Hz. Ömer, gerçekten yaşadı mı?..

10 Ekim 2019 Perşembe

M.E. Bakanlığının yayınlarındandır. John Stuart Mill’den HÜRRİYET. 1963 ikinci basım... 

Kırkıncı sahifeden bir paragraf okuyalım...

Eğer izin verilirse, bir kaziyenin kat’iliğini kabul etmeyecek herhangi biri varken ve ona bu izin verilmezken, her hangi bir kaziyeye muhakkaktır demek, bizim kendimizin veyahut bizimle mutabık olanların, muhakkaklığına karar verecek hakimler, hem de diğer tarafı dinlemeden karar verecek hakimler olduğumuzu sanmak olur”...

Kısa bir alıntı da Thomas Pain’den. M.E. Bakanlığının 1964, ikinci baskısı, İNSAN HAKLARI. S.185...

Bir kanun kötü olduğu takdirde onun tatbikine karşı koymak başka, onun kusurlarını göstermek, onun bozuklukları üzerinde muhakeme yürütmek ve onun nasıl yürürlükten kaldırılması veya yerine niçin bir başkasının konması lazım geldiğini belirtmek ise, bambaşka şeylerdir...

“Fena bir kanunu kuvvet kullanarak ihlal etmektense, ona, aynı zamanda hatalı taraflarını göstermek ve ilgasını sağlamak için her delili kullanarak, itaat etmek yeğdir. Çünkü kötü bir kanunu çiğneyerek ortaya konan örnek, kanunların da kuvvetini zaafa uğratır”...

¥

7 Ekim 2019 Pazartesi günkü “Bilal Erdoğan’a” başlıklı yazımıza dönelim...

Bu yazımızda ilgili ve yetkililerin dikkatlerine sunmak istediğim husus, bir önceki “Hayallenme” başlıklı yazımıza yapılan bir yorumla ilgiliydi. Adaletsizliğe kurban gittiğine inanan bir vatandaşımızın iniltileriyle yüklü bu obje, bulunduğu ilin Emniyet Müdür Yardımcılığını deruhte ederken 675 sayılı K.H.K hükümlerine göre fetöcülük şüphesiyle görevine son verilen bir Emniyet mensubu imiş...

Şemsi Kandemir...

O ana kadar ve halen de olduğu gibi kendisini tanımıyordum. İsmini de hiç duymamıştım. “Bilal Erdoğan’a” başlıklı yazımın üzerine yaptığı yorumundan öğrendim. Ve maalesef, mülkün, devrilmemesi için yapıyı adaletin üzerine bina eden Hz. Ömer’in bilgi, görgü ve uygulama pratiğinden devlet ve hükümetler olarak nasibimizi alamayışımıza da üzüldüm...

Bu vatandaşımızın hakkındaki şüphelerle ilgili ön soruşturma Kahramanmaraş Savcılığınca yapılıyor. 21-08-2019 tarih ve 2017/17321...

2017/9167 sayı ile kovuşturmaya gerek olmadığı kararı veriliyor...

OHAL Komisyonuna müracaat ediliyor, 27 aydır cevap yok. 1700/201

Ne var ki Şemsi Kandemir, görevinden alınmış, özlük haklarından koparılmış, aile fertleriyle birlikte üzerindeki devletin sağlık sıhhat güvencesi kaldırılmış vaziyette dört yıldır, yılkı atı misali yalnızlığa terk edilmiş... 

Elinden tutanı yok...

Siz olsaydınız!..

Kendisine verilen gerekçesiz olduğu kadar da süresiz ve hükümsüz bu ceza karşısında tavrınız ne olurdu?..

Dikkat buyurulsun. Ceza sadece ve sadece, suçu sabitlenen kişiye de olsa, belki eyvallah. Amma, aslında şüphe safhasında kalan fiille ilgisi bulunmayan Aile efradına da veriliyor...

Suçlanan kocanın, KHK ile alnına vurulan, “çalıştırılamaz” damgasıyla, aslında arzu duyulmayan adaletsizlik de bu değil midir?.. 

Bir müessese ya da esnaf dükkanına iş başvurusu yapılsa, talep edilecek temiz kağıdında, “zimmetli” görünecek... 

Cezalandırmada ferdiyetçilik nerede?..

Kanunlarımızın adaletsizliği, eksikliği ve düzeltilme zarureti de işte tam burada... 

¥

Acı, hatta çirkin amma maalesef bir gerçek..

Hal ve edvarımıza baktığımızda ilim, bilim ve fikir adamlarımızın Doğu kökenlilerine pek itibar edilmediği görülüyor. Bilhassa söz açıldığında, Hz. Ömer, masal kahramanıymış gibi algılanıyor. Bu bakımdan ders mahiyetinde olması için, girizgahtaki iki örneği İngilizlerden aldık...

Utanarak...

Şemsi Kandemir dosyasında bizim yetkili ve görevlilerimize kılavuz olarak, Jonh Stuart Mill’i,

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin restorasyon ve tadilat çalışmalarında da, eğer gerek duyulursa, Thomas Paine’i özenle seçtik...

Aflarınızı ve hoş görünüzü rica ederek...

¥

Bana soruyorlar,

Bilal Erdoğan’ın Devlet Başkanlarının oğlu olduğunu bilmiyor musunuz? Neden ona hitaben yazdınız?.. 

Bilerek ve erkek olduğumdan. Kadın olsaydım, ‘Emine Hanımefendi’ye yazardım...

Aile yuvasındaki ılıman hava, insanları Allah’a daha yakın kılıyor da, ondan...

Düşünsenize, bizler, “İstanbul Sözleşmesi’ne niye karşı çıkıyoruz?.. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • hz. Ömerle mukayese edilmek istenen nesil mi var yoksa?hz. Ömerle mukayese edilmek istenen nesil mi var yoksa?3 gün önce
    Abdullah Kars haz. Ömer' i oynadıydı; hiç bir şeysi tutmuyordu, en kötüsü boyu hiç tutmuyordu, ama seyirci yine de "olsun" dediydi..
  • Ercan GüvenErcan Güven3 gün önce
    Atilla ağabey Allah kaleminize güç kuvvet versin. Artık mazlumların sesi olmaya başladınız. Bazı kardeşlerimiz okuduğunu anlamadan yorum yazmayı becerebiliyor. Alma muazlumun ahını çıkar aheste aheste demişler. Adalet mülkün yani devletin temelidir. Adil olmaya bir idare yıkılmaya mahkumdur.
  • atilla özdüratilla özdür3 gün önce
    Ahmet Koçkardeşimizz'e Ah be AhmetKoçumbenim,
  • Ahmet koçAhmet koç3 gün önce
    Selamün aleyküm... Biraz ne yazdığınıza bakın ölçün biçin ne olur.. Başlık Hz. Ömer adına içinde nerdeyse Hz ömerle ilgili hiç bir şey yok.
  • AbdullatifAbdullatif3 gün önce
    Allah razı olsun Atilla hocam, çok mazlumun sıkıntısını dile getirmişsiniz. İnşallah mazlum ve mağdur İBADET takımını Devletimiz affeder. Hainleri, hak eden katilleride asar. Allah " Barış Pınarı Hareketi "ne katılan kardeşlerime, güvenlik güçlerimize yardım etsin, başarı nasip etsin, onları korusun. Rabbim komutanlarımıza ve idarecilerimize doğru kararlar almayı ve şerlilerin şerrinden muhafaza eylesin. AMİN
  • Mehmet Mehmet 3 gün önce
    Adaletin olmadığı yerde devlette olmaz
  • Safya HARMANSafya HARMAN3 gün önce
    Bireyselmağlubiyet de bireysel galibiyet de yoktur.Her işayrı ve başka bir iş ile birlikte işinbaşlangıcı, devamıyada neticesidir. İnsanlar hem karhem dezararda isteseler de istemeseler de ortaktır. İman edenler üzülmesin niye, çünküALLAHlaf icabı değil gördüğüm kadarıyla akılları baştan alacakbüyüktür.
  • hercaihercai3 gün önce
    Allah Görüyor kardesim, insallah tekrar temize cikar ve bu iftirardan kurtulursun.Atilla Özdürabimize de yazilari icin tesekkurler. Devletin bu yazilari okumasi lazim.
  • birisibirisi3 gün önce
    erkekler haksızlığa uğradığında daha çok üzülüyorum aslında çünkü dayanıksızlar. aile içinde yetiştirilirken daha çok müsamaha ediliyor erkek çocuklarına. ben de farklı değildim işin doğrusu. kadınlar sabretmeye daha çocukken alıştırıldıklarından kolay yıkılmıyorlar. sözü geçen mağdur da inşallah tez zamanda kurtulur.
  • Tata TongaTata Tonga3 gün önce
    İstanbul Sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi... herkes bir diline dolamış İstanbul Sözleşmesi. Yahu şu sözleşme nedir? Şu sözleşmenin maddeleri nedir? hangi maddeye hangi sebeple karşı çıkılıyor?maddeyazılır sonra da maddeye karşı itirazlar yazılır değil mi? herkes ateş ediyor. ateş nereye gidiyor? gözü kapalı ateş ederseniz balkonda oturan insanları veya caddeden geçen insanlarıda vurursunuz değil mi?. o zaman bu durumun düğünlerde derneklerde gelişigüzel ateş eden magandalık işinden ne farkı var?
  • birisibirisi3 gün önce
    haksızlığa uğramak da dünyaya yaşamaya dair. kimimiz doğulu olduğu için kimimiz kadın olduğu için veya başı kapalı olduğundan ülkeninyakın çevremizin bize sunduğu o andaki şartlardan dolayı adaletsizliğe uğrayabiliyoruz. şahsen fazla haksızlığa uğradığımdan mı nedir alışkınım. insan bazen yapayalnız kalabiliyor. siz tamamen yabancı olarak bir mazlumun elinden tutmaya kalkıyorsanız ellerinizden öperim. insanın canı yakını bile duyarsız kalabiliyorken siz sırf Allah rızası için taşlanmayı da göze alan bir kahramansınız gözümde.
  • Allah GörüyorAllah Görüyor3 gün önce
    Sizden Allah razı olsun. Geçen ki yazınızı benim için yazdığınızı sanarak yorum yaptım. İyi ki yapmışım. Adı Müslüman olan maalesef insanlarımız Müslümanlığın anlamını yaşayışını gerçekleştirmeden SU-İ ZAN ile hareket etmeye devam ediyor. Sizinde vurguladığınız gibi binlerce maalesef iftira ile işinden atılan yuvası yıkılan bundan dolayı anası babası kardeşleri ve de komşularıyla kavga ve çatışma yaşayan bunlara dayanamayıp kimisi de KHK çamuruna dayanamayıp intihar eden vatandaşlarımız oldu. Yakınlarından üzülenler hastalanıp acılara dayanamayıp öldü. Okula giden çocuğuna iş bulamadığından harçlık veremeyen istediği oyuncağı alamayan çocuğunun karşısında boğnu bükük duran işsizlerimiz gibi bunalıma girenler oldu. Hele hele can dostu diye bildiğimiz insancıklarımıza ne demeli. Bana da leke gelir diye uzaklaşan zavallı insancıklarımız... Onlarda haklı lekelenen lekendiğinde haklarını alamıyorsa onlara da bir şey demeye hakkım yok. Deprasyon ilaçlarıyla ayakta kalmaya çalışan bir toplum haline geliyoruz. Allah'tan korkan bir Müslüman bu kadar büyük veballere girebilir mi? Maalesef giriyor. DARBECİNİN, SORU ÇALANIN, YARGIYA, POLİSE FESAT KARIŞTIRANIN CANI CEHENNEME! Darbe yapmak isteyen şer odaklara karşı direnirken canını feda eden 15 Temmuz Şehitlerimize ve diğer tüm şehitlerimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Fatih Sultan Mehmet Han der ki: “Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün Devlet de ölür.”
  • mhmtmhmt3 gün önce
    Sayın yazar sizin ironi yaparak çarpıklıkları gösterdiğinizi zaten anlayabiliyoruz. Lakin sizi anlamak istemeyenler yüzünden adalete olan güven de yok olup gidiyor. KHK ile sorgusuz sualsiz yargısız infazla var olan bağlarımız ve değerlerimiz maalesef yok oldu. İnsanlar birbirine güvenmez hale geldi. Herkes birbirine şüphe ile bakıyor, güvenmiyor. Yaşın yerine kuruyu yakmak, üç maymunu oynamak, çamur at izi kalsın, it izi at izine karışsın diyerek yapılan uygulamalarla AKPARTİMİN KUYUSU BİLEREK kazıldı. Adaletsizlik bilerek (kendi düşüncemdir görünen köy kılavuz istemez) GÖREVLERİNİN BAŞINDAKİ FETÖCÜ İDARECİLER tarafından (şimdi artık fanatik sözde akpartili) kendilerini gizlemek için yapıldı. Çevremizde maalesef binlerce masum ve mağdur fetöcü olmadığı halde iftira ile atılan khklılar var. Onların ahları maalesef AKPARTİMİZİ yoketmeye devam ediyor. Zararın neresinden dönülürse kardır. Yangına körükle gidenler kendilerini de yakarlar. Pireleri ayıklamak yerine yorganı yakarsanız kendinizi de yakarsınız. Yorgansız kaldığınız içinde üşürsünüz. Laf çok yanlış uygulamada çok. Maalesef çamurlar elimizi güçlendirmiyor, AKPARTİyi batırıyor. Silkinip ADALETİ çalıştırmak zorundayız. Nasreddin hocanın yaptığı gibi bindiği dalı kesince düştüğünde dediği gibi mi demek istiyoruz? Zaten inecektim. Düşmanını dostunu bilemeyen yanlışa da devam eden bir durumdayız. Dosdoğru olunmayacaksa benden buraya kadar.Destek vermekten vazgeçeriz olur biter. Zaten oy veriyoruz da ne oluyor. Herkes bildiğini okuyor. Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • AlkanAlkan3 gün önce
    SAYIN yazar İstanbul sözleşmesine nasıl karşı çıkıyorsunuz. AB uyum yasaları adına çıkan kanun ve düzenlemeleri yapanlara destek vererek mi İstanbul sözleşmesini eleştiriyorsunuz. İş kişinin aynasıdır lafa bakılmaz birkötülüğü bir şerri hem ELEŞTİRİP hemde yapanlara destek olmak iki yüzlülük değilmi.
  • Ayşe Ayşe 3 gün önce
    Fetocu alacakların sehit ettiği tanklar altında ezdiği paramparça ettiği müslüman evlatlarını da yazsana yazarları beyefendi
  • Tata TongaTata Tonga3 gün önce
    Birinci evrensel kural: Suç şahsidir ve hiç kimse başkasının suçundan sorumlu tutulamaz. İkinci evrensel kural: Bir suç işlenir iken yan gelip yatılamaz. Elinle (makamın, mevkiin, konumun vs elverdiği ölçüde), dilinle (nasihatle, işlenen suçun ihbar edileceği, topluma söyleneceği vs.) bunlara gücün yermiyorsa kalbinden bugz ederek... bunları bilmeyen yoktur sanırım. Biliyoruz ama ya unutuyoruzya da işimize mi gelmiyor?

Günün Özeti