• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Nasıl bu kadar çürüdük?

28 Şubat 2026
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Nasıl bu kadar çürüdük?
ALİ SANDIKÇIOĞLU

Şu anda ülkemizin birçok kurumunda: köylüsünde, şehirlisinde, kadınında, erkeğinde yaşlısında, gencinde, amirinde, memurunda, işçisinde, iş vereninde, zengininde, fakirinde, hocasında, talebesinde, imamında, cemaatin de, gazetecisinde, yazarında, programcısında, hemen hemen her kademedeki insanımızda üzülerek ifade edelim ki, herkesin görüp, fark ettiği gibi çok büyük bir çürümüşlük meydana gelmiştir.

Herkesin tek bir hedefi var sadece para kazanmak veya herhangi bir yere baş olmak. Gününü gün etmek, yemek, içmek, eğlenmek, şehevi arzularını tatmin etmek.


Çok yazık ki bütün manevi, ahlaki, edebi değerler terk edilmiş herkes kendince haklı, kimse kimseyi tanımaz, saymaz,  durumda.

Karşılıklı, saygı, sevgi, insanların birbirlerini anlayışla karşılama durumu, özür dileme ve af etme mefhumları ortadan kalkmış. 

Birçoklarının belinde tabanca veya kesici aleti ile benim dediğim olur diye meydan okumalar. İşyerleri basmalar, kurşunlamalar, sokak ortasında insanları kadınları, ,yaşlıları dövmeler, kaçırmalar..


Yanlış yapanların kınanması, ayıplanması gerekirken ahlaksızların, rüşvetçilerin, hayasızların, edepsizlerin alkışlandığı bir dönem yaşıyoruz.


Eskiden kul hakkından, yetimin, dulun, garibin, şehit çocuklarının bir kör kuruşuna el uzatmaktan korkan bir milletin evlatları, bugün nasıl çarparım, nasıl çırparım, nasıl çalarım, nasıl rüşvetle hakkım olmayan işleri hallederim hesaplarının peşinde?!

Düşünebiliyor musunuz: Millete hizmetle görevli bir kısım belediyeler nasıl baklava kutuları içinde, kapalı otel salonlarında çanta çanta rüşvetlerin verildiği alındığı yerler haline geldi?


Üstelik bu rüşvetçileri vatandaşın lanetlemesi gerekirken büyük bir kısmı çok iyi, çok hayırlı bir iş yapmışlar gibi alkışlar ve destekler durumda.

Elbette ki bu çöküşü sadece maddiyatla ele alıp bir sonuç elde etmemiz mümkün değildir. 


Kokuşmanın, çöküşün birçok sebepleri vardır. 

Okullarımızda, birçok işyerinde, belediyelerde, fabrikalar da, bazı devlet kurum ve kuruluşlarında istenilen, arzu edilen derece de disiplin yok. Bir başıboşluk sürüp gitmekte. 


Okullarımızda yıllardır milli bünyemize uygun, köklü bir eğitim yok. Sadece maddeci, insanları putlaştırıcı, ilahlaştırıcı, taklide dayalı bütün manevi değerleri inkar eden maneviyatsız, ruhsuz bir eğitim sistemi.. Neticeleri ortada. Anasını, babasını öldüren, ekran zorbalığı yapan, hocasına akıl almaz hakaret eden, giyimi kuşamı bizlere hiç benzemeyen başka, deist ve ateist bir gençlik.

Okullardaki bu ekran zorbalığının sebepleri nelerdir?

Sınıfın birçok öğrencisinin hocalarına akıl almaz hakaretlerde bulunup bunları servis etmeye sebep nedir?


Okullarda verdiğimiz köklü, milli ve manevi değerlere dayalı eğitim mi? Yoksa kılık kıyafetleri akıl almaz, hiçbir öğretmene benzemeyene, daima vatan, millet, din, mukaddesat, ezan ve bayrak düşmanlığı yapıp yabancı hayranlığını aşılayanlar mıdır?


(Gerçek öğretmenlerimizi tenzih ederim.)

Kimse yanlış anlamasın ancak gerçekten ülkemizde bin yıllık bir tarihi olan, milletimizin geçmişi ile dünü ile bugünkü eğitim sisteminin uyuşması yok. Ahlaken çok büyük bir çöküntü var.


Şu an ülkemizde eğitim yok, adalet yok, esnaflarda kanaat yok. Herkes alabildiğine zam yapabiliyor, ceza yok. Elbette sıkı kontrollerin, cezaların, (kapatma cezası dahil) olmadığı bir ülkede herkes istediğini yapar. 

İster zam yapar, isterse sokak ortasında hanımları, kızları, gencecik çocukları döver. Gençler ekran zorbalığına kalkışır.

Kadın cinayetleri, kat komşularının birbirlerine eziyetleri, akıl almaz dolandırıcılıklar, soygunlar, cinayetler, başı boş hayvanlar, hâlâ koca bir devletin ve belediyelerimizin sokak köpeklerine bir çare bulamaması, gençlerin kız arkadaşlarını acımasız şekilde öldürmeleri, bazı televizyonlarda hâlâ aileyi dinamitleyen programların yayına devam etmesi, RTÜK tarafından görülmemiş olmaları , devlet eliyle başına milli kelimesini de koyarak oynatılan kumarlar, at yarışları lotolar, totolar, bahisler ve milli piyangolar bu çürümüşlüklerin sebeplerinden bazıları değil mi?


Sokakta yol verme kavgasına birini de öldürürsün, birine tecavüz de edersin, hırsızlık da yaparsın, para için kendini de satarsın, rüşvet de alırsın, başkasının malına da çökersin, millete zorbalık da yaparsın...

Çünkü vicdanlar çürümüş ahlak, edep, haya kokuşmuş, inançtan ve Allah korkusundan, yarın ahirette hesap verme durumundan çoklarında eser kalmamış. Vicdanlar körelmiş, kalplerden merhamet kalkmış.


Milyonlarca lira transfer ücretini cebe indirip hâlâ üç kuruş avanta para için bahis sitelerinde kuyruk olan tevazu sahibi, ahlaklı sporcularımız var!
Onlara ilaveten yöneticilerimiz, hocalarımız, hakemlerimiz…
Hangi birini sayalım ki?
Ne güzel bir toplumuz (!) biz değil mi?
Ne kadar örnek alınacak insanımız var bir bilseniz!
Tüm bunları izleyerek, sosyal medyada takip ederek büyüyen öğrencilerimiz var.
Okul arası bir maçta ne yapmışlar dersiniz?
Sahaya inerek hocalarını darp etmişler. Bu tip gençlerden ne bekleyebilir?
Ne yapmalarını bekliyordunuz ki?
Kafalarını ne tarafa çevirseler adaletsizlik, ahlaksızlık ve kendi hukukunu kendi tayin eden bir kokuşmuşluğu görüyorlar.”
Elbette öğrencilerin hareketini tasvip etmiyorum ama;
Sorarım size;
Tek çürümüşlük bu çocuklarda mı yani?
Neyi, kimi örnek alarak düzelmelerini, düzgün tavır sergilemelerini bekliyorsunuz?


Nerede ise “Tuzun koktuğu”  noktaya geldik.

“Türkiye'deki çürümenin esas nedeni Türk halkının önüne serilen dünya nimetleri karşısında kendini bozması. 

Kimliğinden, kişiliğinden, ahlakından taviz vermesi. bu işin sebep sel nedenleri olan siyasi ekonomik sosyolojik medyatik kültürel toplumsal diğer vesaire etkenleri ise katalizörleri. 

Ama asıl mevzu dünyayı görünce apışıp kalmamız ve aslımızı kendimizi kaybetmemiz. 


Onun ele geçirebilme hırsı ve iştahı ile kendimizi ve bizi biz olan tüm değerleri buna milli ve dini değerler de dahil satmamız.” 

İnşallah bir an önce ülke olarak, millet olarak bu çürümüşlüklerden, kokuşmuşluktan bir an önce kurtulur ecdadımızın nurlu, feyizli ahlaklı, edepli yoluna dönmüş oluruz. 

Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali

Hele bı de ders kitaplarını gör tamamen bomboş...

.....

özal la teknoloji ilericilik diye baslatılan arasına çurumusluk sokulan abd projesi zaten ambalajını iyi yapacan ki yesinler ..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23