• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Arzu Erdoğral
Arzu Erdoğral
TÜM YAZILARI

AB eksenindeki NATO’da Türkiye’nin rolü

08 Haziran 2026
A


Arzu Erdoğral İletişim: [email protected]

AB eksenindeki NATO’da Türkiye’nin rolü

ARZU ERDOĞRAL

Türk dış politikası üzerine yapılan tartışmaların önemli bir bölümü yanlış sorular etrafında dönüyor. Yıllardır aynı mesele konuşuluyor: Türkiye Batı’dan dışlanır mı? NATO’daki yeri tartışmaya açılır mı? Avrupa Birliği ile bağlar tamamen kopar mı?

Oysa önümüzdeki dönemin asıl meselesi bunların hiçbiri olmayabilir.

Türkiye açısından gerçek tehlike dışlanmak değil; dışlanmasına bile gerek bırakmayacak yeni bir jeopolitik mimarinin kurulmasıdır.

Dünya hızla değişiyor. Soğuk Savaş’ın ardından kurulan Atlantik güvenlik sistemi artık eski işleyişini sürdüremiyor.

Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşının ardından güvenlik konusunda yeni bir döneme girdi. Washington’daki siyasi dalgalanmalar, Amerikan kamuoyunda yükselen içe kapanma eğilimleri ve Avrupa’nın artan savunma harcamaları kıta siyasetinde yeni bir arayışı tetikledi.


Bugün Avrupa’nın stratejik hedefi yalnızca kendisini savunmak değil; kendi güvenlik kararlarını alabilecek siyasi ve askeri kapasiteyi oluşturmaktır.


İşte bu noktada dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor.

Eğer Avrupa savunma entegrasyonunu derinleştirirse, NATO’nun resmi yapısı varlığını sürdürse bile gerçek karar mekanizmaları farklı platformlara taşınabilir. Savunma sanayi iş birlikleri, ortak askeri projeler, kritik teknoloji yatırımları, istihbarat ağları ve güvenlik planlamaları NATO çatısının dışında şekillenmeye başlayabilir.

Türkiye için asıl risk tam da burada ortaya çıkıyor.


Çünkü bir devletin gücü, üyesi olduğu kurumların sayısıyla değil, kararların alındığı masaya ne kadar yakın olduğuyla ölçülür.

Türkiye’nin NATO üyeliği devam edebilir. Bayrağı Brüksel’de dalgalanmaya devam edebilir. Zirvelere katılabilir. Ortak bildirilerin altında imzası bulunabilir.

Ancak eğer stratejik kararların üretildiği çekirdek yapı Avrupa Birliği merkezli yeni bir güvenlik eksenine taşınırsa, Türkiye ilk kez farklı bir sorunla karşı karşıya kalacaktır: Masada olup oyunun dışında kalmak.

Bu, klasik anlamda bir dışlanma değildir.

Tam tersine, çok daha sofistike bir güç mühendisliğidir.

Çünkü tarih boyunca büyük güçler istemedikleri aktörleri her zaman sistemin dışına itmemiştir. Çoğu zaman sistemin merkezini değiştirerek onları etkisiz hale getirmiştir. Böylece görünürde hiçbir kriz yaşanmaz. Kapılar kapanmaz.



Üyelikler devam eder. Ancak ağırlık merkezi başka yere taşınır.

Bugün Türkiye’nin dikkatle izlemesi gereken süreç budur.

Sorulması gereken soru şudur:

Türkiye NATO’da kalırsa ne kazanacak?

Daha önemlisi, NATO’nun ötesinde oluşan yeni güvenlik ağlarının içinde yer alabilecek mi?

Avrupa’nın geliştireceği savunma teknolojilerinde olacak mı?

Yeni nesil silah sistemlerinin üretim zincirlerinde bulunacak mı?

Yapay zekâ destekli askeri programlarda söz sahibi olacak mı?

İstihbarat paylaşımının en kritik halkalarına erişebilecek mi?

Eğer bu soruların cevabı olumsuzsa, NATO üyeliğinin tek başına sağlayacağı avantajların giderek sınırlanacağı açıktır.

Ankara’nın stratejik önceliği yalnızca mevcut pozisyonunu korumak olmamalıdır. Asıl mesele, şekillenmekte olan yeni güç merkezlerinin dışında kalmamaktır.


Çünkü uluslararası siyasette kurumlar değişebilir, ittifaklar dönüşebilir, hatta haritalar yeniden çizilebilir. Fakat değişmeyen tek gerçek vardır: Güç, kararların alındığı yerde bulunur.

Türkiye’nin önündeki sınav da budur.

Tehlike NATO’dan çıkarılmak değildir.

Tehlike, NATO’nun üzerinde yükselen yeni güvenlik katmanlarının dışında bırakılmaktır.

Bir ülke bazen kapının dışında bırakıldığı için değil, içeride tutulup etkisizleştirildiği için güç kaybeder.

Türkiye’nin önündeki asıl jeopolitik risk de tam olarak budur.

Ancak Türkiye’nin bölgenin tek yükselen gücü olduğunu ve milli savunmada geldiği noktayı da unutmamak gerekiyor.

Sonuçta AB’ye İHA ve SİHA’lar satan ve NATO’ya muhtaç bir Türkiye değil, NATO’nun ihtiyaç duyduğu bir Türkiye var.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23