“45 günde hıyar bile yetişmez”
“45 günde hıyar bile yetişmez”
YÜKSEL TOKUR
Önemli makamlara gelenlerin başarılı olmak için kendi güvendiği ekibini, yani kadrosunu oluşturması normaldir.
O kadronun işinin ehli, güvenilir olması gerekir. Çünkü; başarısızlık halinde fatura kadroya değil, makamdaki kişiye kesilir.
İktidara gelen hemen her parti kadrolaşır. Kendi ekibiyle çalışmak ister. Fakat işin cılkını çıkarmakta sol partilerin üstüne yoktur.
Öyle ki; Cumhuriyetin daha ilk yıllarından başlamak üzere, kadrolaşmanın dik alasını CHP yapmıştır. 1923-1945 yılları arasında tek parti olan, “dediğim dedik” mantığıyla CHP il başkanları aynı zamanda “vali” olarak görev yaptığı dönem olmuştur.
Bu uygulama, güya devlet ve parti teşkilatını bütünleştirmek amacıyla 1927-1939 yılları arasında resmen uygulanmıştı.
1939 yılında Başbakan Refik Saydam hükümeti döneminde, valilerin CHP il başkanlığı görevlerine son verilmiştir.
Durum böyle olup iktidarlar değişse de, CHP mantıklı bürokratlar, devletin tüm önemli kademelerinde hep köşe başlarını tutmuşlardır. “Derin devlet” diye tanımladığımız yapı da işte budur.
Dönemin ÇYDD başkanı Türkân Saylan: "Biz asılız; dolayısıyla bizim istemediğimiz bir şeyin bu ülkede olması mümkün değil” diyerek mâlum zihniyeti ifşa etmişti.
CHP’li dönemin Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, parti kongresinde yaptığı konuşmada: "Hükümetten 5 bin kişilik kadro çıkardım. Bu kadroyu örgütüme vermeyip de, MHP'ye ve RP'ye mi verseydim?" diyerek kadrolaşmayı gizleme gereği bile duymamıştı.
Yine; dönemin Adalet Bakanı Seyfi Oktay dede’nin de mezhepçi kadrolaşması ayrı yara..
Sol’un “dürüst lider” diye kakalamaya çalıştığı Ecevit’in, Güneş Motel olayı da tarihe kara leke olarak geçti.
1977 yılında bakanlık vaadiyle Adalet Partisi’nden istifa ettirilen 11 milletvekili, Demirel hükümetine verilen gensoruyu destekleyip hükümeti düşürünce, Bülent Ecevit başbakanlığında yeni hükümet kuruldu ve bu 11 vekilden 10'u hizmetlerinin (!) karşılığı olarak bakan yapıldı.
Yine dönemin (1997-2002) Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın kadrolaşmak amacıyla, kadro tahsisi yapılmadığı halde, döner sermayeden maaş ödenmek üzere aldığı iddia edilen personel sayısı da az değildi.
TARİHİN EN İDEOLOJİK KADROLAŞMASI
Yıl 1978 ve dürüst Ecevit yine sahnede.. İdeolojik kadrolaşma adına, o dönemin öğretmen sayısının üçte birinden fazla olarak, 76 bin lise mezununu sadece 45 günlük sözde hızlandırılmış eğitimle öğretmen olarak atanmıştı.
Hatta dönemin ana muhalefet partisi Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel bile bu duruma: "45 günde hıyar bile yetişmez!" diyerek isyan etmişti.
Muhtemelen CHP teşkilatlarının verdiği listeyle oluşturulan o seçkin (!) eğitim kadrosu, en az 30 yıl eğitim kadrosunda ideolojik mantıkla öğrenci yetiştirmişlerdi. Bunlar; öğretmen, bilim insanı, sanatçı, doktor, asker, hukukçu, polis olarak devlet kadrolarına yerleştirildiler.
Ak Parti iktidara gelinceye kadar, devlet ya da özelde önemli yerlere gelen/getirilenlerin ağırlıklı olarak sol tandaslı olmasına, eğitimde gerçek anlamda neden “milli” olunamadığına bu açıdan da bakmak gerekir.
Anlayacağınız; sol tarlayı iyi sürmüş ki, yıllardır ektiğini biçiyor!