• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
04 Ocak 2021

Çöpçüüüü...

Günümüzün korona salgını tüm dünyanın altını üstüne getirdi. Siyasi kurallar, beşeri ilişkiler, ast üst münasebetleri, yardım toplama ve paylaştırma işlemleri ve hatta ve hatta yüz numara disiplinine kadar yazılı yazısız tüm yerleşik kurallar, fiili kullanımdan kaldırıldı.. 

 Ebubekir Sofuoğlu isimli bir profesör, üniversitelerin çok yönlü perişanlığından yakınmış. “Neredeyse fuhuş evlerine” benzetilmiş..

 Bakınız. Katiyyet yok, sadece “neredeyse, denilerek, hayatın çirkinliklerini hatırlatan” bir yazı... 

 Fuhşiyat, disiplinsizliktir. Yatakta olduğu gibi çorba içerken de mümkündür. Diyarbakır annelerine HDP kapılarında evlatlarını bekletenlerin işleri de, fuhşiyattandır.. 

Üçüncü derece yoksul ve fukara bir şehrimizin ÇÖPÇÜSÜ imiş, elde süpürge faraş çalışırken yerde bir poşet buluyor. Taze bir meseledir. Hemen eğilip bakınca görüyor ki, içi dolu para...

 Ben bulsaydım, aniden şaşırırdım. Zira, yürürlükten kaldırılmış ve unutturulmuş bir gelenek olduğundan, ilk ağızda apışıp kalırdım. 

 “Ne yapacağım şimdi?”, diye… 

Lakin, merakı da mucip olmadı da değil. Şimdi düşünüyorum. Acaba o para dolu poşeti Haber Türkçü bulsaydı,

 Ne yapardı?..

 Hiç şüphesiz buna ihtiyacı bulunmadığından, zahirinde hayat tarzı bolluğuna bakılınca, sorup soruşturma ve nihayet açık ilanatla sahibini aramaya yakın görülebileceğinden, sahibine teslim ederdi. Ne yapsındı, bunca bolluk içinde yaşarken, elin üç kuruşluk parasını?.

 Geri kalmış bir şehrimizin söz konusu yarı aç yarı tok yaşayan yoksul ÇÖPÇÜSÜ de, aynisini yapmış...

 Peki, ne olacak şimdi?.

 Değer miydi?.. 

 “Aralarındaki fark, sadece tek atımlık lafzi bir oy eşitliğinden ibaret iken...

 “Elle tutulup gözle görülmeye değer fark olarak başka da bir özellik yok iken!”..

 Haber Türkçünün bundan öte dikkate alınabilir fevkaladeden bir özelliğini görüp bulamadım..

 Erkek olmanın zorluğu, hatta imkansızlığı da, işte tam buradadır... 

Haber Türkünherifçisiyle” devam edelim..

 Adamın karalamaları şöyle devam ediyor. 

 Bu sözler kamuoyundan büyük tepki çekmişmiş..

 Diyor ki, 

 “Bu herifin üniversiteleri fuhuş evi zannetmesine sebep olan şey, muhtemelen kendisi ile ilgili görüşleridir” demiş.

 “Kendisi” denilen mefhum nedir? Muhtemelen ÇÖPÇÜ’yü ima ediyor olmalıydı. Ya da hocanın tam kendisi. 

 Peki, nedir kendisi ile ilgili olabilecek işleri ve vazifeleri?.. 

 Belki onu da şöyle düşünmüş olabilir..

 “Madem ki Ben burada çalışıyorsam ve burası da bir fuhuş evi ise. Benden buraya has ve özel istenilen vazifeleri yerine getirmem gerekir” gibi.. 

Türkler, son devletleri Osmanlı’nın duraklamasını müteakip erkeklikten boşalmaya yöneldi. Bunda mutlaka Tanzimat ortamında saraylaşmayla birlikte ipek yolunun önemini kaybetmesi, ehl-i ilmin askerlikten muafiyeti ve buhar makinesinin keşfiyle insan kanının ticari ve sınai gelişmede enerji olarak kullanmaya yanaşılmaması gibi dini ve ictimai faktörlerin önemi de büyük olması gerekir.

Erkeklikten çözülmede sanırım, Protestanlaşmayla birlikte bu sıralarda başlar. Günümüze gelince, erişebileceği en uzaktaki hedefine de hemen hemen ulaşmış bulunuyor..

Tek adım kaldı. İbnelerin birbirleriyle tescilli evlenmesi.. 

İstanbul Sözleşmesine davet nereden geliyor ve “KABUL” yarışı da, siyasi kabul kulvarından atağa kalkıyor?.

Hele bi düşününüz bakalım...

Sofuoğlu’nun “Sayın Cumhurbaşkanımız da vurguladı” dediği anahtar şifreyi erkekçesine açıp ortaya seren de, çok tuhaftır, Sözcü..

Üniversite talebelerinin bir arada yurt edindikleri mekanlar polis tarafından sık aralıklarla kontrol ediliyor. Sol tarafla, sağın merkezinden Cumhuri liberaller basıyorlar yaygarayı. 

Hayat tarzına müdahale’. 

Devlet Başkanlarının yorumlaması şöyle devam ediyor.

O günlerde, tarih 5 Kasım 2013 Salı günü, polisiye hareketlerle ilgili olarak Meclis Grubunda konuşuyor, 

“Bazı yerlerde ihtiyaca cevap veremediğimiz için evlerde kalma noktasında sıkıntılar oluyor. Buralarda güvenlik güçlerimize, emniyete istihbari bilgiler geliyor. Bunlardan hareketle valilerimiz bunlara müdahale ediyor. Niye birileri bunlardan rahatsız oluyorlar.. Bazı gazeteciler rahatsız oluyor diye biz bu ihbarları bir tarafa atamayız..” 

“Kim ne yazarsa yazsın. Herkesin çocukları bize emanettir. Biz kızların erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz..”

Nasıl, beğendiniz mi, ya da utandınız mı? 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kim kimle, dum dumla

2000' lerin başlarında çalıştığım yerde işe alınan bir genç üniversiteye giderlerken kaldığı evin kızlı oğlanlı karışık olduğunu, kendisinin de işte o kızlardan biriyle evlendiğini anlatıyordu ortamdakilere..
  • Yanıtla

Hayrettin HATUNOĞLU

Öğretim görevlilerinden Sayın Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu branşı sosyoloji olan bir bilim adamı olarak tespit ettiği bir acı gerçeği dile getirmiş. Bir bilim adamının hem de branşı sosyoloji olan, bilim adamının davranması gerektiği gibi davranmış. Vicdanını rahatsız eden bir gerçeği eğip bükülmeden dosdoğru söylemiş. Sorunu halının altına süpürerek çözmek mümkün değil. Doğru sözün batma gibi çok kötü bir huyu olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovmak yerine araştırmak incelemek sorgulamak gerekmez mi? Bir bilim yuvası olan üniversiteler bu araştırma, soruşturma, inceleme işini yapmayacak da kim yapacak? Bu sözlerin kuru bir iftira mı yoksa dayanağı olan acı gerçek mi olduğunu Emniyete bağlı ahlak polisine sormak, Kadın doğum uzmanları ile görüşmek, halkla anket yapmak %70 okula devamsızlık yapan öğrencilerin bu devamsızlık yaptıkları süreleri nerede nasıl geçirdiklerini araştırmak yerine bildiği bir gerçeği dile getirdi diye paniğe kapılıp '' Eyvah! Bu adam benim koltuğumu sallıyor'' diye düşünüp vurun abalıya yapıp linç etmek ne kadar doğru? Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Bunu çok iyi bilirsiniz? Lütfen bir bilim adamına ve kurumuna yakışır biçimde davranıp, Sayın Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu'nu karşınıza alıp ''Bak arkadaş sen branşı sosyolog olan bir bilim adamısın. Üniversite de sosyolog bilim adamlarından bir araştırma komisyonu kur ve bunu araştır, ıspat et raporunu sun böyle bir yara varsa bunu tedavi edelim de.'' Adamı iftira atmaktan böyle bir soru varsa da ülkeyi ahlak batağından kurtarın.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23