlal etmektense, ona, aynı zamanda hatalı taraflarını göstermek ve ilgasını sağlamak için her delili kullanarak, itaat etmek yeğdir. Çünkü kötü bir kanunu çiğneyerek ortaya konan örnek, kanunların da kuvvetini zaafa uğratır”...

¥

7 Ekim 2019 Pazartesi günkü “Bilal Erdoğan’a” başlıklı yazımıza dönelim...

Bu yazımızda ilgili ve yetkililerin dikkatlerine sunmak istediğim husus, bir önceki “Hayallenme” başlıklı yazımıza yapılan bir yorumla ilgiliydi. Adaletsizliğe kurban gittiğine inanan bir vatandaşımızın iniltileriyle yüklü bu obje, bulunduğu ilin Emniyet Müdür Yardımcılığını deruhte ederken 675 sayılı K.H.K hükümlerine göre fetöcülük şüphesiyle görevine son verilen bir Emniyet mensubu imiş...

Şemsi Kandemir...

O ana kadar ve halen de olduğu gibi kendisini tanımıyordum. İsmini de hiç duymamıştım. “Bilal Erdoğan’a” başlıklı yazımın üzerine yaptığı yorumundan öğrendim. Ve maalesef, mülkün, devrilmemesi için yapıyı adaletin üzerine bina eden Hz. Ömer’in bilgi, görgü ve uygulama pratiğinden devlet ve hükümetler olarak nasibimizi alamayışımıza da üzüldüm...

Bu vatandaşımızın hakkındaki şüphelerle ilgili ön soruşturma Kahramanmaraş Savcılığınca yapılıyor. 21-08-2019 tarih ve 2017/17321...

2017/9167 sayı ile kovuşturmaya gerek olmadığı kararı veriliyor...

OHAL Komisyonuna müracaat ediliyor, 27 aydır cevap yok. 1700/201

Ne var ki Şemsi Kandemir, görevinden alınmış, özlük haklarından koparılmış, aile fertleriyle birlikte üzerindeki devletin sağlık sıhhat güvencesi kaldırılmış vaziyette dört yıldır, yılkı atı misali yalnızlığa terk edilmiş... 

Elinden tutanı yok...

Siz olsaydınız!..

Kendisine verilen gerekçesiz olduğu kadar da süresiz ve hükümsüz bu ceza karşısında tavrınız ne olurdu?..

Dikkat buyurulsun. Ceza sadece ve sadece, suçu sabitlenen kişiye de olsa, belki eyvallah. Amma, aslında şüphe safhasında kalan fiille ilgisi bulunmayan Aile efradına da veriliyor...

Suçlanan kocanın, KHK ile alnına vurulan, “çalıştırılamaz” damgasıyla, aslında arzu duyulmayan adaletsizlik de bu değil midir?.. 

Bir müessese ya da esnaf dükkanına iş başvurusu yapılsa, talep edilecek temiz kağıdında, “zimmetli” görünecek... 

Cezalandırmada ferdiyetçilik nerede?..

Kanunlarımızın adaletsizliği, eksikliği ve düzeltilme zarureti de işte tam burada... 

¥

Acı, hatta çirkin amma maalesef bir gerçek..

Hal ve edvarımıza baktığımızda ilim, bilim ve fikir adamlarımızın Doğu kökenlilerine pek itibar edilmediği görülüyor. Bilhassa söz açıldığında, Hz. Ömer, masal kahramanıymış gibi algılanıyor. Bu bakımdan ders mahiyetinde olması için, girizgahtaki iki örneği İngilizlerden aldık...

Utanarak...

Şemsi Kandemir dosyasında bizim yetkili ve görevlilerimize kılavuz olarak, Jonh Stuart Mill’i,

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin restorasyon ve tadilat çalışmalarında da, eğer gerek duyulursa, Thomas Paine’i özenle seçtik...

Aflarınızı ve hoş görünüzü rica ederek...

¥

Bana soruyorlar,

Bilal Erdoğan’ın Devlet Başkanlarının oğlu olduğunu bilmiyor musunuz? Neden ona hitaben yazdınız?.. 

Bilerek ve erkek olduğumdan. Kadın olsaydım, ‘Emine Hanımefendi’ye yazardım...

Aile yuvasındaki ılıman hava, insanları Allah’a daha yakın kılıyor da, ondan...

Düşünsenize, bizler, “İstanbul Sözleşmesi’ne niye karşı çıkıyoruz?.. 

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

hz. Ömerle mukayese edilmek istenen nesil mi var yoksa?

11 Ekim 2019 01:36

Abdullah Kars haz. Ömer' i oynadıydı; hiç bir şeysi tutmuyordu, en kötüsü boyu hiç tutmuyordu, ama seyirci yine de "olsun" dediydi..

Ercan Güven

10 Ekim 2019 22:28

Atilla ağabey Allah kaleminize güç kuvvet versin. Artık mazlumların sesi olmaya başladınız. Bazı kardeşlerimiz okuduğunu anlamadan yorum yazmayı becerebiliyor. Alma muazlumun ahını çıkar aheste aheste demişler. Adalet mülkün yani devletin temelidir. Adil olmaya bir idare yıkılmaya mahkumdur.

atilla özdür

10 Ekim 2019 19:56

Ahmet Koç kardeşimizz'e Ah be Ahmet Koçum benim,<hem de üç can alıcı noktalarda Aşlan gibi dineliyor Hz.. Ömer'in isim ve eyleme dayalı fikirleri. Okuyucu için önemli olan, bunları yakalayıp mezeleyikökünden kavrayabilmek...

Ahmet koç

10 Ekim 2019 16:24

Selamün aleyküm... Biraz ne yazdığınıza bakın ölçün biçin ne olur.. Başlık Hz. Ömer adına içinde nerdeyse Hz ömerle ilgili hiç bir şey yok.

Abdullatif

10 Ekim 2019 15:32

Allah razı olsun Atilla hocam, çok mazlumun sıkıntısını dile getirmişsiniz. İnşallah mazlum ve mağdur İBADET takımını Devletimiz affeder. Hainleri, hak eden katilleride asar. Allah " Barış Pınarı Hareketi "ne katılan kardeşlerime, güvenlik güçlerimize yardım etsin, başarı nasip etsin, onları korusun. Rabbim komutanlarımıza ve idarecilerimize doğru kararlar almayı ve şerlilerin şerrinden muhafaza eylesin. AMİN

Mehmet

10 Ekim 2019 13:57

Adaletin olmadığı yerde devlette olmaz

Safya HARMAN

10 Ekim 2019 13:28

Bireysel mağlubiyet de bireysel galibiyet de yoktur. Her iş ayrı ve başka bir iş ile birlikte işin başlangıcı, devamı yada neticesidir. İnsanlar hem kar hem de zararda isteseler de istemeseler de ortaktır. İman edenler üzülmesin niye, çünkü ALLAH laf icabı değil gördüğüm kadarıyla akılları baştan alacak büyüktür.

hercai

10 Ekim 2019 12:36

Allah Görüyor kardesim, insallah tekrar temize cikar ve bu iftirardan kurtulursun. Atilla Özdür abimize de yazilari icin tesekkurler. Devletin bu yazilari okumasi lazim.

birisi

10 Ekim 2019 11:10

erkekler haksızlığa uğradığında daha çok üzülüyorum aslında çünkü dayanıksızlar. aile içinde yetiştirilirken daha çok müsamaha ediliyor erkek çocuklarına. ben de farklı değildim işin doğrusu. kadınlar sabretmeye daha çocukken alıştırıldıklarından kolay yıkılmıyorlar. sözü geçen mağdur da inşallah tez zamanda kurtulur.

Tata Tonga

10 Ekim 2019 11:01

İstanbul Sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi... herkes bir diline dolamış İstanbul Sözleşmesi. Yahu şu sözleşme nedir? Şu sözleşmenin maddeleri nedir? hangi maddeye hangi sebeple karşı çıkılıyor? madde yazılır sonra da maddeye karşı itirazlar yazılır değil mi? herkes ateş ediyor. ateş nereye gidiyor? gözü kapalı ateş ederseniz balkonda oturan insanları veya caddeden geçen insanları da vurursunuz değil mi?. o zaman bu durumun düğünlerde derneklerde gelişigüzel ateş eden magandalık işinden ne farkı var?

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle