• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Epstein Koalisyonunun Gayri Meşru Saldırısı

04 Mart 2026
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Epstein Koalisyonunun Gayri Meşru Saldırısı
ALİ OSMAN AYDIN

Çocuk istismarcısı küresel çete, 28 Şubat’ta, henüz müzakereler sürerken İran’a saldırdı. Saldırının ilk gününde İran pek çok üst düzey yöneticisini kaybetti.   

Yine ilk gün Minab’da bir okul İsrail uçakları tarafından bombalandı ve 150’den fazla kız çocuğu şehit edildi.  

Şehit çocuklardan birinin annesi Trump’a şöyle seslendi: “Bu pis, çılgın sarı köpek şunu bilmeli; Amerika ve İsrail bu toprakların çocuklarının ve gençlerinin kanında boğulacak.”


Siyonist çete “ilk darbeyi vurduktan sonra, İran direnemez, halk sokaklara çıkar ve teslim olur” diye düşünüyordu. Fakat İran ilk darbenin ardından beklenmeyecek kadar hızlı toparlanarak düşmanlarını şaşırttı. Toparlanır toparlanmaz da sert ve kararlı bir şekilde kendini, topraklarını var gücüyle savunmaya başladı.  

*    

Amerika ve İsrail’in İran’da iç karışıklık çıkararak rejimi devirme planı suya düşmüş görünüyor. İran gibi nevi şahsına münhasır şartlara sahip bir ülkede halkın dini liderleri öldürüldüğünde daha fazla kenetleneceği ve öfkeleneceği açıktı.  



İran, kayıplar sonrası komuta kademesindeki devamlılığı hızla tesis ederek ilk 48 saat içinde Amerika’nın Körfezdeki askeri alt yapısına yoğun bir bombardıman başlattı. 

Buradaki Amerikan askeri alt yapısı 40 yılda yüzlerce milyar dolar harcanarak yapılmıştı. Bu alt yapı sayesinde Amerika körfezi, körfez ülkelerini, Kızıl Denizi ve Hint Okyanusuna kadar muazzam bir coğrafyayı kontrol altında tutuyordu.  

Şimdi buradaki askeri ve teknolojik alt yapı ciddi zarar görmeye, birlikler arasında koordinasyon kopmaya başladı. Doğal olarak bu savaşın seyrini İran lehine değiştirdi.  

Aynı zamanda Amerika’nın körfezdeki müttefikleri, uçak gemisinin de içinde olduğu saldırganlara ait deniz gücünün Hint okyanusu açıklarına çekilmek zorunda kaldığını, Amerikan güvenlik mimarisinin kısa sürede işlevsizleştiğini ve mevcut durumun onları korumaya yetmediğini acı bir şekilde gördüler. 


*

Savaş, İran’ın kararlı ve cesurca savunmasından sonra Epstein koalisyonunun aleyhine dönüyor.  


Tüm bunlar olurken Amerika’dan, sahadaki korkunç gerçekliğin oluşturduğu hayal kırıklığını kamufle etmeye yetmeyecek türde komik açıklamalar geliyor. 

Başkan Yardımcısı Marco Rubio, “Kesinlikle yakın bir tehdit vardı ve İran’a saldırılırsa (İsrail’in saldıracağını kastediyor) hemen bize saldıracaklarını biliyorduk ve biz orada oturup darbeyi göğüsleyecek değildik.” gibi bir açıklama ile savaşa girmelerini izah etmeye çalıştı. 

Oysa bir süre önce savaşın gerekçesi “rejim değişikliği” idi. Ondan önce de “Nükleer program”dı. Bir ara “füze kapasitesi”ni bahane etmişlerdi. Bir ara “bölgesel vekil”leri… 

Gerekçe bağlama göre değişkenlik gösterince Amerikan iç siyasetinde ve kamuoyunda savaşın “İsrail” faktörüne bağlı olarak yapıldığı algısı kuvvetlenmeye başladı. 


Bu önümüzdeki günlerde saldırgan Amerikan yönetiminin başını çok ağrıtacak ve belki siyasetin dengesini de değiştirebilecek bir durum.   


Savaşa giden süreçte ve savaşın ilk anlarında olup bitenleri bizim medyadan takip edenler bir şeyi açıkça fark etmişlerdir. Haber kanallarının önemli bir kısmında haberlerin kullandığı dil, ‘sahibinin sesi’ denebilecek kadar Amerika’nın sesiydi.  

İnanılmaz bir şey bu! 

Varsa yoksa “Amerika İran’ı nasıl vuracak, İsrail İran’ı nasıl bombalayacak…”

Hep Amerika’nın ve İsrail’in tezlerini, kapasitesini vurgulayan sorunlu, zararlı, tehlikeli bir dil! 

İran’dan doğru düzgün bahseden yoktu. Oysa saldırı altında olan İran’dı. 

Olaylara Amerika’nın gözleriyle bakan bir medya Türkiye için büyük bir tehdit!

Bir de, “İran neden Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve diğer körfez ülkelerine saldırıyor?” diye saçma sapan bir soru ortalıkta dolaşıyor. 


İngiltere Dışişleri Bakanı İran’ın saldırılara karşılık vermesini dehşet verici bulduğunu söylüyor ve İran’ı misilleme yapmaktan vaz geçmeye çağırıyor. Hem de canlı yayında… 

Bu sadece batılı yöneticilerin ahmaklığından değil aynı zamanda sömürgeci zihinlerinin iğdiş olmasından kaynaklanıyor. Onlara göre Amerika’nın gayri meşru bir şekilde bir saldırı başlatması normal ama İran’ın kendini savunmak için Amerikan üslerine saldırması kabul edilemez! 


İran teslim olmalı, sömürgeci çete de dilediği gibi onları vurmalı! Batının sömürgeci kafası kendilerine karşılık verilmesini bile hadsizlik olarak görüyor. İnanılmaz bir kibir! İnşallah bu kibir onları yakın gelecekte bir yok oluşa sürükleyecek… Ve O İranlı annenin dediği gibi “Amerika ve İsrail bu toprakların çocuklarının ve gençlerinin kanında boğulacak!” 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23