• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
01 Temmuz 2019

Bizans’ın son imparatoru...

Fatih Sultan Mehmet, Constantinopolis’i aldığında, imparatorluk halkı sıkıntılı günler yaşıyordu...

Constantinopolis’in Rumları, papa külahını görmektense, Fatih’in sarığına umud bağlamış, nefes almada zorlanmaktaydı.

Zaman geçti, İstanbul, Erdoğan’ın oldu, göklerin kapalı muslukları anında açılıverdi...

Fatih de öyle yapmıştı. Rum’u olsun Ermenisi olsun, kiliselerin kapılarını bütün halklara kendisi açtı...

¥

Kadim Selamet hareketinin beklenmedik başarısından kafası karışan, idrakinde şaşıran sağ, 1923’lerden beri kullanageldiği ideolojik silahına sarıldı... 

Atış başladı...

Başları açık etekleri dizlerinde kadınlar ve kızlar otobüslerden indiriliyordu. Samatya ve Kumkapı gibi alkol festivallerinin yapıldığı içkici bölgeler, irticanın ayak sesiyle karanlıklara gömüldü. Okullar, kız talebelere kapılarını kapamaya hazırlandı!...

İstanbul’un bir uçtan bir uca boylu boyunca boka batmışlığı, Tekfur sarayını hiç etkilemedi. Yeter ki, laiklik çözülmesindi...

İzmir’e gelenler nasıl ki “geldikleri gibi gittilerdi”. İstanbul’a gelenler de onlar gibi gideceklerdi...

Önemli olan, korkulan, kocaların çok karı alması ve hastirlediğinde de karıyı boşamasıydı...

Yağmur yağdı seller kontrol altına alındı, azim ve sebatla ve dahi güven ve itimatla yola çıkıldı. Her şeyden evvel samimiyete sarılındı...

Bir de bakıldığında görüldü ki, dünya bile şaşmıştı bu işe... 

Musluklarda su, eczanelerde ilaç ve hastanelerde de doktor, sebil...

Git gidebildiğine, iç içebildiğini... 

¥

Maden parçasını sürekli olarak ters yönlerinde eğip bükerseniz yorulur. Yorgunluk ısıya dönüşür ve ısınan metal iki parçaya ayrılır...

Kadim Selamet’in Tayyip Erdoğan’ı, şimdiki başkanlık sisteminin Devlet Başkanları, eşyanın tabiatında yer alan bu parçalanışın, “fiilen ayrışmadan da mümkün” olabileceğini düşündü ki, tedbirde erken davrandı...

Yorgun görünenlere yol gösterdi...

Kimse ırgalanmadı...

Irgalanma hattının meskun mahallerinde oturanlar, hallerinden aşırı derece memnun idiler ki, yerlerinden kıpırdamadılar...

Öyle ya, aklı olan, keser miydi altın yumurtlayan tavuğunu?.. 

Bir umut idi Erdoğan’ınkisi. Res’en ayırarak üzmek istemedi kimseyi ...

¥

Musluklara suyun gelişiyle hayat bulan taban – tavan arası sevgi saygı ve güven duygusu, taşkın nehir gibi normal yatağından dışarıya “taşınca- taşırılınca, kendisine meydan bulan yalakalık, ırkçılığa dönüştü ve bir tabu yarattı...

Erdoğan, bir diğer tanıtımla Reis, yeniden tanımlanırken işi, İlahlık sıfatına vardırırcasına sapıklığa dökenler de oldu. ...

Kim ki yanlışından laf eder, kafirdir haindir, fetöcüdür şudur budur!...

İşledi de, bu madde...

Ne çare ki, cehaletin mayaladığı bu ırkçılık havası beri yandan, yerinden ve işinden ve dahi beklentisinden memnun zinde yorgunlara koruyucu bir zırh giydirdi...

Eşyanın tabiatındandır, tarih de tekerrüründe gelir kalmadı. Kadim Selametin Erdoğan’ı, İstanbul’unu, aldığı gibi geri verdi...

Kafa takmaya ve üzülmeye değmezdi...

¥

İstanbulluyu, kütle halindeki İstanbulluyu, Bizanslının Osmanlı sarığını kardinal külahına tercihini kopyalatırcasına İmamoğlu’nun peşine taktıran ne idi? Aradığı ya da sahip olamadığı ne eksiği vardı?...

¥

Karadeniz otoyolu mu? İstanbul İzmir iki buçuk saate inmiş. Hava meydanının dünyada eşi benzeri yokmuş. İmam Hatip mektepleriyse, enflasyonundan diğerlerine yer kalmamış. Boğaz’a alternatif bir kanalın hemen hemen eli kulağına gelmiş. İstihdamda cinsiyet eşitsizliği, bitti bitecek. Başörtüsü derseniz tamamlayıcı kıyafetiyle artisleri kıskandırır. İstihdamda kadın emeği, first leydinin ana gündemi...

Cep telefonu edinme kolaylığında ise, vade süreleri seneleri aştı geçti...

Evet, ne idi o, yarınların güzeli?...

Bir zamanlar Meclis vardı. Ne kavgalar olurdu ne kavgalar. Yumruklar konuşur, sandalyalar uçuşurdu...

  Şimdi nerede?.. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23