Dünya Ankara’ya kilitleniyor
Dünya Ankara’ya kilitleniyor
ARZU ERDOĞRAL
Uluslararası siyasette bazı toplantılar vardır ki, yalnızca devlet başkanlarını bir araya getirmez; aynı zamanda gelecek yılların güvenlik politikalarına, ekonomik dengelerine ve diplomatik ilişkilerine yön verir. İşte Temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi de tam olarak böyle bir organizasyon olma özelliği taşıyor.
Türkiye, uzun yıllar sonra yeniden NATO’nun en önemli zirvesine ev sahipliği yapacak. Bu sadece diplomatik bir organizasyon değil. Aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası sistem içerisindeki ağırlığının, stratejik öneminin ve bölgesel etkisinin bir kez daha tüm dünyaya gösterileceği tarihi bir buluşmadır.
Bugün dünya eski dünya değil.
Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’nın güvenlik mimarisini kökten değiştirdi. Orta Doğu’da gerilim her geçen gün artıyor. Enerji güvenliği, göç, terör tehdidi ve küresel ekonomik belirsizlikler, NATO’nun yalnızca askeri bir ittifak olmanın ötesine geçmesini zorunlu hale getiriyor.
İşte tam da böylesine kritik bir dönemde gözler Ankara’ya çevrilmiş durumda.
Zirvenin en dikkat çeken başlığı ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ziyareti olacak. Eğer planlandığı şekilde gerçekleşirse bu ziyaret, yaklaşık 17 yıl sonra bir ABD Başkanının Türkiye’ye yapacağı ilk resmi ziyaret olarak tarihe geçecek.
Bu ziyaret yalnızca sembolik anlam taşımıyor.
Son dönemde Ankara ile Washington arasında yeniden oluşmaya başlayan diyalog zemininin güçlenmesi açısından da önemli mesajlar içerebilir.
Özellikle savunma sanayii alanında uzun süredir beklenen bazı gelişmelerin zirve öncesinde veya zirve sırasında netleşebileceği konuşuluyor.
Bunların başında Türkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN programında kullanılacak F110 motorlarının satışına ilişkin beklentiler geliyor.
Savunma çevrelerinde, ABD yönetiminin bu konuda olumlu bir adım atabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Bunun gerçekleşmesi yalnızca teknik bir ihracat kararı olmayacaktır.
Bu aynı zamanda iki müttefik arasında uzun süredir yaşanan güven krizinin aşılması adına önemli bir diplomatik mesaj anlamına da gelecektir.
Masadaki en kritik dosyalardan biri ise hiç şüphesiz F-35 programı.
Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi nedeniyle çıkarıldığı programın yeniden gündeme gelebileceği konuşuluyor.
Buna paralel olarak CAATSA yaptırımlarının geleceği de Ankara ile Washington arasındaki temasların en önemli başlıklarından biri olacak.
Elbette tüm bu konuların tek bir zirvede tamamen çözüme kavuşmasını beklemek gerçekçi olmayabilir.
Ancak diplomasi bazen sonuçtan önce verilen mesajlarla ilerler.
Ankara’dan çıkacak olumlu bir fotoğraf bile iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
Türkiye bugün NATO içerisinde yalnızca askeri gücüyle değil, jeopolitik konumu sayesinde de vazgeçilmez bir ülke konumunda bulunuyor.
Karadeniz’in güvenliği Türkiye olmadan sağlanamaz.
Boğazların güvenliği Türkiye olmadan düşünülemez.
Orta Doğu’da kalıcı istikrar Türkiye olmadan kurulamaz.
Kafkasya’daki dengelerde Türkiye belirleyici aktörlerden biridir.
Enerji koridorlarının önemli bölümü Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktadır.
Düzensiz göçle mücadelede Avrupa’nın en büyük yükünü yine Türkiye taşımaktadır.
Bütün bunlar Ankara’nın yalnızca bölgesel değil, küresel güvenlik mimarisinin de merkezinde yer aldığını gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son yıllarda yürüttüğü çok yönlü diplomasi de Türkiye’yi yalnızca NATO içerisinde değil, küresel krizlerin çözümünde aranan ülkelerden biri haline getirdi.
Rusya ile Ukrayna arasında yürütülen temaslardan tahıl koridoruna, esir takaslarından bölgesel arabuluculuk girişimlerine kadar birçok dosyada Ankara’nın üstlendiği rol uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edildi.
İşte bu nedenle Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi yalnızca bir protokol buluşması değildir.
Burada verilecek mesajlar, yapılacak ikili görüşmeler ve alınacak kararlar önümüzdeki yılların güvenlik politikalarını doğrudan etkileyebilir.
Belki de en önemlisi, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılıp açılmayacağı bu zirvede daha net görülecek.
Diplomaside bazen tek bir cümle, yıllarca süren krizleri sona erdirebilir.
Bazen de bir liderler fotoğrafı, onlarca resmi açıklamadan daha güçlü mesaj verir.
Temmuz ayında dünya Ankara’yı izleyecek.
Çünkü bu kez yalnızca bir zirve yapılmayacak.
Belki de yeni dönemin diplomatik dengeleri Türkiye’nin başkentinde şekillenmeye başlayacak.