• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
20 Ağustos 2020

Bezmialem 2...

Devletler, hakimiyetin aidiyetine göre değişiyor ve form alıyorlar.. Kabaca ifadesiyle, seçim esasını kabullenene, cumhuriyet denilirken, egemenlik hakkının babadan oğula intikal eden siyasi sistemler de krallık oluyor. Dünya ortak lisanında baş temsilci hanımlarına “First lady” denilirken, Osmanlının Devlet-i Aliyye’sinde “Valde Sultan” oluyordu..

İkinci Mahmut’un hanımı da Allah’ın bir kulu anlamında ve dünyanın “bir insanı” olarak, Bezmialem Valde Sultan...

Devlet-i Aliyye, kendi yönetim tarzını Müslümanlığın idari-imani temel kurallarına göre düzenlemiş. Şahsi mülkiyet rejimini tanımış. Tabandan tavana herkesin, malı mülkü üzerinde tasarruf hakkına sahip olduğu kadar, edinme yollarının da helalliği şartıyla, söz konusu edilmiş.

Valde Sultan, oldukça varlıklı bir Müslüman hanım. Memleketinin gariban Müslümanlarına yardım elini uzatmak ister. İsmini “Bezmialem Hastanesi” olarak duyup işittiğimiz ve varlığından haberdar olup, hizmetlerinden de faydalandığımız günümüzün bu hastanesi, uzatılan bu elin bir vakfiyesi..

Müslümanlıkta Vakıf, bir servetin hiçbir yerden karşılığı beklenmeksizin sahibi tarafından hayırhah bir gayeye tahsisi anlamında bir yardım ocağı....

Valde Sultan’ın hayra yönelik bu vakfı, yöneticilerine, Besmelenin ardından hayırlı başarılar dileyerek görevlilerine, yönelik yaptığı, “ihanete ve ihmalkarlığa sapmama” tavsiyesiyle, hizmetine başlar. Vaadinde bulunduğu karşılıksız vazife ve hizmetlerin yazıldığı senetler, hukuki makam tarafından yemini billah, imzalanıp mühürlenerek tescil edilir. Ana belgeye ilaveten hizmetlerin sürdürülebilmesi için gerekli fon kaynaklarını kapsayan on üç ilave senetleriyle birlikte, 

 “Bezmialem Gureba-i Müslimin hastanesi” 

vücud bulur..

Vakıf müessesesi, dünyevi ve uhrevi karma değerler külliyesidir. Maddi manevi tüm kıymetlerin ömür boyu garantisi, Allah-ı Azimüşşan’ın zatına tevdi edilmiştir. Hizmet safhasında her ne gerekçeyle olsun, önünün kesilmesi ve amacından saptırılması gibisinden olumsuzluklar, emanete hıyanetlik oluşturacağından, bunların evvela beşeri alemde ceza görmeleri, vakfiye senetlerine dercedilen beddualarla Zat-ı Kibriya’dan niyaz edilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın da, Ayasofya-i Kebir Camii Vakfiyesinde yaptığı gibi, Valde Sultan da Bezmialem Gureba-i Müslimin Vakıf senedinde, hatırlatma veya yükleme anlamında Kur’an’ı Kerim’den Bakara Suresi 181. Ayet/i Kerimesine yer vermişler.

 “Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”

Ne var ki Devlet-i Aliyye ile Laik Türkiye, yönetim biçimlerinde birbirleriyle taban tabana ters yapıdalar. Ayasofya vakfiyesindeki hatırlatma ya da kavram olarak bedduayı, “Cumhuriyet yönetimine hakaret ve küçümsemeye ilaveten, Atatürk devrimlerini de ihlal” anlamında yorumlamaktan hoşlananların, muhafazakar fikriyatı bu formatta suçlamadan aldıkları haz ile durduk yerde huzursuzluk fitili ateşleniverdi..

Yok efendim, Diyanet İşleri Başkanının, cuma hutbesindeki vakfiye metni ile maksadı, Atatürk’ü küçümseme idi..!

El insaf yahu. Fatih devri Osmanlı dilinin vakıf senetlerinde yer alan dini ve örfi kavramları, Cumhuriyet lügatında hakaret anlamına gelse dahi, buradaki hizmet devriyle ne ilişkisi düşünülebilirdi ki?..

Valde Sultan, günün birinde tedavi için yatacak hastane arayıp da bulamayan bir garibanla karşılaşınca, bu zavallı Müslümanın hüzün yüklü sancısını kendi iç dünyasında hissediyor. Bunun üzerine, gariban Müslümanlar için vakıf destekli bir hastane hazırlama kararını veriyor. İstanbul’un şimdiki Vatan Caddesi ile Şehremini arasında kalan bölge, bu amaca uygun bir alan..

Bizim de şahsen kırklı yıllardan beri bilip yaşadığımız semt olduğundan hatırlarım. Burada yoksul İstanbulluya hizmet eden bu hastanenin adının da, “Aşağı Gureba Hastanesi” olduğunu bilirim. Yukarıdaki tıp fakültesine de Çapa Gureba Hastanesi denilirdi... 

Devrinin Başbakanı Adnan Menderes’in İstanbul için giriştiği imar hareketinin hayat verdiği yollarından birisinin Vatan Caddesi adıyla hastanenin önünden geçivermesi üzerine, “Aşağı Gureba Hastanesi”, mahalle içlerindeki dolambaçlı yerinden kurtularak, cadde üzerine yerleşivermiş oldu..

Son zamanların on beş yirmi yılından bu yana, gariban hastanesinde bazı hizmetler ücrete tabi kılınmış. Ücret ödeyenlerin arasında biz de bulunduğumuz için rahat hatırlayabiliyoruz. “Yahu burası hem garibanlar için yapılmış ücretten muaf bir fukara hastanesi, hem de tedavi sonrasında şifaya kavuşan hastanın evine dönüş harcırahının bile ödenmesi söz konusu iken, nasıl olur, bir de ücret alınırmış” gibi şikayetimsi laflar, tedaviye gelenler arasında sıkça duyuluyordu..

Ne saklayalım. Doğruluğu ve yanlışlığı hususunda bilgimizin bulunmaması, bizim de merakımızı kabarttı. Eğer Hz. Allah’ın izin ve ruhsatı olur ise, birkaç günümüzü daha bu konuya hasredeceğiz. Halkın, özellikle ücret konusundaki dedi - koduları, yalan değilse de, bilinemezlikten ötürü eksik ve yanlışlıklarla malül. İnşaAllah, bilebildiğimiz kadar bunu düzeltmeye çalışalım...

Allah, milletimizle devletimize hiçbir alanda zeval vermesin...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

misafir

Yıllarımın geçtiği, garip gurebanın hastanesine değil garip gureba girsin kapısından geçenden para alacaklar nerdeyse. İstanbul Sözleşmesinden daha önemli bir konu, öyle işleyin öyle işleyin ki nakış nakış. Vakfiyesi sadece duvarlarda asılı.
  • Yanıtla

misafir

Bezmialemi öyle işleyin ki, göreceksiniz İstanbul Sözleşmesi hiç kalır, Garip gureba peril perişan. Kanayan bir yara Allah sizden razı olsun bu konuya parmak bastığınız için. Ben buna İlahi adalet diyorum
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23