• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
09 Aralık 2019

Çarpı…

İzmir’de bazı vatandaşların kapılarına çarpı işareti konulmuş. Piyasadaki söylentilere göre, buralarda ikamet edenler Alevi imişler. Alevi karşıtı güçler de, bunları tacize kalkışmış…

Tahminler, söylenenler böyle de, nedir bu hallerin manası?...

 Bir insan ya erkektir, ya dişi. Belki Türk de olabilir, Arnavut da, Alman da. Fransız, Kürt veya Japon olması da mümkündür. İnanç bakımından bağlı olduğu kutsal kaynağını bir kendisi bilir, bir de Yaradanı, Hz. Allah…

Başkalarının bilip öğrenmesine gerek yok. Ayrıca, kime ne!…

Kitabi inanç bakımından ya Müslümandır ya Hrıstiyan, ola ki, Musevilik de mümkün…

İnançların kendilerine has alt dalları mevcut. Protestanlıkmış, Katolikmiş, Sünnilik veya Alevilik gibi….

Hepsinin inançta, kabullenmede kutsalları bulunuyor. Bunlar son tahlilde yine bir Tek’e dönüşerek birleşiyor…

Hz. Allah (C.C...)

Bu inançların Allah tarafından indirilmiş kitapları bulunuyor. Kitaplar, uzun zaman aralıklarıyla birbirlerini yürürlükten kaldırarak indirilmiş…

Metafizik dünyanın bu olgularına karşılık fiziki alemin de el yapımı kutsal varlıkları bulunuyor. Bunların da kitapları, bayrakları, başkanları vs, vs…

Kitaplar, müellifleri tarafından kâh dövüşe dövüşe, kâh sevişe sevişe birbirlerini yok sayarak ve aralarında da zaman ölçülü mesafelerle, baskıya veriliyor…

Zaman aralarını onar senelik düzenledikleri Türkiye’nin kitapları gibi…

Askerlerin baş kutsalları Atatürk adına 1961’de bastırdıkları kitap daha önceki 1924-26 tarihlisini yürürlükten kaldırıyor. 1982 modeliyse, 61’de telif edilenini yırtıp atarak yok etti…

Acımasız, yıldırgan olan 82’li, bininci yılına varamadan, Allah’ın sünnetinden olacak yerini Başkanlığa teslim edip gitti… 

Kitaplar arasındaki genel farklara gelelim. Hayat tarzıyla ilgilidir. Müslümanın kitabı baştan başa, inancı ve itikadıyla birlikte siyasi ve içtimai hayat için çizilen bir pusula……

İnsanoğlu var olanla yetinmiyor. Daha fazlasına ihtiraslı. Komşusuna saldırıyor. Mahalle aralarındaki saldırganlık, gelişip yayılarak savaşlara yol açıyor. Dinler arasına da görülüyor bu türden ihtiras savaşları. Anglikan Protestanlarıyla Katolikler arasında hâlâ devam ediyor. Müslümanlar arasında da görülmüş. Küllenmiş dalaşmaların zaman zaman ısıtılarak ateşlenmesine çalışıldığı da vaki…

Mesela İzmir’de kapılara çapraz çekmek gibi…

Bunlar, inanç farklılığından körüklenmiyor…

Amaç, siyasette amir-i ita mevkiine gelip oturmak…

Sosyal hareketlerin itici gücü, iktisadi hesaptır, gözlerden kaçırmayalım ya da, komünistliğe vermeyelim…

Müslümanları kendi havasında iki alt bölüme ayırmışlar. Birine Aleviler diğerine de Sünniler lakabını takmışlar. Aleviler, kendilerini mağlup edilmiş, “mazlum” yerine koyuyorlar. Sünnilere kalan etiket ise, “zalimler” olacak. Çünkü düz mantık buna amirdir. Birisi mazlumsa, bunun galibi de zalim olacak. Lakin her hadise kendi şartlarıyla değerlendirilir…

Nedir bu etiketlemeyi düzenleyen zamanın şartları?

Siyasette egemenlik ihtirası…

Peki, Hz. Ali’nin liderliğine silah zoruyla karşı çıkan, soyunu sapını siyaseten katleden ihtiras?...

Bunlar, dövüşün her iki yakasında da Peygamberimiz Efendimizin hayattaki arkadaşları ve dostları… 

Şunu demek istiyoruz. Alevi vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin ve Müslümanların kapılarına her ne amaçla olursa olsun çarpılı tartılı işaretler çiziştirmek, bütünüyle dangalaklıktır, aptallıktır….

Daha ötesini bilemeyiz, hükmü nedir Hz. Yezdan’ın, biz karışamayız… 

• 

Bir tespitim var, anlatayım. Çok kimseye çirkin gelecek. Kimsenin ne diyeceği de, beni ilgilendirmez.

Şöyle…

İlkmektepli çocukluluğumun birkaç senesi İstanbul’da geçti. Tarlabaşı’nda oturduk. Çevremizde silme Rum ve Ermeni vatandaşlar. Türkler de vardı. Amma, Anadolu içlerinden gelerek, apartman sakinlerine kapıcılık ve hizmetçilik yaparak geçinip giden Türkler. Hemen her birinin elinde, bir puset, içinde de hanımlarının çocukları. Taksim Gezi Parkında gezmeye çıkarırlar…

1955 sonrasından bu yana ise, bütünüyle İstanbul’un Rum ve Ermeni kiliselerinin Müslüman mescitlerine nispet sayıca yüksek olduğu, Yedikule - Samatya’larda…

Gayrimüslim azınlıklarla beraber yaşadığınız komşuculuğun tadına ve zevkine doyamazdınız…

Belki utanç vericidir, amma niye utanç verici olsundu?....

Niye, evet niye?

Soyca İstanbullu olduklarından mı, yoksa gayrimüslimliklerinden mi? Evet, niye?  

Müslümanlar, Alevi-Sünni, hangi babalarının malını paylaşamıyorlar? 

Hemen bütün tekke ve tarikatlar üçer beşerli gruplar halinde, hatta tekil fertler olarak da, tebliğ hizmetlerinde bulunurlar. Efendimiz’in o parlak devrini ve arkadaşlarını bir kenara ayırınız. Günümüze has örnek olarak sunacağımız ve iftiharla sunabileceğiniz fotoğraflar var mı, nerede?... 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Leyla

Sizde gayet tabii gayrimüslim olabilirsiniz kimse kimseyi dini için kinamaz hürdür ysni
  • Yanıtla

Sayin yazar

Allah razi olsun sizden allahin emrettigi gibi yazmussinuz digruyu kimseden korkmadan.butun yollar allahadir kim nerden nasil inanirsa oyle gitsin hesap yalnizca allahla o kul arasindadir biz hesap mevkii degiliz.hesap gununun hakimi allahtir
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23