Sözcü’yü dağıtmak zorundalar mı!?
Sözcü’yü dağıtmak zorundalar mı!?
MURAT ALAN
Tamar Tanrıyar’ın Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. ile ilgili açıklamaları, özellikle Sözcü gazetesi gibi muhalif yayınların dağıtımı üzerinden yaptığı sert uyarılar ve “1 Temmuz’a kadar süre” gibi ifadeler, kamuoyunda geniş bir tartışmaya neden oldu. Tanrıyar iddia edildiği gibi kaçmadı aksine dün gelip ifadesini verdi ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ama memlekette konu bitmiş gibi, anlamsız ve garip bir gündem maddemiz daha oldu. Tamar hanımın videosunu izledim, “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasına konu olacak tek satır işitmedim, onun da altını çizeyim!.. Sosyal medyada köpürtülen, “Sözcü’yü Turkuvaz dağıtıyor, ha bakın işte bu resmen kriptoluk” tadındaki ifadeler de saçmalık..
Hadi olayı netleştirilelim.. Turkuvaz Dağıtım, Türkiye’de gazete ve dergi toptan dağıtımında uzun yıllardır en büyük ve şu anda fiili olarak dominant konumdaki kuruluştur. YAYSAT’ın kapanmasının ardından sektörde tek geniş ulusal ağ haline geldi. Şirket, yaklaşık 19 bin satış noktasına, geniş bir yetkili bayi ağına (144 civarı yetkili satıcı, bölge müdürlükleri) ve profesyonel lojistik altyapısına sahip. Basın Kanunu’nun ilgili maddeleri gereği, yasal olarak basılmasına izin verilen süreli yayınların dağıtımını, talep halinde ve belirlenen ücretler çerçevesinde gerçekleştirmekle yükümlü. Yani keyfe keder Sözcü dağıtmıyor..
Mahkeme kararı olmadıkça bir yayını reddetme hakkı çok çok sınırlı.
Bu çerçevede Cumhuriyet, Birgün, Nefes, Sözcü gibi muhalif gazeteler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, ailesine ve hatta Turkuvaz Medya Grubu’na yönelik zaman zaman çok ağır eleştiriler, karalama kampanyaları ve ithamlara rağmen dağıtılmaya devam etmektedir.
Benzer şekilde Yeniasya, Evrensel gibi farklı kesimlerden tartışmalı yayınlar da aynı sistem içinde dağıtılıyor.
Bu durum yasal zorunluluk!.. Ha onun da ötesinde Türkiye’de basın özgürlüğünün fiili bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Dağıtım şirketi, ideolojik ayrım yapmaksızın, kendisine hakaret edenleri dahi okurlarına ulaştırıyor. Bu gazetelerin her gün bir nüshası savcılığa gidiyor, eğer dağıtılmasına engel bir durum varsa, buna Turkuvaz değil yargı karar verir.
Üstelik Turkuvaz’ın ilkesel tutumu, Leman dergisi olayında net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 2025 yılında Leman dergisinde yayınlanan, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Hz. Musa’ya (A.S.) yönelik o iğrenç karikatürler büyük tepki çekmiş, dini değerleri alenen aşağılama suçlamasıyla soruşturmalar başlatılmıştır. Turkuvaz Dağıtım, yasal zorunluluklarına rağmen bu hadsizliğe karşı tek taraflı olarak dağıtım sözleşmesini feshetmiş, “Gerekirse şirketi kapatırız ya da cezayı öderiz ama bu dergiyi dağıtmayız” diyerek tavrını çok net ortaya koymuştur. Bu karar, ekonomik riskleri göze alarak inanç ve ahlaki değerlere sahip çıkmanın somut bir örneği değil de nedir?
Muhalif medyanın yer yer tekelleşmeden şikayet etmesi de anlamsız. Asıl odaklanması gereken, kendi alternatif sistemlerini kurmaktır. Boğaz’da yalılar, villalar, imar rantları ve çeşitli ticari yatırımlar yerine, kendi dağıtım şirketlerini, lojistik ağlarını, bölgesel bayi sistemlerini ve dijital-hibrit dağıtım modellerini geliştirmeleri gerekirdi. Yapmadılar..
Berat Albayrak konusunda ortaya atılan iddialar mesnetsiz ve siyasi polemik amaçlıdır. Berat beyi uzun yıllardır tanırız, nazik davetimizi kırmayıp gazetemize gelmişliği, çayımızı içmişliği var.
Rahmetli Hasan Karakaya ağabeyle, Mustafa Karahasanoğlu ağabeye de hürmeti ve muhabbeti vardı. Biz de kendisini büyük bir muhabbet besleriz. Bu ülke için çok şey yapmış, kıymeti de gelecekte çok fazla anlaşılacak isimlerden biridir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde “Milli Enerji ve Maden Politikası”nı hayata geçirerek, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda kritik adımlar atmıştır.
Bu dönemde Doğu Akdeniz’de sondaj faaliyetleri ivme kazanmış, Türkiye’nin kendi gemileriyle arama çalışmaları yoğunlaşmıştır. Karadeniz Sakarya Gaz Sahası’nda yapılan keşifler (yüzlerce milyar metreküp rezerv), üretim başlangıcı ve günlük üretim artışları, Türkiye’nin enerji ithalat bağımlılığını azaltma yönünde tarihi bir ilerlemedir. Müttefik ülkelerin denizlerinde dahi sondaj imkânları ve stratejik hamleler, Albayrak’ın vizyonu, öngörüsü ve kararlı yönetiminin sonuçları olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’nin yurt dışındaki altınlarıyla ilgili aldığı karar, bu ülkeyi batı boyunduruğundan kurtarmıştır.
Böylesine bir başarıyı inkar mı edeceğiz? Elinin tersiyle bütün makamları reddeden adama karşı, “onun gizli bir ajandası var” iddialarını mı destekleyeceğiz? Berat Bey kendisine verilecek her görevi layıkıyla getirmiştir bugüne kadar, yarın da aynısını yapabilecek kapasitedir.
Erdoğan sonrası senaryolar, “Albayrak aday oluyor, onun için gizli planlar yapıyorlar” şeklindeki tartışmalar ve benzeri spekülasyonlar, büyük ölçüde boş bir gündem maddesidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, güçlü liderliği, halk nezdindeki desteği ve vizyonuyla dimdik yoluna devam etmektedir. 2028 seçimleri veya olası erken süreçlerde yine sandık milletin önüne gelecek, millet iradesi tecelli edecektir. Kimsenin kaygısı, korkusu olmasın, Reis-i Cumhur görevinin başında, vakti zamanı gelince de en münasip adayı işaret edecektir.
Onun isminin etrafında böylesine saçma bir tartışma, bar pavyonda genel başkan belirleyen kumpasçıların tezgahına su taşımaktan öteye gitmez. Bunları kıyıdan, köşeden duyduğum kırıntılarla değil, bizatihi olayın tam merkezinden edindiğim bilgilerle yazıyorum.. Selametle..