• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
26 Aralık 2019

Çok geniş kalabalıklar…

Sayı saymaya gelemeyecek kalabalıklardan bahsetmekte kullanılan bir deyimdir. Eğer bu düzenlemeye bir de “kuru” kelimesini koyarsanız “kalabalığın” önüne, hiçbir işe yaramayan fuzuli, safra bir insan yükü akla gelir…

Mesela, Körfez halklarının, Allah’ın kendilerine insanlık adına hayırlısıyla kullanılası diye lütfeylediği petrol gelirlerini kendi şaşaalı hayat tarzının idamesi için Atlantik korsanlarına yedirmeleri gibi…

Çok geniş kuru kalabalıklar, uluslararası parselasyonda körfeze yerleşmişler. Bölge halkları “kuru” olduklarından, Allah’ın kendilerine infak amacıyla lütfeylediği petrolü çıkartıp O’nun rızası dahilinde kullanmayı beceremeyince, elin gâvuru çıkıp geliyor ve hasılatını da kendisine alıp gidiyor. Giderken de bölgenin imamlarına geçim ve savunma masrafları olarak sadaka misali bir miktar harçlık bırakıyorlar…

Türkiye’yi Osmanlı’dan Cumhuriyete aktaranlardan eli güçlü olanlar, evvela Batılılaşmayı kafaya almışlardı. Takviminden alfabesine, sofra adabından kanun nizamına, kılık kıyafetinden dinine ve imanına yeni çerçeveler çizdiler. Bilhassa bunları tahkimlerken dağda ve bayırlarda darağaçları kurulunca, milli ve dini atmosferde epeyi ters tepkilere yol açıldı. Mesela, bunlardan birisi de, Hac kapılarının kapatılmasıydı…

Erken Cumhuriyet’ten bu yana neredeyse bir asır geçti. Dünya ahvali çok değişti, Körfez halkı adamakıllı sapıttı ve yöneticilerinin tanrılıklarını ilan için kala kala yalın ifadeyle bir tek, “Biz sizin Allah’ınız” demedikleri kaldı. Güçsüzlük ve lidersizliğin perişanlığıyla altında kıvranan fakir Müslümanların ibadet amacıyla Mekke, Medine’lere gittiklerinde, petrol üzerindeki doğal haklarını zaten gaspeden mahallin sahte tanrılarına bir de boğazlarından keserek para yedirmeleri reva mıdır?…

Geniş kitlelerden bahsedildiğinde de anlaşılması gereken manzara, yine sayıya sepete gelemeyecek gayri mütecanis insan topluluğu akla gelir. Büyüklü-küçüklü, kadınlı-erkekli, frapan giyimlisinden dağınık perişan berduşuna kadar her tavandan insan toplulukları. Bunların haz dalları farklıdır, mutluluk kaynakları birbirlerine benzemez, beklentileri değişiktir. Piyangocu müteveffa Nimet hanımın kadim dükkânının önünde farklı amaçlarla toplanan yılbaşı ziyaretçileridir…

Hükümetlerin aldıkları kararlardan müspet ya da menfi yönde etkilenme dereceleri de, bu kalabalığı oluşturan gruplarda birbirlerinden farklılık arz eder. Sigara zammı tiryakilerin keyfini kaçırırken, fırıncıların ekmek zammına izin kararı, Nimet’in biletini bekleyen asgari ücretliyi yüreğinin tam on ikisinden vurur…

Hükümet, neyi indirirse indirsin ya da kaldırırsa kaldırsın, bizim Türkiye’mizin “saygılı sessizlik” perdesinde alınan ve alınacak olan kararlardan sadece bir tekidir, hiç kimseyi etkilemeyecek olanı…

O da, yüksek kıymetli gayrimenkul varlıklar üzerine salınan yüksek vergilerdir. Buna da servet vergisi denilir. Bundan etkilenecek olanlar ise geniş kitleler olmayıp, pek cüzi bir azınlıktan ibarettir…

Ve asla, Piyangocu Nimet Hanım ve Şürekasını da, kendilerine Rezzak edinmiş huzuru tıkırında kalenderi toplulukların arasında yer almazlar…

Rahmetli hocamız, eğitmenimiz ve ustamız Mehmet Şevket Eygi ağabeyimiz, tabii ki evvela Kur’an-ı Kerim’den, sonra da Peygamberimiz Efendimiz’den ve devamında Hz. Ömer’den mülhem olsa gerek, “Beş vaktine daha beş vakit daha ilave eden hak hukuk tanımaz bir reisin yerine, beynamaz fakat adil olanının yönetiminde yaşamayı tercih ederim” buyururdu.

Buradan girersek, İsmet İnönü’nün de, her ne kadar hak hukuk tanımazlığı altında yaşanmış olunursa olunsun, amacında hukuken yeri sağlam karar ve icraatları da vardı. Hakkını yemeyelim…

Varlık Vergisi bunlardan biridir…

Uygulamasında yolunu şaşıranlar Türk ve Müslümanlara ayrıcalığa kalkışarak gayrimüslimlerin ciğerlerine saldırmışlar. TÜSİAD’ın mayasını da bu imtiyazlı Müslümanlar teşkil eder…

Erdoğan’ın Varlık Vergisi, geniş kitleleri huzursuz eden bir salma olmayıp, aşağıdaki kuru kalabalıkları memnun kılabilecek tek yol niteliğinde bir karar hükmüdür...

Uygulamada görev alan mekanizmalar, yollarını sapıtmazlarsa, eğer…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet

Hocam ben bir evlat sahibi olarak asgari ücretle geçinemiyorum.Devlet bana açık açık diyorki karını çalıştır,e ben evinde anne olsun evladıyla ilgilensin istiyorum.Hükümetin kadın istihdamı altında bilerek ve isteyerek Türk Aile yapısını bozduğunu düşünüyorum.Arslan zannettik Çakal çıktılar.
  • Yanıtla

Muro

Onu bunu boşverinde nolcak hu kanal istanbul hali bize olması yönünde bilgi verirseniz sevinirim, cünki coğunluk olmaması lehine yazıp cizyo.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı