• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
27 Ağustos 2020

Bezmialem-4

Bezmialem Gariban Müslümanların hastanesi. Osmanlı örfünü muhafaza ederek, tüzel kişiliğiyle, faaliyetini devam ettire geldi. Endüstri alanında görüldüğü gibi, tıbbi bilimler ve pratik uygulamalarında meydana gelen gelişmeler sonrasında, vakıf ve hastane kadrosunda yer alan uzmanlar, hastaneyi çağının teknik seviyesine yükseltme amacıyla “Hastaneden bir Üniversite” hedefine yöneldiler..

Hemen yanı başlarındaki komşu, İstanbul Tıp Fakültesi ve ardından Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesiyle yardımlaşma düşünüldüyse de mümkün olamayacağı görüldü. Bunun üzerine 1979 yılında İstanbul İktisadi ve Siyasi İlimler Akademisiyle birlikte Sağlık Bilimleri Fakültesi kuruldu.. 

Daha sonraları, Bezmialem Tıp Fakültesi kurulur. Tabii, üniversiteleşme teşebbüsünün ek giderleri, bu çalışmalar esnasında hesaba kitaba alınamadığından, hastanenin kendine has akar gelirleri, artan bu giderleri karşılayamadı. Akademiyle birlikte yapılan yönetmeliğe uyarak hastalardan döner sermaye adına ücret alınmaya başlanınca, bu işlemin, hukuk dışı olduğu iddiasıyla devrin ilgili Devlet Bakanı tarafından yargıya başvuruldu. Bunun üzerine, Akademi ile yapılan anlaşmayla birlikte, Vakıf hastanesinde ücretli tedaviye de son verildi. “Bir vakıf hastanesinin kamu kuruluşlarına tahsisi düşünülemeyeceği ve ayrıca hastane, vakfiyesinden aldığı güçle kendi fonksiyonunu rahatlıkla yerine getirebileceği” gerekçesiyle, anlaşma da, fesh edilir..

Hayat çok hızlı değişkenlerle doludur. Bir gün, teşebbüsünden vaz geçilen proje, bakmışsınız ertesi gün kendini yeniden gündeme getirmiştir. Bu kez, İstanbul Tıp Fakültesinin desteğiyle kurulan Bezmialem hastanesinin kapatılan tıp fakültesi yeni baştan bu kez ortaklaşa canlandırıldı. Kapatılan bir kapının getirileri, bakıyorsunuz bir başka cihete açık kapıdan ayniyle, belki de fazlasıyla içeriye dökülüvermiş.. 

Hayatın cilveleri de hep böyledir işte. “Allah bir kapıyı kapattığında bir başka kapıdan rızkını eline verir, pek fazla üzülme” gibi.. 

Bezmialem Vakıf Hastanesini üniversiteye dönüştürebilmek için atlama taşı anlamında ve hiç hesapta olmayan “bir başka vakıfla işbirliği zorunluluğu” ortaya çıkınca, yeni baştan taze bir vakıf kuruluyor.. “Bezmialem Valide Sultan Gureba Hastanesi Kliniklerine Yardım Vakfı” gibi ..

Bu amaçla kurulan vakfın desteğiyle, üzerinde çalışılan Bezmialem Üniversitenin ikinci kez temeli atılır (16 Kasım 1987)..

Valde Sultan, kütüklerden ismiyle birlikte cisminin de kaydı silinen bir Osmanlı hanımıdır. Miras bıraktığı Eserleri ise, her biri, eskiyi hatırlatan birer potansiyel tehlike kaynağı(!). Bunların hatırlanması, varlıklarının da görüntüleriyle ortada dolaşmasının Türk halkı üzerinde oluşturacağı zarar ve tehlikelere karşı, getireceği faydaya nisbet, hoşgörülü olunamazdı(!)..

Basındaki ihtilalci mantığın, silahlı kuvvetleri kışlasından alıp, silahsız kuvvetlerle birlikte sokağa davetiye çıkarması, on yıllardan beri, kutsal bir gelenek halini almıştı. Devlet-i Aliyye ruhunu taşıyan Bezmialem Vakıf Gureba Hastanesi de bu ortamda, hafiften de olsa, mazinin kokusunu taşıyacak olan üniversitesine kolay kolay yol bulamayacaktı...

Nitekim öyle de oldu, bulamadı..

Devrin başbakanı, her kim idiyse o zat, YÖK’e müracaat ederek Üniversitenin kuruluş kararını iptal ettirecekti.. Ve başardı da!.. 

Bezmialem Valide Sultan Vakfı, varlığını idame yolunda o güne kadar kullandığı hastanenin gelir kaynağıyla ve ayrıca, yönetici yokluğundan sahipsiz, öksüz ve yetim kalan Abdülhamid-i Sani Vakfı ve Silahtar Abdullah Ağa mazbut Vakıfları arasında yapılan işbirliği neticesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, üniversite kurulmasına ikinci bir kez teşebbüs edilir..

 Ve bu kez ulaşılır da HEDEFE

 Bu vakıflara ait menkul ve gayrimenkul emval, elde kalabilmiş ne var ise, Yeniden hayata döndürülen Bezmialem Vakıf Üniversitesi Mütevelli heyetine teslim edilir. Valide Sultan Vakfına ait olan hastane de bütün varlıkları ve imkanlarıyla birlikte üniversiteye devredilir....

 Şimdi yüzünün akı ve emeğinin eseri olarak BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ tabelasıyla halkımıza ayırımsız sağlık hizmetleri veriyor..

 İşin ilginç ve cana yakın tarafı ise, istismarcıların eline kalmış “kocakarı” tıbbı, ilmin ışığı altında ANA DAL olarak disipline alınıyor.

Güzel de ilginç olduğu kadar ibret verici ve düşündürücü de olan bir su hikayesi vardır..

Terkos gölü ve hastanenin hakkı..

Bizim bildiğimize göre hayatın dört unsuru umumun ortak kullanımınadır, ne satılır ne de sahiplenilir. Bunlardan birisi de SU… 

Cumhuriyet öncesi ve hatta sonrasında da İstanbul’un su kaynağıdır Terkos gölü. 

Bu göl ve civar arazi, Vakfiye senedinde yer alır. Suyunu da hastane kullanacak.

Terkos gölü, Cumhuriyet döneminde çıkarılan Sular Kanunu gereğince, İstanbul Belediyesine bağlanır. Bu el koyuşa karşılık vakfiye hatırına olsa gerek, kullanılan suyun bedelini almazlar. Vakıf malına el koyuşun ağırlığı sanılır ki, bu hareketle belki biraz yumuşatılır. 

Lakin, 1984 yılında siyasi iktidar ile İstanbul Belediyesi kimlerin elinde idiyse, fakir fukara Müslüman hastanesinden su parası istenilmeye başlar, hem de eskiden bedeli alınmayan zamanlara ait çıkarılan borçlarla birlikte!..

Hastane olarak vakfın mütevelli yetkilileri “hooppp, hooppp hemşerim ne yapıyorsunuz” gibisinden, kibarca itiraz ederler. Bu nezaket para etmeyince, bu kez kanun yoluna girilir..

Sonuçta, mahkeme huzurunda davayı, hastane kazanır..

Yukarıda da bir ara bahsi geçmişti. Hayat, çok öğreticidir amma ideolojiler, o hukuksuz ideolojiler!.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nurten

Bezmialem çok para alıyor her tahlil ve muayeneden
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23