Bir can ve bir de post. Hepsi budur hayatın...

01 Ağustos 2019 Perşembe

Devlet Başkanları Erdoğan’ın talimatıyla Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan “Çalışma “Grubunda” belediye reisleri toplanacak, ardından partinin il başkanları, seçim neticeleriyle ilgili fikir teatisinde bulunacaklardı...

Muharrem Sarıkaya, emrin yerine getirildiğini bildirmiş. Toplantıda pek de hoş olmayabilecek bir manzara sezinlemiş ki, yazısına “Toplantıda ortaya çıkan durumu en iyi özetleyen” bir il başkanının sözleriyle başlıyor...

Toplantıda ortaya çıkan durum, bakalım ne imiş!

¥

“Seçim, teşkilatın sırtında kazanılır... Hükümetimizi kurduktan sonra, genel müdür, daire başkanı olabilmek için onlarca kez kapımıza gelen, atanması için her gün defalarca bizi arayan kişiler, şimdi bayramda, resmi törenlerde benim on adım önümde duruyor. İşe girmesini, atanmasını sağladığım kişi en önde, ben en arkada yürüyorum. Dönüp bir de küçümseyerek bakıyor. Telefonumuza çıkmıyor, randevu vermiyor...”

Söz alanların hemen hepsi buna benzer öykü aktarmış... Sonunda da şu sorularına cevap verilmesini istemişler:

“Yeni sistemde biz neyiz? Statümüz nasıl tarif ediliyor? Teşkilat başkanı olarak hangi sıraya, nereye tekabül ediyoruz?...

“Yeni sistemin teşkilat ile hükümet arasındaki bağı zayıflatmış olmasının sancısını yaşıyorlar. Bir zamanlar bilinen önemli, etkili isimler, şimdi kimliklerini tanımlayamıyorlar. Yerlerini konumlandıramıyorlar...

“Yalnızlaşma ve kimliksizleşme sendromu yaşıyormuş, bir zamanlar parti teşkilatının yetkili kişileri”...

¥

AKP’nin iç bükey aynasından göze akseden manzara böyle imiş. Gerçekten böyle mi imiş, yoksa Sarıkaya, parti içini böyle mi resmetmiş? Bizim derdimiz değil. Partinin siyaseten yetkili ve görevli üyelerinin yanında istihdamda yer alan dava kaçkını çalışanlar arasındaki dostluk ve kardeşlik bağları da, profesyonel piyasa kurallarına göre düzenlenmiş...

Sanırız ve biraz da inanmak isteriz ki, ihtimaldir, iyi saatte olsunlar, yağmur altında beraber yürüme kulvarına bir ön uyarı maksadıyla getirip DEAD ZONE tabelasını kondurmuşlar....

Devlet Başkanlarının sakıza çevirdiği bir tekerlemesi vardır ve pek sık kullanır. “Yaradanından ötürü yaratılanı sevmek”. Anlaşılan o ki, Devlet Başkanları beraber yürüdüğü arkadaşlarını Yunus’un yanına çekememiş. Çekmediği - çekemediği içindir ki, ayrıca din kardeşliği de düşünülemeyeceğinden, dava kardeşliği amatör bir zemine oturtulamamış, kuru bir laf olmaktan öteye gidememiş...

 “Kardeşlik hukukunda, takkeyi almadan külahı vermek yok” anlaşılan!...

¥

Amatörlüğün ölümü tek başına siyasi agorada görünen bir hal olmasa gerek. Agoranın dışındaki sivil zeminde de eskiye nispet ayni çöküntü açıkça görülebiliyor. Halkın Suriyeliler hakkındaki fikir ve görüşlerindeki ensar hassasiyetindeki kaybolma emareleri fark edilebilir hal alınca, Hicret dönemi kavramlarının yeniden tedavüle sürüldüğünü görüyoruz....

“Bizler burada ensarı temsil ederken, Suriyeli muhacirini yol ortasında bırakamayız” diyorlar Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan...

Lakin acıdır ve çirkindir de...

Aslında, ne kendini Müslüman sanan bu toplum ENSAR, ne de aynı zaman diliminde bizimle birlikte negatif gelişmeye uğrayan Suriyeliler de MUHACİRAN...

Partinin iç yapısı da bu bozuluşu, tefessühü, çirkinleşmeyi ve post edinme hırsını göstermiyor mu?...

¥

CHP, siyasi ahlakın takviyesi üzerine bir kanun teklifi hazırlıyormuş.

İdari görevinde birlikte çalışacağı kadrosunu tespitte bağımsız yetkiyle mücehhez seçilen kişiler, akrabalarını, o da birinci sınıftan olursa, yanlarına alamayacakmış. Son mahalli seçimleri müteakip bu tipten bir takım çirkinlikler görülünce CHP, bunların devamına ilk takoz olmaya karar kılmış...

Hayırdır inşallah. Her ne kadar kanun yapıcımız, usuldendir, takozları daima çürük tahtadan yapsa da, yine de, hayırdır inşallah diyelim...

AKP de bu teklife destek çıkarak, CHP’nin restine bir başka rest ile ortaklık etmeli...

Devletin, mal ve hizmet bağışının yanında vakıf müesseselerine paça kaptırıp satma veya kiralama türünden akçalı ilişkilerini önleme amacıyla, akrabaların vakıfçılık yapmaları.

Aktif, pasif, müstafi veya emekli politikacının bizatihi kendisiyle birlikte irsen ve nikahen ikinci derecedeki akrabalarının da, her zeminden vakıflarla organik bağlantısı, şiddetle yasaklanmalı...

Buyurun, meydan sizlerin... 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • mhmtmhmt1 ay önce
    Siyasette dava menfaat olmuştur. Atık dosdoğru konuşmanın yerini yamukluk almıştır. Teknoloji insanları bozmuştur. İnsanlık maalesef can çekişiyor. Acaba neden bu hale gelmiştir. Bunda demokrasinin parmağı yok mu dersiniz. Siyasetçilerimizin parmağı yok mu sınıyorsunuz? GDO lu yiyecekler gibi dürüstlükte doğrulukta GDO laştı. İnsanlıktan bu yüzden çıkıyoruz. Sahte yöz yaşları bu yüzden . Bozuldukça bozuluyoruz. Doğruyu konuşanlar çok ama yaşayanlar ise yok. Siyasetin geldiği nokta insanları insanlığı bozuyor. Siyasetçilerin çalışma stilleri. İstisnalar kaideyi bozmaz. Tabii varsa. 1) Siyasetçiler öncelikle kendi menfaatlerine ( çıkarlarına) göre çalışırlar: Siyasetçi, konu, durum ne olursa olsun çevresindekilerin işine yarayacak insanlar olmasına dikkat eder. Ne pahasına olursa olsun. Ayrıca ona fayda sağlamayan, hedeflerine ulaşmasını engelleyenleri de devre dışı bırakmaktan çekinmez. 2) İnsanların güçlü yönlerini ve nasıl motive olacaklarını bilir: Siyasetçi, çevresindeki insanların güçlü ve zayıf yönlerini anlama konusunda çok iyidir. Sevmediği kişileri seviyormuş gibi yaparak her türlü bilgisine ve açığına kadar onu tanır. Bu sayede etrafındakileri nasıl motive edeceğinin farkındadır. Bu bilgiyi onlardan daha iyi verim almada kullanıyor. Böylece doğru zamanda doğru yerde doğru insanı nasıl tarafına çekeceğini biliyor. Tabii duruma göre bu bilgiler çevresindekilerin aleyhine de oluyor. Etrafındakiler için sahip olduğu bilgileri gerekirse şantaj için kullanıma hazır bekletir. 3) Aynı görüşte olmasalar bile faydası dokunabileceklerden uzaklaşmaz: İkna yeteneği, bir politikacının önemli karakteristik özelliklerindendir. Siyasetçi, manipülasyon kabiliyetinin sınırlarını çılgınca genişletirken hedeften uzaklaşmıyor. Etrafındaki insanların motivasyon kaynaklarını ve hırslarını iyi anlayıp bunları uygun hamlelerle dikkatlice kendi planına göre işliyor. Bunu yaparken hep ödün vermiş gibi görünse de burada uzun vadeli hedefin tutması asıl amaçtır. 4) Her zaman B planı var: Siyasetçi kendini her duruma karşı hazırlar. Gidişattan hoşlanmadığı bir durum olduğunda çok çalışarak bunu istediği şekilde değiştirir. Bu nedenle mutlaka bir B planı olur. Tabii bu planda da mutlaka manipülasyon olur. 5) Nihai hedefe odaklanır: Karşı çıkanlarda menfaatlerine göre davrandığından, hedeflerini her zaman hislerinin önüne koyar. Zaten tek hedefi olan siyasetçi bu amacına ulaşmak için ilerlediği yolda karşısına çıkan kişisel problemleri de çözüp, ince hesaplar yaparak uzun vadeli hedefinden şaşmadan yoluna devam eder. 6) Özetleyecek olursak, siyasetçiler sol görüşlüyse solu kullanır, sağ görüşlüyse sağı kullanır. Sol görüşlüyse inançlı olsa bile inançsızmış gibi sağ görüşlüyse inançsız olsa bile inançlıymış gibi davranır. Yani bukalemun gibi davranmaktan çekinmezler. Tek amaçları vardır. Koltuklarını koruyabilmek. Bunun için ne gerekiyor ise yapmak. Yalan söylemekten çekinmezler. İşten atmaktan çekinmezler. Günaha girmek, vebale girmek, vicdan azabı çekmek, Allah'tan korkmak, kul hakkına girmek kavramlarının bir anlamı yoktur. Çıkarlarını kaybetmemek için yaşın yanında kuruyu yakmak, pire için yorgan yakmaktan çekinmezler. Bir hain için binlerce masumu yakmaktan çekinmezler. Bunu yaparken oy alacağı insanların hoşuna gidecek sözler söylerler. Yeter ki oy gelsin. Verilen sözlerin anlamı yoktur. Verilen sözler yapılmayabilir. Bunun için yalanları hazırdır. Gerekirse en yakınlarını bile satarlar. Kendisine bela olabilecek dürüst çalışanları gözünü kırpmadan harcarlar. Başa gelirken gerçekten çok doğru konuştuklarını sanırsınız. Koltuğa yerleştiklerinde ise inandırıcılıklarına devam ederek yalanlarına devam ederler. Menfaatleri elden gidecek olursa önüne çıkanları bir yolunu bularak kaza süsü vererek yok ederler veya yok ettirirler. Her zaman insanları kandırabilecekleri bir cevapları vardır. Duygu sömürüsünün ustasıdırlar. Çok güzel duygu sömürüsü yaparlar ve karşısındakini kandırabilirler. Silah icat oldu mertlik bozuldu. Demokrasi geldi yalan baş tacı oldu. Menfaat zirve oldu. Çeneler doğruyu söylerken söyleyen bile kendine güler oldu. Dünya nüfusu artıkça insanlık öldü. İyilikten maraz doğdu. lafım yarası olanadır.
  • SılaSıla1 ay önce
    Devleti; üÜRETEN devlet modelinden çÇIKARdılar..... TURİZM gelirleri, ALKOL ve fuhuş GELİRlerine odaklandılar. DEvletin gelirlerinin 1/4 ünü sigaradan-alkolden-bahisVEiddia gelirlerinden -poşetten-fuhuşTUrizminden...vb den gelir umacak hÂLE getirdilLERrrrr. Dev fabrikalar KAPATILDI. Yerine DEV hasTALIKhaneler KURuldu............ Hangi işlerini; ALLAH'a Ve resulüne danışarak YAPTILAR.............??? Şimdi hangi hâkla islami kavramları ağızlarına ALıyorlar??? Allah'a VE resulüne danışmadan iş yapanLARIN((((evvela LİDERLERİNin)))), ALLAH belâlArını VERSİNİnşallahAMİN..... Sayın yazara Teşekkürler.
  • AbuzerAbuzer1 ay önce
    Emin olun ben seyrederken tam bir komedyen görüyorum.banker Bilo'da Maho Ağa vardı.Bu zavallı saf Bilo'yu hep kafalıyor.Avradını dahi elinden alıyor.Kandırıp,aldatıyor.Hertürlü hile,polim var Şener Şen (Maho Ağada) Neyse arasında sık sık geçen diyalogda ..Yahu bunu nasıl yaparsın diye soran Bilo'ya,Maho Ağa,"HELE BİR SOR BUNU NE DİYE YAPTIM" deyince Hade soruyorum deyince,Altan girip üsten çıkıp bunu kafalar.Recep efendi ile vekilleri de aynen böyle..La teresler sanki sizi seçmen mi seçti! Düşünün bakim...Recep Ağa seçti.Üstünüzde ki donu bile Ağanız alıyer.(Don Türkçe de elbise anlamındadır)Seçmen de seçer gibi tiyatro yaptı.Al birini vur diğerine hesabı yani...Reis'ten hesap sormak sıkar.Kul da kölede haddini bilecek...
  • Esat kurtEsat kurt1 ay önce
    ... Acik secik anlasilmakdan neden cekiniyorsunuz yasiniza hurmeten.dilipak... genede Slm
  • aliali1 ay önce
    EMEKLİYE % 5 GAZA % 15...
  • hüseyinhüseyin1 ay önce
    Kaz Dağları’nda ağaç katliamına sebep olan şirkete ‘Süper teşvik ’ Ceylan, Kaz Dağları’nda yüz binlerce ağacın katledilmesine sebep olan Kanadalı firmanın Türk ortağı Biga Madencilik’e verilen 865 milyon 248 bin liralık ‘Süper teşvike’ tepki göstererek, teşvikin arkasında particilik vardedi
  • Leyla Leyla 1 ay önce
    Hâlâ chpkk den medet bekliyor sun akit yazarları atilabey ALLAH Seni de o chpkk ile ebedi alemdehasretsin

Günün Özeti