• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Sonradan görme zenginler(!)…

18 Mayıs 2024
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

DEĞERLİ KARDEŞLERİM:

Bugün sizlerle yaşadığım ve çok da üzüldüğüm bir hadiseyi paylaşmak isterim. Öncelikle şunu ifade edeyim ki, ben servet düşmanı veya kıskanç bir insan değilim. Kaderi ilahiyeye tam olarak iman ederim. Cenab-ı Hakk’ın dilediğine mülkü vereceğine, dilediğinden de istediği zaman alacağına çok şükür tam olarak imanım vardır. Zaman zaman eski hocalarımız olduğu gibi bizlerin de: “Fukara-i Sabirin” Sabreden fakirler, “Eğniya-i Şakirin” şükreden zenginler diye de dualar ederiz.

08.05.2014 Çarşamba günü küçük gelinim ile küçük kızım bana: “Baba, iznin olursa SARIYER’İN Mahallesi, İstinye’ye yürüme mesafesinde olan Yeniköy’de bir yalıda (ismi mahfuz) kapalı bayanlar için bir sergi açılmıştır. Orayı ziyarete gideceğiz… Kendimize, bütçemize uygun bir şeyler bulursak da alacağız” diyerek benden izin isterler. Ben de kendilerine olur dedim. Kızım ve gelinim malum yalıda düzenlenen kapalı bayanlara yönelik giysi ağırlıklı sergiye giderler.

Kısa bir müddet sonra kızım ve gelinim eve dönerler. Ben “Kızım neden bu kadar erkenden geldiniz? Yoksa sergiye gitmekten vaz mı geçtiniz?” deyince biraz nüktedan olan evdeki bekâr kızım: “Baba biz oraya temizlikçi olarak bile yakışmayız. Akıl almaz derecede lüks ve bir o kadar da aşırı fiyatlar var… Sözde tesettürlü bayanlar için hazırlanmış bir sergi. Ancak bizlere, bizler gibi tesettürü bir dini vecibe olarak kabul edip kapalı giyinen bayanlara hiç mi hiç hitap etmiyor. İslam’ın emrettiği tesettür ile oradakilerin hiçbir alakası yok.

Tesettürlü olduklarını sanan birçok hanımın İslam’ın emrettiği ve bizim bildiğimiz tesettüre hiç benzemiyor. Genç kızların giyim kuşamları, bindikleri arabalar, orta yaşlı hanımların giydikleri elbiseler ve taktıkları takılar birer servet. Akıl almaz şekilde makyajlar ve boyalar… Baba oradan herhangi bir şey almak için senin değil emekli aylığın, bir senede aldığın emekli maaşının tamamı bile yetmez. Her şey o kadar pahalı ki; milyonluk gözlüklere, çantalara, ayakkabılara ve diğer aksesuarlara baktık. Sadece baktık… Bizim orada yerimizin olmadığını anladık. Onun için fazla kalmadan geri döndük.

Baba; geçmişte kızlarımızın başörtüleri için nice hanımefendiler, nice beyefendiler mücadele ettiler. Mahkemelere günlerce gidip geldiler, nice kızlarımız tahsillerini başları kapalı olduğu için yarıda kestiler… Başları kapalı olduğu, için okullarını bırakmak zorunda kaldılar. Nice kapalı hanımefendiler, başları kapalı olduğu için işlerinden oldular. Bir zamanların ülkemizde sistemli bir başörtüsü düşmanlığı vardı. “Kamusal alan, kamusal olmayan alan” neler uydurdular neler… Kimileri de başı kapalı olan kızlar için “S. Arabistan’a gitsin okusunlar” demişti. Tesettür İslam’ın emri olduğu için birileri amansız; başörtülülere kin ve nefretle baktılar. Ülkemizde bilerek ve kasıtlı bir başörtüsü düşmanlığı yaptılar. Bir metrelik bezden, atom bombasından daha çok korkar oldular.

Baba; hatırlar mısın sen bile Almanya’da iken “Başörtüme Dokunmayın” isimli çok paylaşılan bir şiir bile yazmıştın. Orada tesettürlü bayanları gördük. Aman YARABBİ! Deve hörgücüne benzer şekilde sözde başlarını kapatmışlar. Tamamen vücut hatları belli olan, daracık pantolonlar, rengârenk daracık elbiseler, çok yüksek topuklu acayip ayakkabılar… Çok aşırı derecede makyajlar… Sanki boya küpüne düşmüşler gibi… Birçokları botoks yaptırmış. Kimileri, dudaklarını şişirtmiş, kimileri burunlarını, kimileri kaşlarını, kimileri de yüzlerini yaptırmış… O serginin gayesi tesettürlü giyimi yaymaktan daha ziyade tesettürlü bir moda reklamı yapmak ve para kazanmak…

Cenab-ı Hakk’ın hilkatini değiştirmeye kalkan, israf batağına boğazlarına kadar batan, sonradan görme türedi zenginlerin çocukları veya eşleri sözde tesettürlü giyimler almaya gelmişler. Bizler de hayret ettik. Geçmişte abilerimiz, ablalarımız; kendilerine göre bir din, kendilerine göre bir tesettür ortaya koyan bu insanlar için mi o kadar çetin mücadeleler vermişlerdi?” dedi.

Başörtüsü için, bunca toplantılar, kol kola zincirler oluşturmalar, bunca makaleler yazılması bunun için miydi?... Kızımı ve gelinimi dinledikten sonra bir zamanlar ta Beyazıt’tan Taksim’e kadar yürüyen milli ve manevi değerlere bağlı genç kızlarımız ve erkeklerimiz aklıma geldi. “Hira Dağı kadar Müslüman, Tanrı Dağı kadar Türküm” diyen milli ve manevi değerlerine sahip çıktığı için şehit edilen baharında gülleri açmadan solan, mücahit gençler aklıma geldi. Onlar ki, ailelerinden aylık harçlıkları gelmeyince bir simidi bölüşüp yiyenlerdi. Onlar dava insanları idi. Onlar mücahitti. Taviz vermeden mücadele edenler idi. Ölenlerin hepsine Cenab-ı Hakk rahmet eylesin. Mücahitliği bırakıp müteahhit olmadan aynı ahval üzere hayatını devam ettiren gerçek Müslüman kız ve erkek kardeşlerime de Hz. Allah sıkıntısız, bereketli, hayırlı ömürler ihsan eylesin inşallah.

Kızlarım, o sergide bazı siyasi partilerin milletvekillerinin ve belediye başkanlarının, İstanbul’da parti il başkanlığı yapmış olan zevatın kızlarını da gördüler. Medyadan tanıyorlar. Kızlarımın ifadesine göre:

“Baba, onların bindikleri arabalar milyonlar değerinde. Arabalarını valelere teslim ederken bile etrafa kibir saçtıklarını bir görseydin…”. Şimdi soruyorum: Yıllar önce davası uğruna mücadele yapan mücahitler nerelerdesiniz? Yıllar önce okuduğu gazete geri gitmesin diye hafta sonları aralarında ortaklaşa topladıkları paralar ile gazeteleri bayilerden toplayıp bedava dağıtan ideal gençler nerelerdesiniz?...

Yıllar önce kendisini davasına vakfeden bir başka ifade ile feda eden milliyetçiler, muhafazakârlar nerelerdesiniz? Yoksa aradan seneler geçtikten sonra işi, parayı, makamı ve koltuğa kavuşunca mücahitliğe müteahhitliği tercih mi ettiniz? Sizler de köşeler dönmek için birer müteahhit mi oldunuz? Alnınız terlemeden paralar mı kazandınız?

Halen: “Gelen ağam giden paşam” diyerek kazanmanın yollarını mı arıyorsunuz? Yoksa sizler de bir yolunu bularak hak etmediğiniz ihaleler mi aldınız? Devletin ihale işlerini takip eder mi oldunuz? Ki, eşiniz, çoluk çocuğunuz bu kadar aşırı derecede lüks ve marka sevdalısı olmuş, baş döndürücü lüks içinde akıl almaz şekilde paralar harcayabiliyorlar. Elbette ki biz kimsenin parasını nasıl harcayacağına karışamayız. Böyle bir hakkımız yok. Olmadığını da biliyoruz. Ancak bizi büyüklerimiz fırından ekmek almaya gönderdiği zaman:

“Oğlum fırının vitrininde olan ekmeklerden almayın. Belki onu görüp de alamayan fakirin göz hakkı kalır” diye tembih ederlerdi. Yaşları uygun olanlar bilirler, büyüklerimiz aldıkları bir kilo elmayı gözükmesin diye gazete kâğıdından yapılan torbalara koyar evine öyle kimse görmesin diye kapalı olarak getirirlerdi. Gösterişten kaçınırlardı. Şunu hiçbir zaman unutmayınız:

“Helalin evveli acı, sonu ise çok tatlıdır. Haram servetin, haram paranın, evveli çok tatlı ama sonu çok acıdır.” Bir tarafta fakir fukara; aylık kiramı nasıl ödeyeceğim, çocuklarımın karnını nasıl doyuracağım, çocuklarıma okul kıyafetlerini nasıl alacağım, çocuğumun okul servis ücretini nasıl ödeyeceğim diye kara kara düşünürken, sizler gayrimeşru yollardan, rüşvetlerle, çalarak, hortumlayarak yaptığınız servetlerinizle nerede, nasıl yiyip içeceğiz, nasıl paralar harcayacağız diye israfa ve kibre, gösterişe, alayişe dalarsanız akıbetiniz çok kötü ve acı olacaktır.

İslam dininin erkekler için, hanımlar için hükümleri belli ve açıktır. Hiç kimse kendine göre bir din veya tesettür şekli ortaya koyamaz. Dinin, şeriatın hükümleri açıktır. Cenab-ı Hakk hepimizin yardımcısı olsun. Bizleri ihlas ve samimiyetten ayırmasın. Âmin… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şeref

Hocam güzelde bu durumun neden son 20-30 yılda arttığını yazmamışsın.

Niceleri var

Siz evlatlarınızın vesilesi ile gördüğünüzü yaşadığınızı yazmışsınız , ya biz gördüklerimizi kime yazacağız kime söyleyeceğiz , nice farklı konularda nice insanlar neler görüyor neler yaşıyor , sonuç daracık ve büyük ölçüde yeni nesil burjuvayı etkilemeyen bir tasarruf paketi, suya sabuna dokunmadan güya temizlik var
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23