• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
20 Haziran 2019

Dün, bugün…

Epeyi oluyor, askeriyeye ait beşinci kademe tank ve palet fabrikasının işletme hakkı uzunca süreliğine Körfez ülkelerinden birine yarı hisseli olarak kiralanmıştı. İşlemin, idari işlem oluşundan, Harp-İş Sendikası da Cumhurbaşkanlığının bu kararının iptali için Danıştay’a müracaat ederek, bunun iptalini istedi. 

Bakalım ne oldu?...

Her bir Kuvvet Komutanlığında kendi hizmet ve savaş özelliklerine uygun araç, gereç ve silah tamir - bakım birimleri bulunur. Bunların kimisi sahradaki alay ve taburların bünyelerinde birliğiyle birlikte hareket eden bakım bölükleridir. Kimileri de, belirli coğrafi bölgelerde ağır bakım fabrikaları adıyla anılan çakılı fabrikalar…

Sahraya yayılmış bakım bölüklerinde normal celp erleri askerlik hizmetini ifa ederken, subay ve astsubaylar da uzman komutan olarak bedenen çalışırlar…

Ağır bakım fabrikalarında ise rütbeli teknisyen askerlerin yanında sivil alandan işçi statüsünde ustalar da istihdam edilir…

Son zamanların özelleştirme konusunda günün hararetli gündemini oluşturan Tank Palet fabrikasının işletme imtiyazı da bunlardan birisidir… 

İptal davasını açan sendika, özelleştirmelerde yetkinin Cumhurbaşkanlığı’nda olmayıp, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nda olduğunu ve bunun da sadece kamu iktisadi teşebbüsleri ile Varlık Fonu’nu işletmeleriyle sınırlandırıldığını belirterek, burada yapılmak istenenin, Devlet Tüzel Kişiliğindeki bir hizmet biriminin özelleştirilmesi olduğu iddiasıyla yapılan bu işlemin Anayasaya aykırılığını ileri sürerek iptalini istemişti…

                                             

Danıştay, Milli Savunma Bakanlığı’nın kuruluş teşkilatına bakıyor ve Bakanlığın Hizmet Birimleri arasında Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü ile “Diğer Komutanlıklar”dan başka bir müstakil birim ve müdürlük görmeyince, yapılan iptal başvurusunu, temyizi gayri kabil, geriye iade ediyor…

Karar kısaca şöyle:

Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevleri Cumhurbaşkanlığına devredilmiştir. Tank Palet Fabrikasının işletme hakkının özelleştirme kapsamına alınmasında hukuka aykırılık yoktur…

Anlaşılan, Devlet Başkanları, hakimiyetin kayıtsız şartsız sahibi olarak bilinen halkın ya da milletin Meclis kararına ihtiyaç hissetmeksizin, gerektiğinde istediği varlığı kiralamak yoluyla da özelleştirebilir…

Şuraya dikkat edelim. 

27 Mayısçılar bir anayasa yaptılar, şartların zorlamasıyla üzerinde değişiklikler yapıldı. 12 Eylül kahramanları da (!) bir anayasa siparişi verdiler, hemen hemen AKP de dahil olmak üzere bütün hükümetler çok sayıda düzeltmelerle hep bunu kullandılar.

Bir iş daraldığında tevsi edilirmiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de, uygulamada eksiği çıktığında umulur ki revizyona alınır, alınabilir… 

Cumhuriyet öncesinde sanayi bakımından memleketimizin kupkuru olduğu söylentileri koskocaman kuyruklu bir yalandı. İyi kötü limanlarımız vardı. Silolarımız vardı, kara elmas madenlerimiz vardı, feshanemiz de vardı ve daha nelerimiz vardı, nelerimiz…

Nazilli bez basma fabrikası, çimento fabrikaları, Alpullu Şeker ve yavaştan yavaşa Demirçelikler falan, çok daha sonraları piyasaya çıktılar…

İstiklal Harbi devam ederken Atatürk’lü Türkiye’de Ereğli’nin kömür ocaklarından harıl harıl maden kömürü çıkarılıyordu. Ayrıca beri yandan da Meclis, memleketimizin geleceğini planlıyordu. Bir taraftan da askerlerimiz, Yunanla savaşıyor ve Allah’ımızın takdiri, Ege, Marmara ve Akdenizlerde seve seve kan ve canını feda ediyordu…

İşte bu kıyamet anaforunda Osmanlı’dan miras Ereğli Kömür ocaklarından istihsal edilen maden kömürümüzü acil ihtiyaçlarımızı giderebilmek amacıyla satıyorduk…

Kimlere?...

Düşmanımıza. Bizimle kanlı bıçaklı olup vatanımızın Güney Anadolu’suna gelip yerleşen İtalyanlara…

Kömür ocağının ve ruhsatının sahibi de, Meclis Başkan Vekilimiz idi…

O günlerin mebusları bu terslikten utandılar ve düşmanımıza cephane kıymetindeki kömür satışına son verilmesi için Meclis kararı alınmasını istediler…

Meclis, aynı zaman diliminde hükümet idiydi de…

Öyle ya, sen kendi topraklarından kömür çıkaracaksın, sonra bunları seninle hâlâ savaşan düşmanın İtalya’ya satacaksın. Bunlar da senden aldıkları kömürle gemilerini yürütecek ve helalinden güzelim vatanını senin elinden alacak!…

Meclis oturup toplandı. Mebuslar takkelerini önlerine koydu. Halimizin önünü arkasını düşündüler. Sıra geldi karar vermeye…

Verildi de…

Sanırız Demirel de geçmiş ile geleceği ayırma felsefesini oluşturan, “Dün dündür, bugünse bugündür” esprisini, Meclis’in bu kararından esinlenmiştir…

xxxxxx        

Savaş hali başkadır, ticari alış verişler başkadır…          

İtalyanlara kömür satışını yasaklayamayız…

Ve İtalyanların, bizim kömürümüzle bizi yakmasına göz yummuşuz…

Deniz Kuvvetlerimizin tersaneleri var. Hava Kuvvetlerimizin de tayyare tamirhaneleri. Hatta o kadar var ki, yakın geçmişe kadar İsrail’e sipariş ettikleri modernizasyon işlerini şimdi bizim havacılarımızın kendileri Türkiye’de hallediveriyorlar…

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan da aynen bizler gibi fani bir kişi. Gittiğinde yerini bir başkası dolduracak…

İşte o kişi, yarın kalkar da, yirmi beşer yıllık anlaşmalarla Hava ve Deniz fabrikalarımıza dışarıdan birer kiracı ortak bulup getirirse !..

15 Temmuz şehitlerini boşuna kaybetmiş olmaz mıyız?.. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23