• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
14 Kasım 2019

Çınar...

Eylülortalarında olacak, Şevki Yılmaz bir yazısının çınarlı paragrafında “seçimlerden sonra hepimizin gözlemlediği gibi ortaya çıkan neticeyle estirilmek istenen bir havadan” bahsediyordu. “Estirilen Hava”dan murad ise, “Ak iktidar gitsinden çok, dikilen dava çınarımızı kökleyip söküp atmak” imiş...

Tespitler doğru da olsa, muhalefetin köklemek istediği “dikilen o çınar” nedir? Biraz müphem kaçmış gibiydi...

İlk mektepli günlerimden hatırlarım, insanın anatomik yapısını rejim diliyle yine insanın kendisine tanıtan iki önemli duvar afişleri vardı. Bakkalların mekan içi duvarlarında bulunurdu...

İnsan evvela bebek olarak salıncağına yatırılıyor. Sonra pati pati yürümeğe başlar. Derken mektep ve delikanlılık. Sonra yaşı kırka geldiğinde merdivenin tepesindedir ve aşağıya doğru inmeğe koyulur. Bir süre sonra sakallı dede olur ve en sonunda da mezarlıkta toprağa verilir...

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan’ın “Maden Yorgunluğunu” dile getirdiğinde, aslında demek istediği şu idi, 

Burada vazifedeki ömrünü tamamlayanlar, bizleri cenaze merasimlerine zorlamasın”!..

Zira bozulma, çürüme ve tefessüh fani alemde eşyanın değişmez tabiatındandır. Birbirlerini zincirleme ikame eden İlahi dinlerin vazifeleri, fonksiyonları da, tabiatı dediğimiz insan fıtratını çürüme tehlikesinden korumak...

İslam’ın, son Peygamberin ümmeti Müslümanlar olarak hep birlikte yaşıyoruz, açık gözlerimizle çevremizi süzelim...

Topluca ne mal olduğumuz meydanda...

Bu durumda, “dikilen çınar” neydi ki, görünmüyor ortalıkta? 

Var olma anlamında “Dikilen bir çınar mınar” yoktur. Dikilen olmayınca haliyle diken de olmayacak. Her gün biteviye baklava böreğin bıktırıcılığından kurtulmak için değişiklik kaçınılmazdı. Yoksul takımı zenginleşmek isterken, tuzu kurular da, uçkur disiplininden çıkmak için yırtınacaktı. Nitekim, “İstanbul Sözleşmesi” bu anlamda bir yırtınma semptomu değil midir?. Şurasını gözden kaçırmayalım. Değişimlerde mutlaka yemleyici-ateşleyici bir dinamizm behemehal yer alır...

İstanbul Sözleşmesinin yemleyici ateşleyici dinamik unsurları kimlerdir, düşünür müsünüz?

Mesela, İstanbul Sözleşmesinde görülenler gibi...Türkiye’yi, “bilmem nelerin yatağına” döndürmek için kimler kimleri kullanmaktadır, manzara ortada....

Halkın, bilhassa Müslüman çoğunluğun, bu ayrışma ve farklı yönlere evrilerek - dönüşme konusunda derinlemesine vukufiyeti bulunmadığından, hayata salt dini açıdan bakarak ikiye bölünüyor. Halen de öyledir, sağcılar ve solcular. Musalliler sağcı, akşamcılar da solcu. Böyle etiketlemiş sağcılar solcuları. Yanlış amma, bu kalıba dökülmüşler...

Bir taraf, insaflı ve merhametli sayıyor kendi tarafını, karşı taraf da, kendini düşünen fırsatçı. İş ve çalışma dünyasının şeması da buna göre çizildiğinden, devletçiliğe sağcılık, özel teşebbüse de solculuk yakıştırması yapılırdı....

12 Eylül’den sonra dışarıdan kopyalanan bir “yeni sağcılık” tiplemesi çıkarıldı. Bunun karşısına da “Yeni liberalizm”...

Önceki tasnifler birbirlerine karıştırıldı ve saflar yeniden şekillendirildi. Özellikle Özal’lı günlerde devlet küçültülerek postalın vesayetinden bir işe yaramayan kurtulma hareketine hız verildi. İhracat, cankurtaran simidi olarak görüldüğü için, yerli tüketimi frenlemek amacıyla maaş ve ücretler törpülendi...

Postallının müdahalesine karşı halk egemenliğini korumaya öncelik veren yeni muhafazakar kanat, parlamento dışında kalan demokratik güçleri de yedeğine alarak başörtüsü problemini halletti. İmam hatipler, önlerindeki engellerden temizlendiğinde sanıldı ki, dava tünelinden beklenen ışık sızıntıları göze çarpmaya başlayacak...

Oysa, tünelden sızan ışığa dikkatle bakılınca görüldü ki, kaybolan davanın bıraktığı karanlık boşluğu, İstanbul Sözleşmesinin nurlu ışıkları aydınlatıyor!..

Şaşırtıcı ve ilginç...

İstanbul Sözleşmesinde çınarın fener taşıyan gönüllüleri, cinsel sapkınlarla birliktelik kurmuş medreseli muhafazakar politik gençler...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Leyla

Doğru tespitler ALLAH sonumuzu hayretsin daha dün ebedi şeflerinin kahrolası ilkelerine sabi subyan secde ettiriyordu bu nasıl bir yobazlık Nasıl tefessuf etmiş irinli bir rezillik
  • Yanıtla

mustafa göray

üstad atilla özdür 'e bu güzel yazısından ötürü teşekkürler
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23