Yaşasın, Akit 9’u 5 geçe hakim önünde!
Yok yok.. Kafayı yemedim..
Sevinen ben değilim..
Sevinen, Nasuh Mahruki için seferber olan Sözcü gazetesi..
Başlıkları aynen şöyle: “Akit, saat 9’u 5 geçe hakim karşısına çıkacak.”
Bilirsiniz, bize açılan davaları o kadar önemsemeyiz..
Ama öyle tevafuklar oluyor ki..
Akit düşmanlarının kirli yüzleri, ortaya seriliyor.
Dünkü Sözcü gazetesinde serildiği gibi..
Adamlar birinci sayfanın yarısını, ilaveten de içerde bir tam sayfalarını, Nasuh Mahruki’nin sözleri sebebi ile hakim önüne çıkmasına ayırmışlar..
“Türkiye’de özgürlük 2 dudağın arasında” diye manşet atmışlar..
“En ufak bir eleştiride bile hapse girme ihtimali var!” diye üst başlık yazmışlar..
CHP’li Barış Yarkadaş’ı getirmişler.
CHP’li Mahmut Tanal’ı getirmişler.
Sözcü’nün avukatı İsmail Yılmaz’ı avukat tutmuşlar..
Sözcü yazarı Yılmaz Özdil’i adliyede bulundurmuşlar..
Sonuçta söylemek istedikleri şu:
“Düşünce açıklaması suç olmasın. İnsanlar istediklerini söylesinler..”
Bu kadar afra tafranın..
Bu kadar milletvekilini adliyeye getirmenin..
Gazetenin birinci sayfasını.. İç sayfasını bu haberle doldurmanın anlamı bu..
“Nasuh Mahruki, Tayyip Erdoğan’a istediğini söylesin.. Söyleyebilsin.. Hiçbir adli sorgulamaya muhatap olmasın..”
Bir anlığına, sözde özgürlükçü bu muhteremlerin isteklerini kabul edelim..
İyi güzel de..
Nasuh Mahruki için, tam sayfa özgürlük talepli haberlerin hemen arka sayfasındaki, Akit aleyhine o haber ne?
Sözcü’deki, “Akit, saat 9’u 5 geçe hakim karşısına çıkacak” başlığı ne?
Daha sanığa bile tebliğ edilmemiş iddianamenin, Nasuh Mahruki için ifade hürriyeti isteyen, sözde özgürlükçü Sözcü’de işi ne?
•
Ne denilmiş de, Akit hakim önünde olacakmış?
Hani ağır bir ifade olur.
Açık bir hakaret..
Tartışmasız bir sövgü ifadesi kullanılmış olur..
“Siz de az değilsiniz Akit’çiler” dersiniz..
“Laf aramızda, davayı haketmişsiniz” dersiniz..
İddianame bize gelmedi ama..
Mahkemenin acilen bildirimde bulunduğu Sözcü’den öğrenelim, iddianamenin sebebini..
Hakimin önüne çıkılmasını gerektiren ifade, giriş cümlesi ile birlikte Sözcü’den bire bir aktarıyorum:
“Ulu önder Atatürk için ‘Rahmetle anamıyoruz seni Paşam’ gibi ifadeler kullanılmıştı.”
Vay canına sayın seyirciler..
“Rahmetle anamıyoruz seni Paşam” demek..
Suçmuş.
Mecburmuşuz..
Rahmetle anmaya..
“Rahmetle anmaz” isek..
Hakimin önüne çıkarmışız..
Hem de..
9’u tam 5 geçe..
Hem de..
Mahruki’ye özgürlük isteyen Sözcü..
Mahruki’ye özgürlük istediği gün, Akit aleyhine olan bu haberi..
“Gördün mü.. Gördün mü?” diye nazire edercesine destekleyerek verirmiş..
•
Dürüst olunmalı..
İlkeli olunmalı..
Atatürk için en küçük eleştiriyi, hatta eleştiri bile içermeyen bir bireysel açıklamayı cezalandırmak isteyenler..
Bunun gerekliliğini ifade edenler.
Sıra kendilerine gelince..
Sınırsız özgürlük isteği ile, ortalıkta dolaşmamalılar.
Mevcut Cumhurbaşkanı’na yapılan hakaretleri bir kenara bırakın..
Vefat etmiş eski devlet adamlarını kıyaslayın..
Atatürk için “Rahmetle anamıyoruz” demeyi bile suç görenler..
Fatih için, Kanuni için, Abdülhamid Han için, Vahideddin için neler dediklerini tüm dünya biliyor..
Biri suç ise..
Diğeri de suç..
Biri özgürlük ise, diğeri de özgürlük!
Ya “suç”tan yana tavır alın.. Hepsini suç olarak görün..
Ya da “özgürlük”ten yana tavır alın.. Bütün devlet adamlarına yapılan benzer nitelikteki ifadeleri özgürlük kabul edin..
•
Nasuh Mahruki üzerinden söz açılınca..
Bir konuya daha dikkat çekeyim..
Devletin varlıklarının, şu derneğe, bu derneğe verilmesini, “peşkeş” olarak niteleyenler..
Nasuh Mahruki’nin AKUT’una verilen devlet taşınmazının geri alınmak istenmesine kıyamet kopartıyorlar..
Düşünebiliyor musunuz?
AKUT’un başındaki zat..
Yıllardır AK Parti karşıtlığı ile kendisini öne çıkartıyor..
Ama utanmıyor, sıkılmıyor, gidip AK Partili yöneticilerden, derneğine taşınmaz istiyor..
Veriliyor..
Ancak hakaretlerine artarak devam edince..
Adeta, “devletten aldığı imkanlarla, devlete hakaret ediyor” görüntüsüne sebebiyet verince..
Devlet verdiği imkanı geri almak istiyor..
“Vay sen misin, devletin taşınmazını, özel dernekten geri almaya kalkan!”
Anında ayağa kalkıyorlar..
Hiç demiyorlar ki: “AKUT, kuruluşunda belirtilen şekilde, bir yardım derneği ise.. Başındaki zat, niye iki açıklamasından birisinde, Cumhurbaşkanı’na, meşru hükümete laf saydırıyor? Eğer siyaset yapacak ise, niye yardım derneğinin arkasına saklanıyor.. Üstelik bir de, devletin kendisine imkanlar sağlamasını istiyor?”
Öyle ya..
Bu Cumhurbaşkanı.. Bu hükümet kötü ise..
Niye onlardan yardım dileniyorsunuz?
Hem de, kendinizi “yardım derneği” olarak tanıtırken..







