Bina okumak...

30 Mayıs 2019 Perşembe

Kitaplarda, gazetelerde ve sohbetlerle, vaz’ı nasihatlerde, çok söylenir, doktorlar da hastalarına tavsiye ederler. Ayrıca ve hepsinden de öte, Allah’ımızın emridir, israftan kaçınmak...

Amma hiç kimse tınlamaz. Hele Müslümanlar, hele hele sivillik hallerinde, zaman gelir Müslümanca doymak nedir, maalesef bilmezler. Su içseler şişerler...

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’in şeref holünde eski ve yeni arkadaşlarını toplayıp iftar yapıyor. Yuvarlak masalarda, şerbetler, gazozlar sular ve ardından ara sıcaklar, et ya da balık, ana yemek, tatlı, Türk kahvesi, çay, vs, vs...

Bu arada incir üzüm, fındık fıstık, sucuk pastırma ve hurma türünden iftariyelikler...
 “Afiyet olsun gözümüz yok ama gönlümüz rahat değil... 

Tam Şişli’de lokanta ve çorbacıların seri halinde sıralandığı “Hürriyet” caddesinde mendil satan iki küçük çocuk nasıl olmuşsa olmuş, vitrinlerin birinin önünde çömelerek iftariyeliklere, kızarmış ete, mis gibi pastırmalı böreklere yutkunarak bakışırlarken paçalarıma dolanıyorlardı...

Meclis başkanları da, eski ve yeni meslektaşlarını Cumhuriyet’in kutsal ocağında toplamış, o ve benzeri çocukların yararına kotarılan yoksullukla savaş fonunu şükür duasıyla kaşıklıyorlar (Eğer hazineden karşılanıyorsa)... Olacak iş değil...

Denilebilir ki, halkın hastane kapılarında sıra kavgasıyla ömür tükettiği günler geride kalmadı mı? Az bile. İstanbul-İzmir arası da üç buçuk saate indi, indirildi, daha ne istiyorsun? Doğrudur. Ne var ki hurda kâğıt toplayıcı sayısındaki gençleşme ve artış hızı da hissedilebilir bir başka gerçek ve doğru...

Yapmasınlar mı?...

Hayır, tövbe estağfurullah, ne demek!...

İftar dediğimiz hadise, olay ya da eylem, kabaca veya yalın haliyle yokluğun, eksikliğin sona ermesi erdirilmesidir. Bir başka anlatımla açlığın, yiyip içilerek tokluğa ve doyuma çevrilmesidir. Bunun kutsallığı gelenekten gelir. Oruç ibadeti usulüne uygun eksiksiz ve düzgünce tamamlandığında, sona erdirilmesi anlamında kullanıldığından, kutsallığı da ismen verilmiş olmalı...

Müslümanlar, ramazan aylarında akşam sofralarına genellikle bu ismi verirler... 

İnsan toplulukları iktisadi ve sosyal durumları itibariyle mozaik bir yapı arz ederler. Varsıllarla yoksullar, işyerlerinin uzağında ya da yakınında yaşayanlar, yolcularla kendi bölgelerinde yerleşikler ve gençlerle ihtiyarlar vs. gibi...

Müslümanlar, çevrelerinin bu mozaik yapısını düşünen Müslümanlar, iftar vakitleri geldiğinde kardeşlerine kolaylık sağlamak isterler ve yardım amacıyla iftar yemeklerini ayaklarına kadar servis ederler. Bir de bunun üzerine diş kirası adıyla anılan nakdi yardımda da bulunabilirler...

İftar sofraları umuma açık tutulur, tıpkı Cuma Namazlarında kapıların kapatılmaması gibi...

Kamuya açık iftar sofraları, oruçlu oruçsuz, abdestli abdestsiz, mümin kâfir her insana açıktır ve bunun masrafı sofrayı kurup kurduran davet sahibinin kendi şahsi kesesinden ödenir. Sanırım bu ödeme Yüce Mevlamızın emrettiği “infak” faslına da giriyordur...

Egemenlik hakkının irsi yolu kapatılıp demokrasiye bağlanmasıyla, bu mesleğin yüksek rant beklentisi, kişilerin iştahını kabartıyor. Buna ulaşabilmek, sanıldığının aksine, pek de kolay değil...

Evvela kişi olarak şahsını, grup olarak da üyesi olduğun siyasayı, toplum nezdinde ilgi çeker pozisyona getireceksin. Bu amaçla talipler, kendilerine “evet” dedirtecek halka tatlı, güzel ve birbirlerinden cazip vaatlerde bulunurlar. 

Mesela Konya’ya, Trakya’yalıya buğdayda navlun ücretini düşürmek için liman vaadi gibi.. Bu arada oy isteyenlerin kendilerini, oy verenlerle aynı değerlerin sevdalısıymış gibi göstermeleri de, mesleğin en ince ve önemli kılcal damarlarını oluşturur...

Şimdi kafamıza takılanlara gelelim...

Mustafa Bey’in eski-yeni mebuslara Meclis’te verdiği söylenen iftar yemeği, “infak” mıdır ziyafet mi?... İnfak ise, harcamaların piyasa fiyatıyla kendisinin ödemiş ve yemek mahallinde kapıların da açık olması gerekecek... Mesela ben, yanımdaki hurda kâğıt toplayan bir dostumla birlikte o kapıdan geçemeyince, “infak”lık da, suya düşer.

Ziyafet ise, bir sebebe bağlı olmalı ve de, günah sevap düşünülmeksizin yine aynı şartlar geçerli. Burada kapıları kapatabilirsin amma, masrafını da ödeyeceksin, yine piyasa fiyatından...

Biyolojik yapımız itibariyle tıbbi, dini ve askeri olarak üç ayrı disiplinin muhatabıyız. Bunlar son kertede üçü birleşir ve tek disipline dönüşür... Sofradan doymadan kalkmak gerekiyor. Aksi halde obezite dedikleri şişmanlık. Buna riayet etmeyi Peygamber Efendimiz de tavsiye eder. İşte tam da burada tıbbi disiplinle dini disiplin birleşmiş olurlar...

Ziyafet niceliğindeki iftarları genellikle yarış ve gösteri amaçlarına bağladıklarından, müsabakada sergilenen (yiyecek değil) nesneler çok çeşitli ve nitelikleriyle de çok lüksten seçilir. İnsanın midesi çöp sepeti olmadığından hepsinin, yenilip içilmesi mümkün olamaz...

Günah değil midir, hele şu patates krizinde bunların toparlanıp çöplüğe atılması... 

Bir de harcamaların muhasebe kayıtlarından düşülmesi var. Masrafları vergi daireleri üzerinden Hazine’ye yüklemek. Bu da, yiyenler ve yedirenlere kul hakkını yüklüyor...

Bunlar çok söyleniyor, çok yazılıp okunuyorsa da, dönüp dolaşıp yine okunuyor ve yine söyleniyor... Hani derler ya, bizim oğlan bina okur, döner gelir yine okur...

İşte öyle bir şey...

Ben iftar davetlerine gitmiyorum. Arkadaşım, akrabam çağırır da bir çorba ikram ederse, bilirim ki, kendi cebindendir, eyvallah. Devletin, belediyelerin, derneklerin, vergisi kaynağında kesilenlerden olmayınca vergi mükelleflerinin, partilerin ve keyfiyette benzerlerinin yemeklerini yemiyorum. Belediye çadırlarınaysa, hiç tereddüt etmeden dalarım...

Bursa Belediyesinin Gürsu’daki açık hava çadırına daldım. Geçen hafta bir kez de İstanbul Belediyesi’nin Şişli’deki çadırına...

Kravatlı, hırpani, çoluk çocuk, sakallı rimelli, çorbasıyla, pilavıyla yanında bir bardak suyu ile ve iki kaşık sıcak yemeği de içinde...

Sade, sakin ve helalinden bedava...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • 60'yaşına dayanan mustafaya:60'yaşına dayanan mustafaya:1 ay önce
    Senin islamsızoğlan var ya o da senin yaşta ve çabaladı: mealcilik gurubunu türetti; fikirlerini ayete yükleyip, düşüncelerini ayetevistediği manayı vererek yaydı; buna mealcilik adını verdi: Yaşar nursuzun bayrağını o devraldı. O nedenle " mealcilik" terminolojisi kötü nam yaptı; aynen " seleficilik " gibi; sökmüyor artık..
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    60 yaşına dayandım Sevaplarla yaşlandım Kurana bakmak sevap, abdestli tutmak sevap, mukabelede gidip Kuran takip etmek sevap, yukarıda tutmak sevap, belden yukarıda taşımak sevap, arapca okumak sevap, mahrecli tecvitli okumak büyük sevap, hafız olmak çok büyük sevap, ALLAH’IN AŞKINA BİR KİŞİDEN DUYMADIM MEAL VE TEVSİR OKUMAK ANLAMAK ANLADIĞINLA AMEL ETMEK SEVAP DİYE. Ramazan da en çok Kuran dinleniliyor Allah için söyleyin kim dinlediğinden ne anlıyor. Her evde kitabımız kuran var anlamasakta bilmesektekurana göre yaşayamasakta O KİTAP BİZİM KİTABIMIZDIR.
  • musamusa1 ay önce
    üstad senden Allah razı olsun. yeni yetme siyasalcı sözde muhafazakar takım maalesef İslami anlayıştan uzak midemi bulandırıyor tiksiniyorum.
  • mehmetmehmet1 ay önce
    Sizin makalelerinizi çok severek okuyorum. Allah sağlık, sıhhat, afiyet dolu uzun ömürler versin.
  •  erhan0678 erhan06781 ay önce
    teşekkürler hocam biz ne ara bu hale geldik
  • Hasedlerinden cayır cayır yananlarHasedlerinden cayır cayır yananlar1 ay önce
    Vay arkadaş be; ne fakihler ne müctehidler türüyor bu sayfaladan be! Yok o yemekte fakirin fukaranın hakkı da varmış da, yok tüyü bitmedik yetimmiş de, falan da, filan da.. Yahu aynısını devlet adamıyken ayılıp bayıldığınız, yere göğe koyamadığınız Erbakan Hoca merhum da yapmıyor muydu? Devlet hazinesini mi yağmalıyordu o da? Fakiri falan koruyup kolladığınız yok sizin , yeter ki vur Tayyibin ekibine! Bütün maksad bu! Hasedinizin size yaptırmadığı halt kalmadı! Chp ekibiyle tam bir şerik oldunuz!
  • alkanalkan1 ay önce
    atilla bey mustafa şentopun verdiği yemeğin vebali günahı sadece birkişinin üzerine olamaz.ona sebeb olan siz destekçilerinde fakir fukaranın hakkı olanı millet vekili seçilmiş insanlara iftar olarak verilmesinin vebali günahı sizlerinde üzerinde .kim hayra sebebolursa o hayrı işlemişgibi olur kimde bir şerre sebeb olursa o şerri işlemiş gibi olur düsturunca düşününce.
  • yeter ki fitne çıkarmak iste, malzeme bolyeter ki fitne çıkarmak iste, malzeme bol1 ay önce
    Otur evinde ye yemeğini. Zaten islamsızoğlanlar teravihi de yasakladılar, Ramazan geçsin gitsin kendi kendine, kime ne!
  • HALİTHALİT1 ay önce
    Hocam sen ve senin gibiler daha çoook yazarsınız bu konuları dindar geçinen makam sahipleri de daha çoook kös dinler. Naçizane tavsiyem boşa çabalamayın. Çünkü kafanızdaki gönlü zengin kendisi alçak gönüllü dindarlar makam mevki sahibi olunda gönlü fakir cebi zengin alçak gönüllülükten fersah fersah uzak ama kibiri kıyafet gibi giymiş karunlara dönüştü. Bu dönüşüm öyle hızlı oldu ki senin gibiler farketmedi veya kabul edecek içine sindirecek zamanı bulamadı. İktidar yozlaştırır mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır. Dindar olmak alçak gönüllü olmak mağrur değil mağdur olmak yine fakir fukaraya kaldı. Efendim patates bulamıyorlarsa bonfile yesinler, bu insanlara da yaranamıyoruz. Bonfilenin adını bile duymadılarsa kendi cahillikleri. (!)
  • AtçekenAtçeken1 ay önce
    Allah razı olsun. Aynı kafadayız.Ramazan ayını israf ayı yaptılar. Milletin parasıyla iftar vermek hangi dinde vardır.
  • Yemek üzerinden bitmeyen dedi kodunuz:Yemek üzerinden bitmeyen dedi kodunuz:1 ay önce
    Mustafa Bey ne yapsaydı? Pilav üstü kuru mu verseydi? Bilmem onu beğenirmiydin?

Günün Özeti