• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
18 Temmuz 2019

Ah o tencerelerin gözü kör olsun…

İstanbul Belediye seçimi iptal edilince, “Bir ay sonrası için yenisine gidiyoruz” denildi ve gidildi…

Deliye her gün bayram” derler ya, aslında yalan değil, doğrudur da…

Zira; 

Seçimlere iki koldan asılıyorlar. Her biri bir diğerinin tenceresini, tencerede kaynatılan aşureyi dillendiriyor.

Aman Allah, kaynatılan aşureler, dostlar boğaaazına!...

Demişler ki, İstanbul Belediyesi kendi kaynaklarından yani halkın, İstanbullunun sosyal nafakasından “Okçular Vakfı’na 14 trilyon liralık para yardımı yapmış… 

Bu arada, hizmet ve faaliyetleri bakımından iktidarın dünya görüşüne saygı ve muhabbetle yaklaşan daha başka vakıflara da hatırı sayılır bağışlarda bulunulmuş…

İstanbullu, bu hikâyelerin doğruluğu durumunda kendi fikri ve hissi yapısına uygun lanet ya da mevlit okur, okutur…

Yalan ve iftira olarak eğer seçim üstü seçmenlere atılan bir zoka ise, bir kısım seçmen iktidarın kanun yoluna başvurmasını arzularken, geri kalanları da, şamatayı kesip, bulup buluşturulacak yeni tencerelerle saldırıların tazelenmesini arzular…

Son seçimlerde başa oynayan ikili, birer gün arayla sanki anlaşmışlar gibi karşılıklı olarak rakip tencerelerinin altını karıştıra karıştıra zamanlarını harcayıp tükettiler…

Bu arada, üzerine toz kondurulmayan demokrasi ve Cumhuriyet düzeninde hakimiyetin kayıtsız şartsız sahibi sayılan Meclis mevcudiyetinden de pek haberimiz olamadı. Söyleyenine göre doğru yanlış, diktalık denilen tek partili yılların Meclisinde bile, Atatürk’ü terleterek zora düşüren itirazlar ve sorgulamalar havada uçuşurmuş…

Yalap şalap Meclis’le ilgili olarak halkın kulağına çarpanlar da. Torba ürünleri oldu…

Tencere dibi lekeler, bayram seyran tanımaz. Konu edildiği işlemin gerçek bedelinin kat be kat üzerinden fiyatlanırlar ki, etki ve reaksiyonu da büyük olsun…

İstanbul için başa oynayan ikilinin içtikleri suyun farklı kaynaklardan gelmesi, bunların dışa verdikleri ürünlerini de farklı kılıyor. Birinin muhafazakârlığı, uhreviyatla maddiyatın sentezine yatkınsa, diğerininkisi, bu senteze liberal sağdan (CHP) reaksiyon gösteriyor…

CHP, solcu falan değildir, bunu bilelim… 

Tedavi amacıyla muhtevasında demir bulunan ilaç alımında, ya da demiri bol ürünlerle beslendiğinde insanın dışarı verdiği atıklarının kömür karası rengine dönüşmesi de bundandır…

Reaksiyonerler sentezciye laf atarken suçlamayı her daim vakıflara bağlıyorlar…

Lekeye bakınız, ne tehlikeli ve öldürücü, yok edici leke!...

“Uhreviyat ağırlıklı hizmetlere destekçi ne kadar vakıf var ise, İstanbul Belediyesi onları çuval çuval paraya gömmüş”

Aman Allah’ım, bu ne felaket !...

Doğru yanlış, gömenle gömülenlerin ortak itiraz ve yalanlamaları da, hikâyeciler gibi, hep aynı telden…

Hayır, külliyen yalan. Esasen belediyelerin vakıfları para yardımına kanunen yetkileri de bulunmuyor”… 

Ne o kadar almışlar, ne de kılavuzu karga olanların iddia ettikleri amaçlara harcanmıştır…

Hani dedik ya deliye her gün bayram, işte böyle bayramların biri de belediyenin el değiştirdiği günlere rastlamıştı. Kaybeden takım, çulu çaputu teslim edip cızlamı çektikten sonra, zafere eren takım başarıyı tahkim çalışmalarına başlamıştı bile…

Otobüslerde ayakta seyahat edenler kendilerini emniyete almak için genelde tepelerinden sarkan tutanak halkalarına yapışır. Her ne kadar bunların ömrü evladiyelik olsa da, kısa zamanda kirlenip aşındığı için, sarf malzemesidir ve sık sık değiştirilir…

Bir evvelki evrede yeni gelenler, gidenin tenceresinin kıçını çevirdiklerinde gördüler ki, piyasa da elli kuruşa sebil giden bu tutanak halkalarına, tane başına iki yüz lira ödenmiş…

Doğru yanlış bayram geleneklerinde hikâyeler böyle söylenir…

Demokrasi kültüründe kiralamalar süreli yapılıyor. Bizde seçimler dört-beş seneliğine düzenleniyor. Devlet-vatandaş arasındakilerin ömürleri de, elli yıldan öteye uzayamıyor. İstanbul için muhammen süre kırk yıl gibi düşünülmüşse de, onbeş-onaltı yılda sözleşmeye son verildi. Alışılmışına nispet, yine de biraz uzunca sürdü...

Amma ne olursa olsun evlat acısıyla kuyruk acısı unutulamazmış…

Bundan mıdır acaba, “Tutanak acısına rövanş düşünülmüş olmasın, Okçular masalı?” 

Ve, peşine takılan “Belediyenin vakıflara hem de İslami hizmetlere hibe amaçlı milyon ve milyarları tokalama” hikayeleri?…   

Müzikoloji yorumuydu niyetimiz. Amma yine de bulup buluşturup, yazımızın başlığını birazcık onun esprisine bulaştırdık…

Ah bu şarkıların gözü kör olsun,

Öyle dudak büküp hor gözle bakma,

Çoktan unuturdum ben seni çoktan,

Amma! 

Ah bu şarkıların gözü kör olsun… 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23