Yılın “Adamı” mı dediniz ?
Ergül Yar, Batman Sason’da yaşıyor. Birinci ve üçüncü sınıflardaki çocukları Ali ve Cuma’dan başka iki çocuğu daha var. Kışın -10 derece soğuğa ulaşan Sason Çayı, Ali ve Cuma’nın okul yolu üzerinde bulunuyor. Çay’ın üzerindeki köprü üç kilometre uzaklıkta olduğu için baba Ergül her gün tulumunu giyip çocukların önce birini sonra diğerini sırtlayarak çaydan karşıya geçiriyor. “Yeter ki çocuklarım okusun.” diyor baba Ergül Yar, “Ben her zorluğa katlanmaya razıyım.”...
İbrahim Tiryaki’nin güvenlik görevlisi olarak çalışan oğlu Murat, 12 Mart 2006’da bir kaza geçirdi. Vardiya arkadaşının patlayan silahından çıkan kurşun oğul Tiryaki’nin başına isabet etti. Sekiz buçuk ay süren koma süresince baba Tiryaki, oğlunun yanından bir an bile ayrılmadı. Evlerine döndüklerinde ise tüm evi yatalak oğlu için fizik tedavi merkezine dönüştürmek amacıyla egzersiz aletleri tasarladı. İbrahim Tiryaki 10 yıldır oğlunun yanı başındaki koltukta uyuyor. Yatak yarası olmasın diye de her gece üç dört kez oğlunu hareket ettiriyor. Ayrıca geliştirdiği harf şablonuyla oğluyla iletişim kuruyor. “Onu bir nebze mutlu edebiliyorsam, dünyanın en mutlu babası benim. Her şey oğlum için." diyor İbrahim Tiryaki.
Gökçer Korkmaz, üniversiteyi bir buçuk yıl önce bırakarak memleketi Kırklareli’nin Babaeski ilçesine döndü. Aç, hasta ve sakat köpekleri terk edilmiş bir halde çöplükte buldu. Sosyal medya üzerinden tüm Türkiye’yi seferber etti. Bugün ülkenin dört bir yanından gönderilen mamalarla her gün 500 köpeği besleyen Korkmaz, elleriyle 50 kulübe yaptı. Bugün zamanının büyük kısmını o çöplükte geçiriyor ve etrafındaki hayvanların sağlıkları da dahil bütün ihtiyaçlarıyla ilgileniyor. Korkmaz “Hayatın amacı bence yaşatmanın kutsallığına inanmaktır.” diyor …
“Kendi kas gücüyle devriâlemi başarmış ilk kişi” olarak Guinness’e adını yazdıran Okyanus kürekçisi Erden Eruç, 6 Şubat 2016 günü Londra’da bulunan Guinness Rekorlar Merkezinde, editörün elinden dört ayrı rekor sertifikası aldı. Londra’da bulunan Okyanus Kürekçileri Derneğine göre, 29 bin deniz mili ile “kariyerinde toplam en uzun mesafeyi kat etmiş okyanus kürekçisi” kabul edilen Eruç, denizde tek başına toplam 876 gün geçirdi. Dünya denizcilik tarihine Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanuslarını kürek çekerek geçen ve “denizde en uzun süre kalan yalnız kürekçi” olarak adı yazıldı.
***
Fethi Sekin…
Ömer Halis Demir…
Ve daha niceleri…
DÜNYEVİLİĞİ ELİNİN TERSİYLE İTEN KAHRAMANLAR...
Dünyeviliği elinin tersiyle itmiş bütün bu örnekler Anadolu’nun mümbit coğrafyasından hasbelkader medyaya yansıyanlar. Bu ülkenin fedakârlığa, kendini aşmaya dönük insan hikâyeleri hiç birimizi şaşırtmaz. Hatta olağan görülür. Zira Maya budur... Örneklerdeki “Adam”lar soylu ödevlerini, göze sokmadan, muazzam bir alçakgönüllülükle yerine getirirler.
Şimdi bu örneklere neden geldiğimizi anlatayım.
Erkekler için üretilmiş bir popüler kültür(!) dergisi, geçtiğimiz günlerde yılın Adam(!) larını seçti. Zihni medyayla manipüle edilmiş bir güruha göre ekranlardan aralıksız gözümüze sokulan “memnu aşk”ların ensestçisi gibi bazı dizi oyuncuları ve bazı popüler kişiler bu ödüllere layık görüldüler.
“Adam” olmanın kriterlerinin;
Ahlakla, mertlikle, prensiple, yiğitlikle, kültürle, vefayla, vicdanla, yürekle, saygıyla, omurgalı olmakla, emekle, belirlenmediğini biliyoruz.
Bunun yerine: ahlaksızlıkla, bencillikle, kompleksle, kültürsüzlükle, ilkesizlikle, seviyesizlikle ciddiyetsizlikle, hırsla, dünya perestlikle eş tutulduğu bir kültürde bu kişilerin isimlerinin, Fethi Sekinler’in isimlerinden büyük harflerle yazılması kaçınılmaz.
Bu ikiyüzlülüktür… Çok değil daha birkaç ay önce Fethi Sekin’ in şehadetinin hemen akabinde yapılan ve ilk izlediğimde öfkeden dişlerimi sıktığım o klipte “Hepimiz Fethi Sekiniz!” diyerek hem akşam dizilerindeki kamuflajlı erotizmin ekmeğini hem de vatanseverliğin ekmeğini kimselere yedirmeyizci popüler güruh memlekette el üstünde tutuluyor. Ve bu ikiyüzlülük utana sıkıla faş edilmiyor.
Aksine, alenen…
Erişimin olduğu bütün mecralarda…
Geniş ve komplike bir PR çalışmasıyla bu vasıfsız soytarı tıynetli kişiler gündemin hemen her yerini 24 saat işgal edebiliyorlar.
Gazeteler, dergiler, billboardlar, TV ve internette her an onların anlamsız, basit, sahte ve teşhirci hayatlarından bir kesite maruz kalabiliyor.
Üçüncü sayfa haberlerinden kotarılmış dizilerde kötülük namına ne özellik varsa hepsini üzerinde görmenin mümkün kılındığı karakterleri oynayan bu insanlar yerilmek yerine ödüle layık görülüyorlar.
Sağlıklı ruhsallığı olan ve iyi ile kötünün tersyüz edildiği şeytani çarpıtmalardan uzak kalabilmiş bir toplumda (eğer hala böyle bir toplum varsa) nasıl olunmaması gerektiği ile ilgili numune olabilecek bu kişilere maalesef toplumumuzda saygı duyuluyor.
KİRLİ EKRANLARIN SÜSLÜ TEPELERİNDEN İNMİYORLAR!
Zihnimize kazıdıkları isimlerini ellerinden alsanız hiç tanınmadıkları bir Anadolu kasabasında kişiliklerinden dolayı sakinlerinin adam yerine koymayıp çay bile ısmarlamayacağı, Anadolu mayasının düşmanı bu güruh maalesef kirli ekranların süslü tepelerinden inmiyorlar.
Fethi Sekinler’in, Halis Demirler’in, içimiz titreyerek her gün bir diğerinin haberini aldığımız şehitlerimizin, darbeye göğsünü siper etmiş isimsiz yığınların soluduğu bu memlekette Kültür Endüstrisinin üretimi olan, teşhircilikleriyle meşhur bu ahlaksız şahsiyetsizlerin “Adam” sıfatıyla toplumun karşısına çıkarılması kabul edilemez, bağışlanamaz bir hakarettir.
DOLAŞIMA SOKULAN PESPAYELİK...
Bu tip ödüller ve bu tip programlarla inşa edilmek istenen kötülüğün ve bu kişiler eliyle dolaşıma sokulan pespayeliğin dikkat çekmemesi, reaksiyon uyandırmaması, toplumda “Ne oluyor! Bu insanlar da kim oluyorlar?” kaynaşmalarına yol açmaması da ayrı, apayrı bir konu…
Ömer Halis Demirler'in serpildiği bu topraklarda Demir’lerin değil de bu insanların hikayelerinin anlatılması, kafamızı çevirdiğimiz her yerde bu taklitçi, dejenere, öz kimliğini reddederek varolabilen kesim ile karşılaşmamız, bu insanlara itibar edilmesi büyük bir projenin küçük bir parçası.







