--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

15 Temmuz Simsarlarına Dikkat!

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın

“Ellerim kan ve çamura alışıktır bayım!” (Billy Hoffa)

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un 15 Temmuz etkinliklerine yönelik açıklamaları kamuoyuyla paylaşıldı. Ak Parti ve Hükümet cephesinin 15 Temmuz etkinlikleriyle ilgili öncü tavrı çok doğal ve gayet yerinde. 15 Temmuz’ a ilişkin etkinliklerin tek elden koordine edilerek Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacak olması eminim 15 Temmuz mağdurlarının da içini rahatlatacaktır.

Zira 15 Temmuz’un tek kritik tarafı siyasal sonuçları değil.

Belki bir o kadar mühim olan, o gün partiye ilişkin hayli düşündürücü bir tablonun ortaya çıkması.

15 Temmuz üzerine çok şey yazılıp çizildi. O günün tarihsel anlamda ne kadar önemli olduğunu ayrıca ifade etmeye gerek yok. O gün kardeşlerimle birlikte “köprü”de sabahlayanlardan biri olarak, o soylu direnişin bir parçası olmayı nasip ettiği için Allah’a hep şükrediyorum.

15 Temmuz, benzerlerine  ancak tarih kitaplarımızda rastlanacak türde büyük bir gözüpekliğin fotoğrafını koyuyor önümüze. O fotoğrafta işçisi, esnafı, tüccarı, beyaz yakalısı, mavi yakalısıyla geniş halk kesimlerini görmek mümkün. Bir kesim hariç, yöneticiler... 15 Temmuz’da, 14 yıldır halkı yöneten Ak Partiye mensup bazı idarecilerin ortalarda görünmemesi bugün bile şehir efsanesi gibi dillendirilen bir konu.

Kitleleri yönetme işinin salt kendi hakları olduğunu düşünen, kalabalıklar önünde hançerelerini patlatırcasına hamasi belagat şovları yapan bu idareci zümre, ilk silah patladığında kayıplara karıştı anlaşılan.

Çünkü onlar, siyasi felsefeleri gereği ölmek icap ettiğinde ilk sıranın halkta olduğunu düşünüyorlar. Savunma olarak da “Biz meydanlarda değildik, çünkü cephe gerisinde çetin bir koordinasyon işiyle uğraşıyorduk.” diyorlar.  

Victor Hugo Avrupa’da soyluluğun gücünün “kılıç”a dayandığını söylüyordu, bu zümrenin gücü ise “siyaset”e dayanıyor…Belki de sergilenen korkaklıktan daha ürpertici olan Ak Parti içinde Titanic asilzadelerini andıran böyle elitist bir zümrenin türemesi. Benzer bir tuhaflık da, bu zümrenin kendilerini doğal yönetici -“çoban”-, kalabalıkları da gerektiğinde mermilerin önüne sürülecek “sürü” olarak görmeleri. 15 Temmuz’un bilançosu bu tasnifin bariz bir göstergesi değil mi? Ya da darbe günü en kalabalık yönetici sınıfının bulunduğu İstanbul’a gelen Cumhurbaşkanımızın Atatürk havalimanındaki yalnızlığı bu durumu özetlemiyor mu?

15 Temmuz’da Beştepe’nin etrafı Albea’larla, 16 Temmuz’da da Audi’lerle kuşatılmıştı.” sözünü ilk duyduğumda acı gerçeğin tam olarak böyle bir şey olduğunu düşünmüştüm.

Aslında sosyolojik araştırmalara gerek yok. Ak Parti iktidarının muhafazakar yapı içinde bazı derin kastlar oluşturduğu bariz bir gerçek. Meşruiyetlerini iktidarın ilk döneminde ön saflarda olmalarından alan bu zümre uzun iktidar süresince, onca fırtınaya rağmen, büyük ölçüde pozisyonlarını muhafaza etti.

Birinci sınıf bir yaşamın tüm olanakları 2002’den beri önlerinde serili olan bu zümre, 15 Temmuz’u halkın bertaraf etmesi gereken bir süreç olarak gördükleri için tehlike geçene dek korunaklı meskenlerde gizlendiler. 16 Temmuz akşamında ise kalabalıkların ruhunu okşayan o yüksek sesli nutukların bir kısmı yine bu zümrenin mensupları tarafından atıldı.

15 Temmuz hissiyatını sokakta solumuş insanları düşününce bu hakikaten yaralayıcı bir durum. Böylesine kahraman ve fedakar bir milletin karşısına, o topluluğun içindeki en sinik tiplerin çıkıp nutuk atması tahammül edilebilir gibi değil. Bir peşrev gibi çektikleri “Bu millet”in onlardan yiğitlik ve mertlik adına öğreneceği hiçbir şey olmadığı gerçeğini bilmiyormuş gibi nutuklarını sürdürmeleri ise can sıkıcı bir ikiyüzlülük

Ama üzülerek söyleyebilirim ki 15 Temmuz’daki omurgasızlıklarına rağmen darbenin ardından yaşanan süreç, bu zümrenin iktidarını ciddi anlamda tahkim etti. Eskisinden daha güçlü ve kariyerlerine darbe savuşturması gibi bir zaferi de eklemiş olarak (!) çok daha pervasız bir tarzı hareket içinde olduklarını kamuoyu da yakından takip ediyor.

Cumhurbaşkanımızın Ak Parti genel başkanlık koltuğuna oturuşu bu yapının tasfiyesi ile ilgili sokakta ciddi bir beklenti oluşturmuştu. Sokak, kendi kahramanlığını iktidar ve makama tahvil eden bu zümreye olan öfkesini teskin edecek bir yaklaşımı Cumhurbaşkanımızdan halihazırda bekliyor.

Şu an için bununla ilgili atılmış radikal bir adım söz konusu değil. 15 Temmuz direnişini “akıl dışı” bulan bu dar zümrenin 2023 hedeflerine giderken parti içinde ve belediyelerdeki hakimiyetleri devam edecek mi?

Ak Partinin asıl sınavının bu soruya cevap vermek ve “muhalefet” kadar içerideki bu tabansız elitistlerin iktidarcıklarına yoğunlaşmak olduğunu düşünüyorum.

Tarih, bütün güçlü iktidarların istemeden de olsa bu tür parazit güruhların ortaya çıkmasına sebep olduğunu gösteriyor. Hatta bu zümrelerin zamanla yönetimi ele geçirdiklerine dair de yığınla örnek var. Cumhurbaşkanımızın derin ferasetiyle bu uygunsuz aristokrasiyi tasfiye edeceği beklentimizi koruyoruz. Böyle cesur bir millet her şeyi Cumhurbaşkanına havale eden bu tarz korkak yöneticilerle idare edilmeyi hak etmiyor. 15 Temmuz etkinliklerinin, geçtiğimiz bir yıl içinde yaptıkları etkinliklerle, darbenin etinden sütünden faydalanan bu zümrenin PR sahası olmaktan kurtarılması en büyük temennimiz. Bunca badireden sonra bu zümrenin imza atacağı sahte gösterilere, yüzeysel reklamlara, samimiyetsiz nutuklara maruz kalmak istemiyoruz. Bu, bizim hakkımız.

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle