• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Vatandaş hangi bakanlıklardan liste bekliyor?

02 Nisan 2018
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Sağlık Bakanlığı, sağlığa zararlı ürünlerle ilgili bir liste hazırlamış.

RTÜK de bu listedeki ürünlere ekran yasağı getirmiş.

Reklamı yasaklanan gıdalar şöyle:

“Çikolata,

şeker ve şekerlemeler

bisküvi,

kekler,

cipsler,

meyve suları,

gazlı içecekler,

enerji içecekleri,

yenilebilir buzlar”.

Bunlar yerine ekranlarda artık,

“Et, balık, tavuk ve yumurta

süt, yoğurt, ayran, peynir

sebze, meyve ve bakliyat”

reklamları yapılabilecekmiş…

Anlayacağınız artık ramazanların vazgeçilmezi haline gelen gazlı içecek reklamları ekranlarda olmayacak…

Erotik göndermeli dondurma ya da iştah kabartan çikolata ve kek reklamları...

Bu durum dünya markalarının canını fena halde sıkacağa benziyor, çünkü Türkiye onlar için çok büyük bir pazar. 

Ancak ne var ki, seyircinin bu uygulamadan mutlu ve memnun olacağı açık.

Bu reklamlar çocuklarını zararlı gıdalardan uzak tutmak için çırpınan ebeveynler için bir kabustu.

Dolayısıyla bu uygulama gayet güzel…

Geç de olsa yaptığı bu çalışmayla Sağlık Bakanlığı bir takdiri hak ediyor.

Elbette RTÜK de…

Bu atılan adımı şöyle bir adım takip etse keşke…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kültür Bakanlığı bir araya gelerek, “Ekranda mafyalar, serseriler, dolandırıcılar, sahtekarlar, aldatanlar, soyguncular, namussuzlar, tecavüzcüler, fahişeler, nihilistler, zevkperestler, gayri meşru çocuklar, arsız ergenler, şeytan anneler, şirret gelinler görmek istemiyoruz.”,

“Vatandaşı lüks, şehvet ve entrikayla baştan çıkararak ‘yerli ve milli’ değer yargılarından koparan temalara çeki düzen verilmesini istiyoruz.” deseler, çok güzel olmaz mı?

Milletin meramı olan bu talebi iletmek, bu toplumun ailesini, kadınını, gençlerini, kültürel ve moral değerlerini korumak, muhafaza etmek yasayla bu kurumlarımıza verilmiş bir görev değil mi?

Toplumun giderek çürüdüğünü, insanların diğerlerine karşı nefretle doldurulduğunu, her türlü sapıklığın yaygınlaştığını ve tüm bunların günde altı saat izlenilen birbirinden “zararlı” yayınlarla bir bağlantısı olduğunu bu kurumlarımızın yöneticileri bilmiyor olabilirler mi?

Merak ediyorum…

Neden Sağlık Bakanlığı bedensel sağlığı korumakla ilgili bir liste hazırlayıp RTÜK’e sunabiliyor da ilgili Bakanlıklar ve Başkanlığımız böyle bir girişimde bulunmuyor?

Neden aile ve gençlik birkaç ruh hastası, uyuşturucu müptelası yapımcı ve senaristin insafına terk ediliyor?

Yoksa gençler için sigara, küfür, şekerli yiyecek ve gazlı içecek görüntüleri zararlı görülüyor da cinayet, erotizm, gayri meşru ilişkiler zararlı görülmüyor mu?

ÜNLÜLER SINIRDA!

Popçusu, topçusu, sunucusuyla ünlüler, askerlere moral vermek için sınıra gittiler.

Dünün en çok konuşulan haberlerinden biriydi bu.

Çünkü ortam hayli renkli ve hayli neşeliydi…

Pop müziğin en çizgi dışı isimleri de oradaydı, sabah programlarının bel altı muhabbetleriyle ünlü sunucuları da…

Bir dönem kadın programlarıyla toplumun altını üstüne getirenler ve yazlığının balkonundan magazincilere çıplak poz verenler de…

Yağcılar, şamatacılar, hapis yatmış olanlar, selfieciler de eksik değildi elbette…

Sporcuları saymazsanız, elliden fazla şehit verilmiş bir sınır ötesi harekatının askerlerine moral vermek üzere seçilen topluluk aşağı yukarı buydu.

Dolayısıyla marşlar söylendi, klarnetler çalındı.

Aynı noktaya birkaç gün önce meşhur vaiz Abdülmetin Balkanlıoğlu da gitmiş, askerle kucaklamış ama  sosyal medyada linçe uğramıştı.

“Sarıklı ve cübbeli birinin askeriyemizde ne işi var?” 

“Türk ordusunun düştüğü hale bak.” dendi Balkanlıoğlu’nun ziyareti için…

İçlerinde bu memleketin toprağına dost, kültürüne düşman kişilerin bulunduğu ünlüler sınıra gittiklerinde bayram(!) oluyor ama aynı yere Abdülmetin Balkanlıoğlu Hoca gittiğinde kıyamet kopuyor. 

SINIR ZİYARETİNDE KİMLER YOKTU?

Madem konu haçlı ittifakıyla savaşan askerimize moral vermek,

Madem mesele askerin kuvve-i maneviyesini artırmak…

O halde bu amaç için Sibel Can, Seda Sayan, Hande Yener gibi “şarkıcılar” yerine başka kimseler düşünülebilirdi.

Geçmişte bu tür meselelerde manevi dünyasıyla temayüz etmiş isimler ön plana çıkardı.

Söz gelimi, 2. Murat’ın İstanbul kuşatmasında Emir Buhari Hazretleri, Sultan’ın yanındaydı. Zigetvar seferinde Şeyh Muslihuddin Efendi Kanuni Sultan Süleyman’ın ordusuna nezaret etmişti.

Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri Tebriz seferine katılmıştı.

Ve daha nice alim, veli ve şeyh ya kışlalara giderek ya da bizzat harplere eşlik ederek, askeri gazaya teşvik etmiş ve galibiyet için dualar ederek ordunun maneviyatını yükseltmişlerdi.

Çünkü savaş “küffara” karşıydı.

Dolayısıyla son derece ciddi ve kutsaldı.

Her gün şehitlerin verildiği bir savaş ortamına klarnetle, marşla moral aşılamaya çalışmak yerine, değerli din adamlarımızla askerimizin maneviyatlarının yükseltilmesi ve medyaya bu görüntülerin servis edilmesi hem mücadele eden askerimiz, hem de evlatları orada şehit düşmüş asker aileleri için daha isabetli olabilirdi.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23