• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Tarkan konserleri ve fanatizmin kökeni

04 Şubat 2026
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Tarkan konserleri ve fanatizmin kökeni

ALİ OSMAN AYDIN 

Türkiye’de magazin gündemi ve sosyal medya bir süredir Tarkan konserlerini konuşuyor. 

Tarkan’ın yaptığı her iş zaten ülkede çok konuşuluyor çünkü medyanın içindeki (Belki de dışındaki) çok güçlü bir lobi sahneye adımını attığından beri Tarkan’ı bir fenomene dönüştürmek için sözleşmiş gibi hareket ediyorlar. 

Neyse, bu konuya girmeyelim çünkü meselenin konuşmak istediğim kısmı bu değil. 

Benim için bu konser konusunu dikkate değer kılan şey, Tarkan seyircisinin, Tarkan eleştirileri konusunda sergiledikleri fanatik tutum.

Konserin videoları aynı anda sosyal medyada dolaşıma girdiğinde bazı insanlar, Tarkan’ın yıllardır bir adım bile gelişmeyen sahne performansına yönelik eleştiri yaptılar gayet normal bir şekilde. 



O da ne? 

Hayranlar bu gayet sıradan, masum eleştiriler karşısında adeta çılgına döndüler.  Kıskançlık, cehalet suçlamaları ve hakaretler havada uçuştu… 

Öyle görünüyor ki bu kitle Tarkan’ı eleştiri üstü bir kişilik olarak görüyor. Kendilerinin öyle görmelerinde benim açımdan bir sakınca yok ama bunu herkese dayatmaları incelenmesi gereken bir psikoloji. 

Kimsenin onun monoton dansını, 90’lara saplanıp kalan müzikal kariyerini, yıllardır dillere pelesenk olacak tek bir şarkı bile üretememiş olan mesleki tembelliğini eleştirmeye hakkı yok! (!)


Fanatik dinleyicilere göre onu takdir etmek zorundasınız!

Onunla ilgili her sözünüze “Mega star” diye başlamak zorundasınız! 


En azından “star” demelisiniz…

Çünkü o en iyisi, en yeteneklisi, en harikası, en, en, en… 

*

 


Peki Tarkan’ı müzikal anlamda gerçekten harika buldukları için mi hayranları coşkulu fanatizm ile savunuyor, en ucuzu 300 euro olan biletleri dakikalar içinde bitiriyorlar? 

Bence öyle değil. 

Bence bu tavrın arkasında basit bir hayranlıktan çok psiko-sosyal hatta siyasal ihtiyaçlar var.  


Bir defa bizim problem olarak gördüğümüz değişmeyen ve daha çok 90’lar repertuvarıyla izleyicisinin karşısına çıkan Tarkan modeli, hayranları için bulunmaz bir nimet… 

Çünkü hayranları Tarkan’ı değil, bir nostalji hissiyle 90’larda geçirdikleri zamanı, gençliğin geride kalmış ışıltılı günlerini izliyorlar. Bu sayede bugünün ve yaşlanmanın baskısından iki saatliğine de olsa kurtuluyorlar. 

Seyirci diyor ki: “Geçmişte neysen o ol. Değişme. Yaşlandığımı hatırlatma. Aynı şarkıları, aynı dansları yaparak söyle ki yaşlandığım gerçeğini bir süreliğine de olsa unutayım.” 

Tarkan da diyor ki: “Merak etmeyin. Ben hâlâ aynı yerdeyim. Her şey eskisi gibi.”

Bu seyirci ile Tarkan arasındaki örtük bir sözleşme.

Konsere giden kitlenin büyük kısmının 18-25 yaş değil de 30 - 50 yaş aralığında olması tam da bunu gösteriyor aslında. 


*

Karşımızda geçmişe takılıp kalmış,  o takıldığı noktadan da ayrılmak istemeyen, 2000’lerle birlikte ülkeyle bağı kopmuş bir kitle var. 

Tarkan neden müzikal risklere girmiyor, neden sahne şovu 30 yıldır bir iki kıvırmayla sınırla kalıyor? Çünkü karşısında değişmesini isteyen değil, aksine tam olarak 90’lardaki gibi kalmasını isteyen bir kitle var. Belki de bu insanlar en çok Tarkan’ın değişmesinden rahatsız olurlar. Çünkü farklılaştığı anda onların ellerinden geçmişe tutundukları bir dal daha alınmış olur! 

Bu yüzden Tarkan, seyircisi için bugünkü müzik piyasası içinde rekabet eden biri değil, nostaljik bir hafıza nesnesi gibi…  

Yine bu yüzden Tarkan’a yönelen bir eleştiri, onu kendi anlam dünyasının bir parçası haline getiren bu kitle için doğrudan kendilerine yapılan bir hakaret anlamına geliyor. Ve kitle aslında Tarkan’ı değil kendi kimliğini, kendi geçmişini, kendi sınıfının zevklerini savunuyor… 

Tarkan’ın “zamanın ruhunun gerisinde kaldığını” söylemek, seyirci için “demek ki biz de zamanın gerisinde kaldık” anlamına geliyor. 


*

Yukarıda kitle için “2000’lerle birlikte ülkeyle bağı kopmuş kitle” dedik. 

Bence bu önemli bir tespit. 

Bu kesimler için 2000 sonrası Türkiye, kültürel olarak “yabancı”, politik olarak “kaybedilmiş” bir alan. 

Çünkü çoğunluğu Kemalistlerden oluşan bu kitle için 90’lar bürokratik Kemalizm’in hâlâ güçlüğü olduğu, son güzel zamanlar. 

AK Parti Türkiye’si ise onların hegemonyalarının yok edildiği yabancı bir ülke gibi… 

Tarkan da seksüel belirsizlikleri, cinsel imalarla dolu şarkı sözleri ile hâlâ kudretli olunan “son güzel zamanların” en ikonik sembollerinden biri. 


Değer üretemeyen toplumlar sembollere daha sıkı sarılırlar. Tarkan sevgisi biraz da bununla ilgili. Bence Tarkan’a gösterilen hayranlık, onu tartışmalardan beri kılma yarışı, en sıradan hareketlerini bile kutsallaştırma iştiyakı bir başka sevgi biçimine daha benziyor. 

Söz konusu kitle Tarkan’ı nasıl seviyorsa Atatürk’ü de benzer bir biçimde seviyor. (Yoğunlukları değil, biçimleri benziyor) Tutunur, sığınır gibi… Hatta umutsuzca, çaresizce… 

Normalde Atatürk, tarihsel, siyasal bir figür. Tarkan ise bir popüler kültür figürü. 

Ama sembolleştirme biçimi aynı. 

Bu iki sembolü de eleştirmek hayranları açısından affedilmez ihanetler.  


İki sevgi türü de bugünü inşa edemeyen bir kitlenin, geçmişi kutsallaştırarak ayakta kalma çabasına benziyor. 

İşte bu seküler muhafazakârlık! 

Seküler muhafazakârlar yukarıdaki analize bakılırsa geleceğe değil geçmişe bakıyorlar. Bildiğimiz anlamda din ile yakın bir ilişkileri yok ama kutsalları ve ritüelleri var. Seküler muhafazakâr bunlara “dokundurmaz”, bunları “tartıştırmaz”. 

Tarkan konseri siyasal anlamda hegemonya araçlarını kaybetmiş, politik zeminini büyük ölçüde yitirmiş seküler bir topluluğun geçmişin ikonik sembollerinden birine sığındığı bir ritüel gibiydi. 

Bu yüzden Sinan Meydan anlatılarından ilhamla kutsallaştırılan cumhuriyetin ilk yıllarını nasıl savunuyorlarsa zamanın bir noktasına saplanıp kalmış Tarkan sembolünü de aynı biçimde savundular. Zaten bugün ile baş edemeyen toplumlar güven ve huzuru geçmişte aramaya çalışırlar. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Osman

Adam evlenmiş çoluk çocuğa karışmış konser ver diye baskı yapanda zaten fanatikleri Konser verirken bile karısını çocuğunu özlüyor niye uretsinki artık
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23