• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
24 Ağustos 2020

Bezmialem 3

Allah’ımızın sıfatlarından anlıyor ve inanarak iman ediyoruz ki, doğumdan ölümüne hayatımız, Yaradanımız’ın kulluk garantisindedir. Osmanlı devlet felsefesinde de bu inanış hakim. Allah’ın Kullarından müteşekkil bir organizasyon, halife olarak yüklendiği vakfetme görevini layıkıyle yerine getirebilmek için, bu garanti yükünü, yine Allah adına hak sahibi halk ile paylaşıyor..

Vakıf müessesesi, bu yükün paylaşımında sevap kaynağı bir mekanizma.. Müslümanlar, para ki, bir yanıyla hayırhah eylemler için bir araç, diğer yüzüyle de cehennem yolunun çekici patikasıdır. Paraya yaka kaptırmamak için, kendi şahsi varlıklarıyla hayatın“hayırhah yakasında” bu vakıf müesseselerini kuruyorlar. Bezmialem vakfı da, bunlardan bir örnek..

Vakıf müesseseleri masraf, sarfiyat ve harcama ocağıdır. Yüklendiği, amaçları hayırlı hizmetlerinin devamlılığı, güçlü ve sağlam gelir kaynaklarına bağlıdır. Aksi halde, cari giderlerini nasıl karşılayacak? Bu anlamda gelir sağlayacak kaynakların evvel emirde hazırlanmış olması gerekiyor..

Valde Sultan da, böyle yapmış..

Merkezi yapının, bir başka ifadesiyle, sabit sermayenin ardından, hayatiyet için işletme sermayesi olarak on üç ayrı müstakil vakfiyede listelenmiş akarı bu hizmete hibe etmiş.

Kabaca misal olarak, Terkos Gölü bir örnek..

Terkos Gölü, Devr-i Osmanide İstanbul’un tek su kaynağını oluşturmaktadır. Bu göl ile birlikte, çevresindeki araziler ve meralar, Cumhuriyet devrine gelince, Osmanlı devletinin borç ve alacaklarını yüklenen Cumhuriyet hükümeti tarafından hizmetin devamı amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğüne teslim edilmiş.

Günümüzde Türkiye’nin dört bir köşesindeki mağazalarında satışa sunulan envai çeşit tarım ürünlerinin yetiştirildiği bereketli vakıf toprakları, ecdat vakıflarının kontrol ve denetimini üstlenen Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından işletilerek korunmaktadır..

Vakıf müesseseleri, kendi tüzel kişiliğini hukukileştiren tescil senetlerinde, iki ana çekirdek olarak yer alıyorlar. Birisi ana merkez vakfiye senedi ki, vakfın amacını, hizmetlerin niteliğini ve faaliyet safhasında görev alacak yönetici mütevelli heyetidir ve ayrıca hayata adapte edilen bu yapıya şahitlik adan zevat, kimlikleriyle birlikte belirtiliyor. Diğerinde de, hizmetleri yerine getirme yolunda yapılacak harcamaların türleri ve masraflarını karşılayacak akar kaynakları, adresleriyle birlikte yerleri, vakfiye senetlerinde belirtilir..

Vakıfların kuruluş senetleri ki, bunlara da vakfiye deniliyor, hazırlanırken, evvela vaz geçilemez, ihmale, terk veya değiştirilmesine izin verilemez temel şartlar tespit ediliyor. Ardından listelenen varlıkların belirtilen hayırhah amaçlar doğrultusunda vakfın mütevelli heyetine teslimini müteakip, ola ki, vakfiye sahibi kişi, bunca servetinden ayrılırken, pişmanlık duygusuna kapıldı ve girişiminden vazgeçmeye kalkıştı..

Bu cayma kabul görür mü?..   

Vakıf bir kez kurulmuş ve envaliyle birlikte şahitler huzurunda koruyucu ve yönetici pozisyonundaki mütevelli heyetine teslim edilmişse; 

O müessese artık, “Allah’ın güvenli emanetine teslim edilmiştir. Geri alınıp yok sayılamaz...”

Tabii bu hükmün geçerliliği, kuruluş zamanındaki ideolojik siyasi yapının, sistem ve hatta nadirattan da olsa idari kadroların, devamı halinde düşünülebilir. Siyasi sistemin her hangi bir sebeple, mesela darbe sonucu yıkılarak yerine bir başka kişiliğin oturması durumunda, eskisi ile yenisi arasında hukuki ve sosyal bir bağ bulunamayacağından, hükümranlığı yok olan sistemin kimlik verdiği vakıf müesseseleri sahipsiz bir halde muallakta kalır. Bunlara örnek olarak, iki ayrı vakfı gösterelim.

Bursa, esasen tepeden tırnağa bir vakfiyeler beldesidir. İki zat-ı mübareğin ruhaniyetleri üzerinde dengede durur. Birisi, Emirsultan Hazretleri ki, Yıldırım Beyazıt’ın Kayın Pederleridir, Diğeri de, İbrahim Hakkı Bursevi Hazretleri..

Devlet-i Aliyye, bütün tarihi ve harsi donanımıyla birlikte siyasi varlığına son verilince, vakıflar da, vakfiyelerinden soyulup çıplaklaştırılarak, sahipsiz öksüz vakıf statüsüne alındılar..

İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri, vefat ederek ahirete intikal etmişliğinden, adına kurulan vakıf da, mütevellilik bakımından sahipsiz kalınca, vakfiyesindeki geniş tarım alanı ki, ayni zamanda Bursa’nın da bir köyü bu vakfiye alanının üzerindedir, belediyenin sözde korumasına alınmış...

Türkiye’nin en meşhur, en saygın ve yaygın, en tanınmış ve nüfuzlu kerhane işleticisi olarak bilinen, azınlıklardan bir pezevenk, Manukyan, belediyeden aldığı bir ruhsat ile üzerinde de bir de köyün bulunduğu bu vakıf arazisini, Balkanların en lüks ve konforlu kerhaneleriyle donattı..

İkincisi de, Sirkeci tren istasyonunun yanındaki sokakta sahipsiz kalan bir vakfın arsasına, belediyenin izin ve ruhsatıyla, çalgılı çengili bir kerhane kondurması..

Sultanlıktan Cumhuriyet’e akıp giden zaman sürecinde hayat bulan maddi ve manevi kültür değerlerinin yok edilmesiyle epeyi hırpalanan Türkiye’de, Bezmialem vakıf hastanesinin şu anda hali faaliyette oluşu, Kemalist rejim politikacılarından hiç de umulup beklenilmeyecek, hayret verici bir mantık sağlığının eseri olmak gerekir.

Bir dünya görüşünün referanslarına göre meydana getirilen vakıflar ve vakfiye kalıntıları, hayat tarzı itibarıyle tam tersi bir felsefenin hükümran olduğu ülkemizde koruma altına alınmış ise de, hükümetler arasındaki maziye bakış farklılıkları, ne acıdır ki, bu değerleri, hoyratlığın eline teslimden pek de öteye gitmemiş, götürememiş..  

Açıkçası, Bezmialem Valde Sultan Vakfı, zaman zaman yok sayılmak istenmiş…

Hastane olarak kullanılması istemiyle bağışlanarak inşa edilen bu hayır müessesesinin, toplumla birlikte siyasanın da ters yönlü bir yapının ideolojik atmosferinde, üstlendiği hizmetlerini yerine getirebilmesi çok zor olmalı.

Hele hele ticari amaç dışı kurulmuş Bezmialem Vakıf Hastanesi’nin üzerine bir de eğitim hizmetlerinin yükünü sırtlanması halinde!

Bizim burada, sıradan bir kalem olarak görevimiz, bu sorunlara bir cevap, bir yol bulmak ve göstermek değildir. Zira, haddimizi aşar..

Sorunu ilim irfan sahibi uzmanlarına bırakıp, hal ve keyfiyet üzerinde dolaşarak bir iki iç bükey fotoğraf daha eklemek..  

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23