Dün, bugün…

20 Haziran 2019 Perşembe

Epeyi oluyor, askeriyeye ait beşinci kademe tank ve palet fabrikasının işletme hakkı uzunca süreliğine Körfez ülkelerinden birine yarı hisseli olarak kiralanmıştı. İşlemin, idari işlem oluşundan, Harp-İş Sendikası da Cumhurbaşkanlığının bu kararının iptali için Danıştay’a müracaat ederek, bunun iptalini istedi. 

Bakalım ne oldu?...

Her bir Kuvvet Komutanlığında kendi hizmet ve savaş özelliklerine uygun araç, gereç ve silah tamir - bakım birimleri bulunur. Bunların kimisi sahradaki alay ve taburların bünyelerinde birliğiyle birlikte hareket eden bakım bölükleridir. Kimileri de, belirli coğrafi bölgelerde ağır bakım fabrikaları adıyla anılan çakılı fabrikalar…

Sahraya yayılmış bakım bölüklerinde normal celp erleri askerlik hizmetini ifa ederken, subay ve astsubaylar da uzman komutan olarak bedenen çalışırlar…

Ağır bakım fabrikalarında ise rütbeli teknisyen askerlerin yanında sivil alandan işçi statüsünde ustalar da istihdam edilir…

Son zamanların özelleştirme konusunda günün hararetli gündemini oluşturan Tank Palet fabrikasının işletme imtiyazı da bunlardan birisidir… 

İptal davasını açan sendika, özelleştirmelerde yetkinin Cumhurbaşkanlığı’nda olmayıp, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nda olduğunu ve bunun da sadece kamu iktisadi teşebbüsleri ile Varlık Fonu’nu işletmeleriyle sınırlandırıldığını belirterek, burada yapılmak istenenin, Devlet Tüzel Kişiliğindeki bir hizmet biriminin özelleştirilmesi olduğu iddiasıyla yapılan bu işlemin Anayasaya aykırılığını ileri sürerek iptalini istemişti…

                                             

Danıştay, Milli Savunma Bakanlığı’nın kuruluş teşkilatına bakıyor ve Bakanlığın Hizmet Birimleri arasında Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü ile “Diğer Komutanlıklar”dan başka bir müstakil birim ve müdürlük görmeyince, yapılan iptal başvurusunu, temyizi gayri kabil, geriye iade ediyor…

Karar kısaca şöyle:

Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevleri Cumhurbaşkanlığına devredilmiştir. Tank Palet Fabrikasının işletme hakkının özelleştirme kapsamına alınmasında hukuka aykırılık yoktur…

Anlaşılan, Devlet Başkanları, hakimiyetin kayıtsız şartsız sahibi olarak bilinen halkın ya da milletin Meclis kararına ihtiyaç hissetmeksizin, gerektiğinde istediği varlığı kiralamak yoluyla da özelleştirebilir…

Şuraya dikkat edelim. 

27 Mayısçılar bir anayasa yaptılar, şartların zorlamasıyla üzerinde değişiklikler yapıldı. 12 Eylül kahramanları da (!) bir anayasa siparişi verdiler, hemen hemen AKP de dahil olmak üzere bütün hükümetler çok sayıda düzeltmelerle hep bunu kullandılar.

Bir iş daraldığında tevsi edilirmiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de, uygulamada eksiği çıktığında umulur ki revizyona alınır, alınabilir… 

Cumhuriyet öncesinde sanayi bakımından memleketimizin kupkuru olduğu söylentileri koskocaman kuyruklu bir yalandı. İyi kötü limanlarımız vardı. Silolarımız vardı, kara elmas madenlerimiz vardı, feshanemiz de vardı ve daha nelerimiz vardı, nelerimiz…

Nazilli bez basma fabrikası, çimento fabrikaları, Alpullu Şeker ve yavaştan yavaşa Demirçelikler falan, çok daha sonraları piyasaya çıktılar…

İstiklal Harbi devam ederken Atatürk’lü Türkiye’de Ereğli’nin kömür ocaklarından harıl harıl maden kömürü çıkarılıyordu. Ayrıca beri yandan da Meclis, memleketimizin geleceğini planlıyordu. Bir taraftan da askerlerimiz, Yunanla savaşıyor ve Allah’ımızın takdiri, Ege, Marmara ve Akdenizlerde seve seve kan ve canını feda ediyordu…

İşte bu kıyamet anaforunda Osmanlı’dan miras Ereğli Kömür ocaklarından istihsal edilen maden kömürümüzü acil ihtiyaçlarımızı giderebilmek amacıyla satıyorduk…

Kimlere?...

Düşmanımıza. Bizimle kanlı bıçaklı olup vatanımızın Güney Anadolu’suna gelip yerleşen İtalyanlara…

Kömür ocağının ve ruhsatının sahibi de, Meclis Başkan Vekilimiz idi…

O günlerin mebusları bu terslikten utandılar ve düşmanımıza cephane kıymetindeki kömür satışına son verilmesi için Meclis kararı alınmasını istediler…

Meclis, aynı zaman diliminde hükümet idiydi de…

Öyle ya, sen kendi topraklarından kömür çıkaracaksın, sonra bunları seninle hâlâ savaşan düşmanın İtalya’ya satacaksın. Bunlar da senden aldıkları kömürle gemilerini yürütecek ve helalinden güzelim vatanını senin elinden alacak!…

Meclis oturup toplandı. Mebuslar takkelerini önlerine koydu. Halimizin önünü arkasını düşündüler. Sıra geldi karar vermeye…

Verildi de…

Sanırız Demirel de geçmiş ile geleceği ayırma felsefesini oluşturan, “Dün dündür, bugünse bugündür” esprisini, Meclis’in bu kararından esinlenmiştir…

xxxxxx        

Savaş hali başkadır, ticari alış verişler başkadır…          

İtalyanlara kömür satışını yasaklayamayız…

Ve İtalyanların, bizim kömürümüzle bizi yakmasına göz yummuşuz…

Deniz Kuvvetlerimizin tersaneleri var. Hava Kuvvetlerimizin de tayyare tamirhaneleri. Hatta o kadar var ki, yakın geçmişe kadar İsrail’e sipariş ettikleri modernizasyon işlerini şimdi bizim havacılarımızın kendileri Türkiye’de hallediveriyorlar…

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan da aynen bizler gibi fani bir kişi. Gittiğinde yerini bir başkası dolduracak…

İşte o kişi, yarın kalkar da, yirmi beşer yıllık anlaşmalarla Hava ve Deniz fabrikalarımıza dışarıdan birer kiracı ortak bulup getirirse !..

15 Temmuz şehitlerini boşuna kaybetmiş olmaz mıyız?.. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ercan GüvenErcan Güven1 ay önce
    Atilla ağabey Allah kaleminize güç kuvvet size de sağlıklı ömürler versin yine hassas bir noktayı dile getirmeye çalışmışsınız.Memlekette 80 milyon insan var. Her birinin istek ve düşünceleri farklı. Hepsi de iktidardan birşeyler istiyor. İktidarda bulunanlar da kendilerine olan yakınlıklarına göre vatandaşlara pay dağıtıyorlar. Ancak benim de bir türlü anlayamadığım husus ise vatandaşımız olmayıp da oy verme hakkına bile sahip olmayanlara nasıl oluyor da telekom, liman vs işletmeleri verilebiliyor. Üstelik bunlar söz konusu işletmeleri aldıktan sonra bankalara borçlanıp sonra da o borcun üstüne yatıyorlar.
  • selmanselman1 ay önce
    Birincisi İtalyanlarla fiili olarak savaşmadık. İkincisi bugün de Suriye'de bir cephede savaştıklarımızla öbür cephede dostuz. Savaşın tabiatı budur.
  • Ayhan GūvenAyhan Gūven1 ay önce
    Atilla Bey yerinizde olsam köşenizi okuyucu yorumlarına kapatırdım. Bir yazar için bu denli okuduğunu anlayamayan, 15, 20 kelimelik kisa sosyal medya mesajlarına alışık, tarih ve sosyoloji kūlliyatından kopuk bir gazete okuyucusu kitlesiyle muhatab olmak oldukça ūzūcū olsa gerek. Allah kolaylık versin. Siz yazın yine de arşiv için, ūlkenin fikri belleği için gerekli yazdıklarınız. Allah kolaylik versin Atilla Bey.
  • Mesut Sarp Mesut Sarp 1 ay önce
    Değindiğiniz meseleler olmuş olan hadiseler. Dikkatimizi tekrar bu mevzulara çeken sn. Yazardab Allah razı olsun. Ama bir kesim okuyucu var ki yazılanı anlamamış hatta okumaksizin pusuda bekleyen saldırgan gibi salyalıirin akıtıyor. Allah ıslah etsin.
  • cehenneme sel gibi akış:cehenneme sel gibi akış:1 ay önce
    Çöleşer gibi atatürkçü olmak var ki, problem değildir, hiç bir müslümanı sokamaz, isterse bin yazı yazsın! Ama o, bizim cenahta ise, için için; "onun zamanında şu nimetlere gark olmuştuk, bu nimetlerde yüzmüştük" diyorsa fısıltısını bile duyan en 10 ahmağı anında camiasına dahil eder; hele şu zamanda bu işten bile değildir!
  • ne mutlu yıllardı bee..ne mutlu yıllardı bee..1 ay önce
    "Istiklal Harbi devam ederken ATATÜRK' lü Türkiye’de Ereğli’nin kömür ocaklarından harıl harıl maden kömürü çıkarılıyordu." Atanızı mezardan kaldırın o mutlu günlerinize yeniden kavuşun madem beyim, ne diyim..
  • Lafla yürüyemeyen peynir gemileriLafla yürüyemeyen peynir gemileri1 ay önce
    Sanırım yeni askeri doktrinimiz gereği tabur-alay-tümen yapılanmasından tabur-tugay-kolordu düzenine evriliş sürecinde (çok isabetli bir karar, ayrıca konuşuruz) şimdi tugay; o zaman ise alay olan bir birlikte yedek subaydım. O yıl, alayımız, bağlı olduğu tümenle arazi yaz tatbikatına çıkacaktı. Bizim alayın, alay karargah bölüğündeki 80 küsur araçtan yalnızca 4' ü tatbikat yerine ulaşabildi; diğerlerinin hepsi yolda döküldü; hatta bir kısmı alaydan bile çıkamadı! Bizim patiska fabrikasından maden ocağına kadar her bokumuz vardı dediğiniz yılların içyüzü buydu. Allahtan bir yunan ya da bulgar saldırısına maruz kalmadı o zamanlar bizimtrakya cephesi! (Alaylar dökülüyordu, geceleri inşaatlara malzeme çalmaya gidiliyordu!)

Günün Özeti