• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
01 Haziran 2020

Başkanlık Sistemi…

Halil Şıvgın, ANAP’ın kurucularından. Bir zaman Sağlık Bakanlığında bulunmuş. Politikacının, memleketi bataklığa çevirdiğini görünce, muhtemelen kendilerinin de sorumluluğunu idrakı üzerine, oturup başkanlık sistemiyle ilgili düşüncelerini yazmış…

İç siyasetimizde kavga hiç eksilmiyor. Hazine, dar bir girdi çıktı koridorunda sıkışıp kalmış. Enflasyon bir bela küpü. Zamdan geçilmiyor. Maaş ve ücretler yetmiyor-yetişmiyor. Bütçe açıkları sürekli artıyor. Memleketin idaresi her alanda kör düğüm. Bu düğümler nasıl çözülecek, kim çözecek?..

Öncelikle vakıflara, derneklere ve spor kulüplerine hibe yardımlar gibi, devlet sübvansiyonları kaldırılmalı. Devlet, hazine bonolarını vergilendirmeli. Faiz gelirlerindeki vergi muafiyeti kaldırılmalı. Sosyal güvenlik sistemi yenilenmeli. Merkez Bankası bağımsız yapıya kavuşturulmalı. Özel Tüketim Vergisi hemen uygulamaya konulmalı..

Başkanlık sistemine geçmeliyiz. Milletvekillerinden bakan olmamalı. Meclis, gerçek denetim görevini yapmalı, yapabilmeli. Bir mebus eğer bakan olacaksa, mebusluktan istifa etmeli.

Tarihimiz ve çevremiz bizi güçlü ve istikrarlı bir devlet olmaya zorluyor. Çevremiz ateş çemberi. Dönüşüm sancısı çeken büyük sorunlar karşısında bulunan devletimiz, başkanlık sistemine yönelmek zorunluluğunda..

Niye başkanlık sistemi ve özelliği?..

Başkanın seçiliş biçimi, aday adaylığı, parti kurultayı, seçim kampanyası, seçim sisteminin iki turlu olması, seçmenlerin % 50’nin üzerinde oyunu alma şartı, yetkilerini kamuoyu dışında her hangi bir organa karşı sorumlu olmaksızın fiilen kullanabiliyor olması ve ayrıca emrindeki yürütmenin, hızlı karar alıyor ve TEK SESLİ OLMASI, YÜRÜTME İÇİ ÇATIŞMA BULUNMAMASI ..

Gelişmekte olan ülkelerde başkanlık sistemini cazip kılan başlıca unsurlar bunlar olup, bize de örnek oluşturmalı..

Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de, altı ve üstüyle, Halil Şıvgın’ın çiziştirdiği hat üzerindeki kilit noktalarına oturtulmuştur. Teferruatında Siyasi partili başkanlık gibi, birkaç farklı yapı özellikleri bulunuyor..

Devlet başkanlığının siyasi parti üyeliğiyle birlikteliği, partinin rutin kongrelerinden birisi, partinin devlet başkanlığını üstlenmiş üyesini parti başkanlığına getirmesiyle sonuçlanması, yönetimi, ileride hiç de arzu edilmeyen mecralara sürüklemez miydi?..

Bugün siyasi parti başkanlığını uhdesinde taşıyan Tayyip Erdoğan yönetimine, “tek parti yönetimi” diyerek, kendi geçmişini inkar edenler, nereye bakamıyorlar dersiniz?..

CHP’yi Atatürk’ün partisi olarak görenler, İsmet İnönü’yü, devletle birlikte CHP’nin de başında görmekten niye kaçınıyorlar ki?. 

Bir mekanizmanın işletmeye uygunluğu tecrübelerle anlaşılır. Devlet başkanının emrindeki meclis çoğunluğu elli artı bir’in çok çok fevkine çıktığında, günümüzde olduğu gibi, meclisin tek sesli olması kaçınılmaz kılar. Tasarı ve tekliflerin tartışılmaksızın torbaya doldurulmasına yol açar.

O zaman,

Niye Meclis, ne gereği var?..

Daha dün denilecek kadar tazedir, hatırlayalım. 

Elde kalan son şeker fabrikalarımız, devleti küçültme adına satışa çıkarıldı. Bir kısmı müştemilatıyla birlikte satıldı. Meclisten merak saikasıyla olsun, hiç soran olmadı. Muhtemelen, cari seçim sistemine güvenemediklerinden, soramadılar..

Niye satılıyor bunlar? Kimse bir şey bilmiyor..

Mebus yeminleri, yerli ve milli işçilerimizin katma değerini koruyup kollama görevini de kapsamına almış olmalıdır..

Halil Şıvgın’ın başkanlık sistemindeki ruh, ki bizim bir iki farkla halen teneffüs ettiğimiz havadadır, 

Bu hava da, şuna amir.. 

Klasik sosyal devlet anlayışı iflas etmiştir. Şu korona savaşı açılmasaydı, bu sosyal devlet anlayışı hemen hemen terk edilmişti. Bilhassa şehir hastanelerinin kendi aralarında hep birlikte ve dünya ile el ele vererek bilhassa sağlık personelinin içlerinden gelen hırs ve arzularıyla bu savaşa katılmaları, devletin - hükümetin bu sosyal devlet anlayışını terk etme eğilimini bir nispet takozladı..

Kim hangi hizmeti alıyorsa, onun bedelini ödemesini teklif eden Halil Şıvgın önerisi, bizim partili başkanlık sistemimizde aynen tatbik ediliyor. Bilhassa eğitim ve sağlık hizmetlerinde..

Umud ve beklentilerimiz. 

İleride imkanların elverdiği ölçüde halka bila ücret olması gereken bu hizmetlere bedel ödeme mükellefiyetinin törpülenmesi..

Başkanlık sistemi, hükümeti hızlı karar alma yetki ve serbestliği noktasından tercihe şayandır. Sanayi alanındaki hızlı gelişmemiz bu tercihin dışa vuran belgesi.

İster misiniz bakalım, belgenin fotoğrafına..

Türkiye için ekonomi politikasına iskelet proje çizenler, zamanında yaptıkları tavsiyelerini her vesileyle bizlere tekrarlıyorlardı.

Siz bir tarım toplumusunuz. O alanda gelişmeye bakınız. Devletiniz iktisadi ve sınai alanda küçülmeli iç ve dış güvenlik ve yargı hizmetlerini üstlenerek, eğitim ve sağlık sektörlerinde halka hizmet etmeli. Sanayi alanı çok çetrefilli ve çok problemli olduğundan, onlarla biz uğraşarak sizlere yardımcı olalım…”

Ben kendimi bildim bileli, yabancının hep bu ninnilerini işiterek milletçe uyutulmuşuz. Bunu iyi biliyorum. Devletin su işleri kahyası Süleyman Demirel onca baraj inşasına rağmen, ülke içinde on binlerce otomobil tekerlekleri için emniyet supabı hükmündeki bir balans makinesini yapmadı, yapamadı, yaptıramadı..

Altı defa gidip yedi kez geri dönmesine rağmen askerinizin elindeki silah, cihan savaşlarından kalma, haznesi beş mermilik mavzer tüfeği idi.. 

Ülke politikasında iki güç, Hazreti Adem Peygamberimizden bu yana değişik alt dallarıyle devam edip gidiyor. Kelimenin tam anlamıyla birbirleriyle kapışıp duruyorlar. 

Son günlerde muhafazakarlarla liberalizm taraftarları, aralarında çekiştirdikleri bu konu. Bunun çıplak izahına kalkışıldığında, çok ayıp kaçacak bir üslup kullanmayı gerektirecek…

Kemalist liberal tarafta politik kimlik sahibi olup siyasi partilerle organik bağlantısı bulunanların da aralarında yer aldığı alaimi semacılar. Karşı yanda da, kimlikli politikacıların fiilen pek yanaşmayıp alanı sadece muhafazakar sivil toplumculara terk ettikleri meydan.

Kapışma konusu;

İstanbul Sözleşmesi… 

Devlet ve hükümet mebusları, bu konuda dut yutmuş bülbül misali sessiz.. 

Korkuları ve endişeleri nedir?..

Devlet başkanlığı sisteminde meclislerde tek seslilik zorunluluğu mudur yoksa?.

Belediye reisleriyle birlikte karşı yakanın görüşü, bizim halkımız daha henüz ibneler arası evliliğe hazır hale gelmemiş..

 Nikah şahitliği için davet mi bekleniyor? 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Başkanlık da yeniden düzenlenecek

Demokraatik sistem: 1950 yılından beri iktidar olamayan chp milletvekillerine hazineden mayış ödeme düzenidir, çok mu güzel? (Milli Gazeteden Reşat Nuri âbi ekibiyle işbaşına gelince bu düzene son verecek, ama şimdi meşgul, adil düzülecek olanlar yasalarını hazırlıyor; sonra.)
  • Yanıtla

Dürüst

E peki istanbu sözleşmesi için kim kamuoyu oluşturacak, herşey Reis ten bekleniyor, Reis. opera binasını yıkmak isteyince ne olduğunu herkes gördü, nankör ahmetdavutoglu nün imzaladığı bu antlaşmayı kaldırmak isteyen STK temsilcileri gazeteler pazartesi Perşembe gününü bu sözleşmeye ayırır değişik alternatifler bulur, var bunda da birşey ama bunu Reis çözer çözerse chphdpipde hiç mi hiç çözmek istemez
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23