Bir “Kader”miş, amma başka…

05 Ağustos 2019 Pazartesi

Bir kadın, üşenmeden oturup yazmış. Teşekkür ederiz kendilerine…       

“Bırakın KADEM’i dilinize dolamayı, öneriniz ne onu söyleyin. Hepiniz köşenizde KADEM’e eleştiri yağdırıyorsunuz. KADEM de size soruyordur mutlaka; muradınız ne, derdiniz nedir? Ne istediniz de vermedik?. 

Ya açıkça bir öneride bulunun, ya da işinize bakın!” diyordur..

Eşya, bütün, varlıklar kendilerine has fiziki, ruhi, kimyevi yapı ve özellikleri itibariyle birbirlerinden farklıdır. Kokusu değişiktir, tadı limonidir, kimisi bükülmeye gelirse de diğerleri kırılgandır. Üreme tarz ve süreçleri de birbirlerini tutmaz. Birisi vardır memelidir bir diğeri de yumurtasını kırıp gün ışığına kavuşur…

Nesnelerin varoluş çizgileri kendi cinslerini belirtiyor. Fasulya amma kimisi dermason, kimisi çalıdır. Ayşe kadının yanında oturak olanı da mevcuttur. Tohumunu atıyorsunuz, toprak, o cinsin körpelerini üretiyor. Görebildiğimiz kadarıyla, nebatat müstesna, insan ve hayvanların üreme faaliyetleri, fasulyaya benzemiyor ve kendi cinslerinin birbirleriyle yardımlaşması gerekiyor…

Cinsiyet denilen olgu bu ikili hal. Birinin cinsi erkek, Diğeri de dişi oluyor. Bunlar, yani erkeklik dişilik de, cinslerinin hal isimleri

Şurası önemlidir. Cins başkadır ırk başka. Fasulyanın dermason ve Ayşe kadını ne ise, insanın da “Beyazıyla, sarı olanın aralarındaki fark gibi…”

İnsanlar cinslerinin olduğu gibi cinsiyetlerinin de şekline şemaline, gücüne kuvvetine, itişip kakışmalarındaki özelliklerine dayanarak birbirlerini istismar ediyorlar, aldatıyorlar, haklarına saygısızlık ediyorlar, ahlaksızlık ediyorlar. Günah işliyorlar…

Kadın tarlada çay kırpıp keserken, erkekleri de kahvede ahkam kesiyor!..

Erkekler diyorlar ki: Biz sahibiz. Siz köle. Siz çalışıp üreteceksiniz, biz yiyip bitireceğiz.. Bunun eko-politiğe akseden yüzünde ücrette eşitsizlik yazar. Ücret eşitsizliğinde kadın köledir. 

Cinsiyet eşitsizliği denilen ahlaksızlık ise, haramzadelik ve benzeri günahkârlığın, ibneliğe gerekçe edinilmesinden. Aslında bu gerekçe olmasa da, eşitsizlik, doğrudan doğruya dolandırıcılıktır..

Cinsiyet eşitsizliği sadece iki karşıt cinsler arasında görülür ve iktisadi bir suçtur.. Ayni cinsler arasındaki Eşitsizlik, ustalıklı dolandırıcılık kavramının içinde yer alır, alması icap eder.. Devletin desteklediği okulların arasında görülür, kamu tesislerinde çalıştırılacak talihlilerin tesbitinde yapılır, milli gelirin taksiminde yapılan eşitsizlik ise, politikacının meşinleşmiş yüzünün, yüzkarasıdır

Osmanlı bürokrasisi saray hayatına dalarak kendi cinsini devlet ve toplumun önüne çekince Devlet-i Aliye gemisi su almaya başladı. Gemiyi havuzlamaya kalkışanlar İslam’la hesaplaşmaya yöneldiler. Devlet yıkıldı, yenisi kurulduysa da, hesaplaşma kronikleşip kemikleşti...

Fabrikalar, yatırımlar, reformlar, varsıllaşmalar derken yeni baştan müreffeh çağdaş bir Türkiye yaratıldı(!). Eşyanın tabiatından, yoksullaşma da aynı nispette yayılarak derinleştirildi…

Köleciliğe göre köleliğin kaynağı (haşa) Allah idi. Ana geminin havuzlanması için yeni havuzcuklar kuruldu. Reformcular, kadın hakları üzerinden dernekler, folklorik kulüpler, çatıları rengârenk bir seri oteller kuruldu. Kendinin tanımını yapmaktan aciz Osmanlı düşmanları, yüklendikleri Avrupailiğin icabı yapmadıkları soytarılık bırakmadılar…

Güya,

Kadını çalışan ve çalıştırılan Türkiye Cumhuriyeti, iktisadi bağımsızlına erişecek ve halk da, hayatının hazzını yaşayacaktı…

Nah yaşadı…

Lakin kadını sahiplenen köleciler buna izin vermedi. Kadının emek hakkını tanıyıp ödemeyen sermaye, cinsiyet eşitsizliğini kullanarak, milyar-milyonları vuran köleci sermaye, bir yandan sol Kemalizm ayağında feminizme yatarken, diğer yandan da kadının iliğini kemiğini sömürdü. Halen de doymamacısına kadın emeğini emiştirip durmaktadır..

Siyaseten Müslüman görünümlü hanımlar, ırkçı felsefenin zebunu kadın hukukunu koruma amacıyla ortalıkta kıç atan feministlere karşı eksikli düşmemek adına, utana sıkına da olsa, sağıyla birlikte sol Kemalistlerle aynı çatının altında kucaklaştılar... 

Velev ki ibneyiz coşkusuyla söz konusu eşitsizliği kendi sapkınlıklarına fırsat bilen aile düşmanları, kendini Müslüman sananların da ipini çektiği bu akımın içine sazan misali dalıverince, aniden afakı kaplayan bu gürültüler karşısında, bunlar, yani Kadem’cikler, şaşkınlıktan kıç üstü yere çakılıp kaldılar…

Şimdi gelelim;

“Biz ne istiyoruz, önerimiz nedir. Ne yapmaktır niyetimiz”?...

Valla, başkalarının ne istediklerini, amaçlarının ne olduğunu bilmem. Ben kendiminkini bir iki satırcıkla şuracığa döküvereyim.

Evvela istediğim, BİR MECLİS. Egemenliğin sahibi olarak kuvvetli bir MECLİS…

Eskiden kanunların teklif ve tasarıları meydana dökülür ve millet de içine sindire sindire bunların dedikodularını alenen yapar idi…

Şimdi teklif nerede, tasarı nerede çek bir kenara, var mı yok mu ne biliniyor ne duyuluyor. Bir bakıyorsunuz bir torba inmiş gökyüzünden, Noel Baba hediyesi gibi, millet de afyon yutmuşa benzercesine, sersemleyip kalıyor…

Oysa, haftalar, aylar ve hatta seneler önce olduğu, yapıldığı gibi şimdinin dut tutmuş bülbül sessizliğine bürünmüş Meclisimizden de şöyle bir yüksek oktavlı ring şamataları duyulabilmiş olsaydı, feministlerin Kader’lerine de zamanında karşı çıkılırdı, Kadem’lerine de…

Toplumsal eşitsizliğinin, hukuk kitabındaki yeri, uçkur faslında olmayıp, cüzdan bölümündedir… 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • saygısaygı1 ay önce
    kadını çalışmaya sokağa çekenlerin zihniyeti belli ahlaksızlığı çoğaltıp aileyi yıkmak. 1980 de Varşovada din düşmanlarının yaptığı toplantıda " Türkiye ye komünizmin gelmesinin önündeki en büyük engel aile yapısıdır bu yıkmadan olmaz. bunun içinde kadını soymak ahlaksızlığı desteklemek kadını evinden çıkarıp erkekleri baştan çıkarmak gerek" kararı alındı.çünkü dışarıdaki kadın her şeye müsait hale geliyor. zaten fıtrattan zayıf. bunu fırsat bilen ahlaksız erkeklere fırsat doğuyor. çalışma hayatı namuslu çalışmak isteyen hiç de uygun değil. ben ve diğer çalışanlar görüyoruz ki çalışan kadınlar hiçte rahat ve huzurlu değil. çok sıkıntı ve zor durumdalar hele birde çekici süslü ise artık dayanması mümkün değil. hiç de rahat bırakılmıyor baştan çıkarılıyor. çalışan kadınlar arasındabir ankette %70 tacize uğradığı ve kocasını aldattığı ortaya çıkıyor.geri kalan 30 fiziki olmasada tacize uğradıklarını söylüyor. halbuki ev işleride bir çalışma. çocuk yetiştirmede bir çalışma. tabi bunlar ikinci pılana kalıyor. anne sevgisinden mahrum bakıcıların zorbalığı altında sorunlu bir nesil yetişiyor, ev temizliğine, çocuk bakımınaucun ücretle kadın tutulup bu zavallı kadınlar ucuz ücretle sömürülüyor. usulune uygun aile işleri aksamamak sınırları hadleri almamak kaydıyla kadın çalışır hiç bir engel de yok. şimdi ortam kadının çalışmasından ziyade ahlakının bozulmasına göre kurgulanmış. sıkıntı burada. halbuki Islam aile hayatının karşılıklı güven ve iş bölümüne göre ayarlamış. sağlam aile ne nesiller için herkesin rolünü ve sınırlarını belirlemiş. bu sınırları aşanları da cezalandıracağını söylemiş. dünya bir sınav yeri olduğuna göre herkes cennet ve cehennem arasında bir tercih yapacak. biz herkesin cennete gitmesi taraftarıyız
  • HULKİHULKİ1 ay önce
    Çarpık bir zihniyetiniz var vesselam. Kadın da erkek gibi çalışacak ve kendi geçimini temin edecek. Böylece erkeğin kölesi olmayacak. Tabii eşit işe eşit ücret verilecek. Kadın kuluçka makinası ve de sizin hizmetçiniz değildir.
  • Şirin AytaçŞirin Aytaç1 ay önce
    Hocam, bazı fikirlerinize katılmasak da yorumları dikkate alıp, lütfedip kayda değer bulmanız büyük bir alçakgönüllülük, teşekür ederiz. Sizin iki satırla özetlediğiniz öneriniz her geçen gün halkın da rahatsızlık duyduğu, cılız sesle de olsa ifade ettiği bir yanlıştır. Allah'tan başka kimse her konuda yetkin değildir, hele de söz konusu devlet yönetimi ise istişare esastır.Yani sizin de dediğiniz gibi MECLİS görev yapmalıdır.Bir kadının üşenmeden yazmasına gelince; Hocam, hiçbir kadın çocuklarının geleceği mevzubahis olduğunda iki satır yazmaktan, hiç uyumadan çalışmaktan, aç-susuz kalmaktan imtina etmez, aklı neye eriyorsa elinden geleni ardına koymaz. Saygılarımla.
  • Bir eleştiriBir eleştiri1 ay önce
    Hasan Aksay abi hepimizin sevdiği bir insandır. Ama bugünkü yazısının dağınıklığı ve ifadelerin birbirinden kopukluğu onun artık ciddi bir dimağ kaybı ve hafıza sorunu yaşadığını gösteriyor. Özdür' de belki böyle bir problem yok, ama her yazısı kendi başına bir saçmalık şahaseri! Bu yazar kadrosu tıpkı şu anki hükümet üyeleri gibi dökülüyor; işin sahipleri iyi fakat ekip kötü! Bir spor yazarınız var; habire sakat sporcuları yazıyor, evlere şenlik bir vak' a; kim okur, kim ilgilenir bilmem!
  • ÖmerÖmer1 ay önce
    Aileyi yok eden toplumu çökerten kanunlar düzeltilmeli islama uygun hayat yaşanmalı Kadınları çalışmaya teşvik edilmemeli yoksa işsizliği önlemek mümkün değildir birde ahlaki çöküntüye sebep olur ailelerde huzur kalmaz
  • Mesut SarpMesut Sarp1 ay önce
    Dogru şimdi teklif nerede, tasarı nerede çek bir kenara, var mı yok mu ne biliniyor ne duyuluyor. Bir bakıyoruz yasalar zembille iniyor saraydan, Millet de bu sebepten sersemleyip kalıyor..Yasalar kopyalama AB yasalarından, yani gavur ülkelerin kendilerine yaptıkları yasalardan. Dolayısıyle uymuyor bu Müslüman ülkeye. Daha binlerce bu tür sakatlık devam ediyor. Kendi ellerimizle meclisin fonksiyonunu kaldırdık. Dolayısiyle istişarede kalmadı. yani bu iş müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzedi. Toplumun ahlakı süratle bozuldugu gibi nereden kaynaklandıgını bilmedigimiz icin herkes birbirini suclamakta. Adliyeye gidin bakın en büyük kalabalik Aile Mahkemelerinin önünde. Memleket böyle idare edilince sonuclarda bu şekilde tezahür ediyor vesselam.Oysa, haftalar, aylar ve hatta seneler önce olduğu, yapıldığı gibi şimdinin dut tutmuş bülbül sessizliğine bürünmüş Meclisimizden de şöyle bir yüksek oktavlı ring şamataları duyulabilmiş olsaydı, feministlerin Kader’lerine de zamanında karşı çıkılırdı, Kadem’lerine de…
  • SılaSıla1 ay önce
    Kadın; HAnımSultan gibi evinde oturunca KÖLE. Patronuna hizmetçilik-metreslik yapıP, YArı çıplak giYiNinCe; HÜR. Kadın için hem çalışıp, hem namusuyla PARA kazanmak YooooooKtur.(Bu TUNUS cumhurbaşkanınIN kARısı için de geçerlidir, kızı içinde.) Birinden fergat etmek zorunda kaLabliriz ÇOğuzaman.... Otobüsleri kullanan hanımlar....... 100 tane erkeğin arAsında seyahat etmek zorunda. HAni nerEde namuslu kalmak??? istersen 50 tane örtüyLE, kapanarak ÇIK.... Allaha ve resulüne danışmadan iş yapanREİSLerin, ALLAH belasını VeRSİN inşallah AMİN. Sn yazara teşekkürler.
  • mhmtmhmt1 ay önce
    Kapitalizm, “üretim araçlarının, ürünlerin ve hizmetlerin üretimi için işçilere iş vererek kontrol altına alınması” olarak tanımlanabilecek ‘kapital’ kavramı etrafına şekillenmiştir. Bu anlayış, kar edip büyüme amacı güden özel işletmeler arasındaki rekabete dayanan bir ekonomi yaratmaktadır. Sistemin diğer bir parçası olan işçiler de yaptıkları iş karşılığında kapitalistlerden para alırlar. Kapitalist sistem içerisinde emek de diğer her şey gibi alınıp satılabildiği için işçiler değiştirebilir. Bu sistemin diğer bir potansiyel parçası da emeğin sömürüsüdür. Emeğin sömürüsü, en basit anlamda “işverenlerin işçinin emeğinin hak ettiğinden daha azını işçiye ödemesi” olarak tanımlanabilir. Kapitalizm, son birkaç yüzyıldır dünya üzerinde en yaygın olan ekonomik modeldir. Kapitalizmin dünya üzerindeki en büyük rakibi, üretim araçlarının, genelde demokratik yollarla, toplumun elinde bulunduğu sosyalizmdir. Yok aslında hiçbirinin birbirinden farkı. Adı ne olursa olsun sağcı veya solcu fark etmiyor adı dava denilip insanlar kandırılıp paranın kölesi yapılıyorlar. Kölelik sözde kalktı ama aslında kalkmadı. İnsanlar paraya köle yapılarak başı paraya gömülmüş iktidar olanlar günlerini bu şekilde kurtarıyorlar. Başa gelen kim olursa olsun paraya olan kölelik kaldırılamaz. Çünkü insanları kölelikten kurtarmak iktidarların devrilmesi olur. Bu bilinçte olan liderler musluğu sıkarlar. Halka seslenirken ise musluğu açacaklarını söylerler. Aslında hepsi yalandır. Kadınında çalışması sağlanarak ekonomik sıkıntı ile halk sarhoş edilir. Çok konuşursanız elinizdeki işinizden de olursunuz. Sistem aileyi zora sokan, insanları kontrol eden kölelik sistemidir. Demokrasi ise güzellemesidir. Sağcısı da solcusu da insanları böyle kandırır. Amaçları başa geçip menfaatlerini korumaktır. Hiçbir partinin halkı filan düşündüğü yok. Sırf daha fazla oy alabilmek için halka şirin görülme yalanları söylenir. Gelelim KADEMe... Oda sistemin bir parçası. Kadını nasıl sistem bedenini metaa olarak kullanıyorsa kadem de aynı ayaklarla kadının kendi ayakları üzerinde durması için sözde çalışır. Kadını kendi ayakları üzerinde durdurur. Kadının üzerinden sistemin istediği noktaya getirir. Amaç zaten bu idi. Kademde işi kolaylaştırdı. Alan memnun satan memnun. Çark içine gireni övütüyor. Tozpembe dünya içinde şeytan insanları şekillendiriyor. Sağcısı da solcusu da aslında hep şeytana hizmet ediyor. Doğruları herkes söylüyor ama yaşamayıp şeytana hizmet etmek içinde yarış yapılıyor. Gel de lafla düzeltebilirseniz düzeltin. Artık insanlar bireysel yaşamaya zorlandığına göre bireysel düzelme olmak zorunda. Damlaya damlaya göl oluyordu. Şimdi küresel ısınma ve insanlığın ölmesinden dolayı GDOyu da unutmayalım göl yerine çöl oluyor. Vicdan ölmüş. Bencillik lider. Menfaat dünyasındayız. Dünyamız cennet olmuş. Ahiretteki cenneti bu yüzden garibanlara bırakıyoruz. Bu şekilde kandırma din tüccarlığı prim yapıyor. Utanmadan nerede yanlış yaptık ayakları da yapılabiliyor. Saf çocuk ayakları. Malı hamuduyla götürenler bilmezlik ayaklarını güzel sözler söyleyerek kandırmaya devam ediyorlar. Her koyun kendi bacağıyla asılır. Kurbanda geliyor ve her koyun kendi bacağıyla asılacak. İster kadem olsun isterse adı ne olursa olsun, ister "a" partisi ister "b" partisi olsun adı ne olursa olsun sistem kölelik sistemi olduğu sürece değişmesi de mümkün olmadığına göre köleliğe hizmete devam ediyoruz. Laflarla kölelik bitirilecekmiş . Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın. Kölelik liderlerin hepsinin işine gelen sistem olup bu yüzden bitirilemez. Dava davacık, insanda insancık oldu. Yani evrim yok deniyor ama evrim geçirmişiz de haberimiz yok. Utanmadan bir de durmak yok yola devam deniyor. Milletin gözünün içine bakarak asgari ücretle geçinenlerin ülkesi durumundayken milletvekillerine zam istenmesi nedir acaba?
  • Hasan Hasan 1 ay önce
    Kadın tarlada çalışırsa köle bilimum sermaye yerlerinde çalışırsa faprika otel butik vb hür bu nasıl akıl

Günün Özeti