• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Değişik konular

07 Şubat 2026
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değişik konular

ALİ SANDIKÇIOĞLU

Uzun yıllar yurt dışında yaşamış, şimdilerde ise İstanbul -İstinye de  Cenab-ı Hakk’ın takdir ettiği ömrü yaşamaktayım.

Sağlığım el verdikçe daha çok emekli insanlarla beraber vakit geçiriyorum.

Bu arada “İstinye camileri ve tarihi eserleri koruma derneğinin” lokalinde – kütüphanesine gelen çeşitli insanlarla bire bir temasım oluyor. 

Namaz öncesi, namaz sonrası  güzel sohbetler oluyor, herkes  kendine göre gördüğü eksiklikleri anlatıyor.

Birçokları: emeklisi, çalışanı hayat pahalılığından ve paramızın değerinin düştüğünden, paranın alım gücü olmadığından, geçim  sıkıntısı çektiklerinden bahis ediyor.



Tabii herkesin kendine göre bir derdi veya sıkıntısı var.

Kimileri hasta hanelerden randevu alamadığından şikayetçi, kimileri kesilen ilaç paralarından, kimileri de ilaç ödemelerin çokluğundan şikayetçi. (kendi kanaatim bazı eksiklerin olmasına rağmen Türkiye sağlık teşkilatı dünyanın birçok gelişmiş ülkelerinden çok daha üstündür.)

Zaman zaman esnaf ziyaretleri, hafta sonu Pazar yerlerini ve marketler zincirlerini de dolaşıp tabir caiz ise çeşitli insanlarla temas kurarak bilgi toplamaya çalışıyorum.


Geçmişte sayın devlet büyüklerimize topladığım bilgilerimi yazılarımın sonunda açık mektuplar halinde sunmaya çok kere çalışmıştım. Niyetimiz elbette ki devletimizle, hükümetimizle, devlet kurumları ile savaşmak değil, bazı  vatandaşlarımızın sıkıntılarını usulüne uygun onlara iletmektir.


 Çok şükür bizler devlet, bayrak, din ve mukaddesat düşmanı değiliz. 

Devletimizi, milletimizi, bayrağımızı, vatanımızı sevenlerdeniz.  Memleketimizin etrafından nasıl ateşten bir çember olduğunu görüyor, hükümetimizin ne gibi şer güçlerle mücadele ettiğini de görüyor ve anlıyoruz.

Bir kısım insanlar televizyonlarda yapılan reklamlardan şikayetçi.


Evi kira olan, asgari ücretle çalışan orta yaşlı bir insanın şikayetlerini gerçekten dinlerken beni de üzdü.

“Hocam evim kira aldığım para belli ha bire TV’ler de bize o çikolota bu çikolota, salamlar, sucuklar, pastırmalar bilmem neler, neler reklamları yapılıyor. Bunları ayda birde olsa almaya bizim gücümüz yetmiyor.

Ufak çocuğum var. O reklamları görüyor,


Her istediği zaman alamıyorum.  Bir baba olarak da tabii olarak  üzülüyorum. Bunu bir yazsanız  olmaz mı? 

Elbette ki firmalar ürettikleri malların reklamlarını yapacaklar. Bilemiyorum nasıl olur.  Bu aşırı ve aldatıcı reklamlar için bir ayarlama olsa iyi olur gibi.”


Birde bazı firmalar bir iki damla bulaşık sabunu ile onlarca tabağı yıkıyor öyle reklam yapılıyor. Akıl var, mantık var. 

İki damlayla bu kadar tabak veya çamaşır yıkanıp temizlenebilir mi?  

Bunlar için bir yönetmenlik yok mu?   Bu şekilde göz göre göre reklamlar ile vatandaşlar aldatılmıyor mu?

Hani bir atasözümüz var: “Tok açın halinden bilmez.” Gerçekten bu yazdıklarım zenginlere hikaye gibi gelir.


Ancak durum öyle değil. Emekliler, asgari ücretle çocuk okutup, birde kirada oturanlar gerçekten zor geçiniyorlar, ay sonlarını hep borçla kapatıyorlar. Gerçek maalesef budur. 

Hükümetimizin emeklilerin durumlarını ciddi bir şekilde ele alması gerekiyor. Emeklilerin hayat şartları biraz daha iyileştirilmelidir.

Bir tarafta insanlar bolluk içinde yüzerken, öbür tarafta insanlar geçim  sıkıntısı çekiyor. Bu gerçeği bizi idare edenler ve iş verenler mutlaka görmelidirler.


Geçenlerde Rize’ye gidip gelen bir hemşerim anlattı. Geçen sene ben de gittiğim zaman öyleydi. Hâlâ öyle.

Otobanda giderken kilometre 90 veya 100 yazıyor birden 50’ye düşüyor.  Böylece vatandaş yol boyu ceza üzerine cezalar yiyor.

Bu doğrudan doğruya devletin vatandaşı en hafifi ile aldatmasıdır. 

Mutlaka ve mutlaka en kısa zamanda bu tabelaların düzeltilmesi ve vatandaşın adım başı tuzağa düşmekten kurtulması icap eder. 


Sayın ilgililerimize arz olunur.

Dinlediğim şikayetlerden biri de: Bildiğiniz gibi Rize de hava alanı var.

Ancak Rize’ye uçuş fiyatları Trabzon’dan daha fazla. 

Arada uzun boylu bir mesafe farkı yok.

Rize’ye vatandaşın tam olarak istifade edebileceği saatler de seferlerde yok.

Seferlerde çok aksamalar da oluyor.


Çok gayretli çalışmalar yapan sayın ulaştırma bakanımızın bu konu üzerine eğilmesini hem sefer sayılarının, hem de ücretlerin eşitlenmesin, daha cazip hale getirilmesini  Rizeli hemşerilerim beklemektedir.

Birde çok önemli ve hemen hemen herkesin şikayetçi olduğu bazı TV’lerin bazıları sabahtan, bazıları öğlen sonrası yaptıkları yayınlardır.

Yemek programlarında Cenab-ı Hakk’ın nimetleri ile adeta alay ediliyor.

Programlara katılan süslü, püslü erkekler veya hanımlar kaşıklarının ucu ile masaya  konulan yemeği bir öteye bir beriye çevirip  Aaa!.. bu yemeği hiç beğenmedim diye  gülümseyerek, nimetleri hafife alarak milyonlarca milletimizin, fakirlerin, gariplerin gözleri önünde  alaylı bir şekilde konuşmaları cidden doğru olmuyor. Bu insanlar Gazze’de çocukların yerlerden elleri ile un topladıklarını, nasıl açlık çektiklerini görmezler mi?


Ülke genelinde yayın yapan bütün  TV’lerin programları ciddi bir şekilde kontrol edilerek  aile yapımızı, ahlakımızı,  gelenek, görenek ve kültürümüzü  yıkmaya matuf ne kadar yayın varsa hepsinin yasaklanması şarttır. Bu kokuşmuşluğa artık devletimiz daha fazla müsamaha etmemeli.

Hele bazı aile programları cidden bir felakettir. Aile dinamitleniyor. 

Bir nevi evli kadınların, genç kızların evlerinden kaçmaları, eşlerine ihanet etmeleri teşvik ediliyor.

O yayınlarda sarf edilen sözleri sergilenen rezaletleri buraya yazmaktan gerçekten ben de hicap duyarım.


RTÜK kurumunun derhal bu programları yasaklanması veya aile yapımıza uygun bir şekilde yayınlarının sürdürülmesinin temin edilmesi gerekiyor.

En çok benden yazmam istenilen bir konuda küçük esnafımızla alakalı.

Küçük esnaf zor durumda. 

İşler çok düşük, sattığı malı alıp yerine koymakta zorlanıyorlar. Ülke genelinde iş yerini kapatan çok sayıda küçük esnaf var. 

Bir taraftan vergiler, öbür tarafta işsizlik. Sıkıntı üzerine sıkıntı.


Küçük esnafını çoğu SSK ve Bağ Kur borçlarını ödeyememiş, çokları 

Sağlık hizmetlerinden istifade edemiyor.

SSK, Bağ Kur, vergi, kira, elektrik, su ve diğer giderler altında küçük esnaf eziliyor.

Devletimizden küçük esnafların tüm borçlarının faizlerinin silinmesini kalan ana paranın da uygun taksitlerle taksitlendirilmesini bekliyorlar. (Bu yapıldığı takdirde küçük esnaflarımızda büyük bir rahatlama olacaktır.)


Böylece sağlıktan istifade edemeyen çok sayıda küçük esnafın da sağlık hizmetlerinden istifade etmeleri mümkün hale gelmiş olur.

Bu haftaki yazımı birçok insanımızı ilgilendiren değişik konulara ayırdım.

İnşallah faydalı olur. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yaman

Elbisenin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesi ile sonraki her düğme nasıl yanlış iliklenmiş oluyorsa bu işler de böyle oluyor ve düzeltilemiyor. Esnafa, köylüye, işçiye, çiftçiye, memura, emekliye yapılacak her destek mutlak maliyet gerektirir. Bir tarafa destek olurken diğer taraf mağdur olur. Zira hazineden bütçeden yapılacak her destek ilave yük getirir. Bunu karşılamak için vergilerin, cezaların, harçların artırılması, elektrik, su, telefon, doğalgaz vd. faturaların şişirilmesi, emeklilere ve çalışanlara verilecek ücretlerin düşük tutulması, böylece kaynak oluşturulması gerekir ki şu anda yapılan budur. Yani bir tarafı düzeltirken öteki tarafı bozuluyor. Dahası yolsuzlukların önlenmemesi, bazılarının milyarlarca dolar vergi borcunun silinmesi, sürekli faiz ödemelerine giden paralar, Böyle ülke düze çıkmaz, ilerlemez. Millet refaha ulaşmaz. Esas yapılması geren yatırım, üretim, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi, fabrikalar açılması, istihdamın sağlanması olmalıydı. Bu yönde politika izlenmediği için ve her çıkış yolu tıkandığı için ne yapılsa faydasız. Hem elimizdeki hazinedeki paralarla hem göçmenler, hem Suriye desteklenmeye devam edilecekmiş. Bu durumda ülkemiz insanı nasıl düze çıkacak, rahata erecek. Ünlü atasözü der ki: "Yelkenlerini kaybetmiş bir gemiye hiçbir rüzgar fayda etmez."

Mehmet 71

Ali bey kardeşim mevzuunuz isabatli.ama bence en mühimmi çekirdek aile.sizi 70 yıllardan beri tanıyor ve takip ediyorum.merhum kaplan abiler zamanından.magfur oldugunuzu mazlumlardan oldığunuzu bikiyorum.hemen hemen 75 lik sebest çalışan bir öühendis olatakta sıkıntılarımızı el an yaşıyorum.sizdrn ricam.aileler yok oluyor.bunun sebeplerinden en önemliside ak parti döneminde serbest bırakılam kılık kıyafet halleri.trt ye bir bakın daracık elbiseler mini veya cici etekler gerdanlar açık milletin önünde salılınara haber sunanlar.artık yerbiyem ancak bu kafaronı anlatmaya müsaade ediyor.aile maalesef son 25 yılda yok oluyor yok. BİLHASDA TRT yayınları başta olmak üzere genel müfürler rütük ilğili bakanlık ve cumhur başkanının dikkatlerş kuvvetlice çekilmeli.son sözüm milli ve manevş bilhassa islami degerletin aşınmasına trt önvülük etmemeli.selam ve dua...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23