CHP'nin hırsızlarını kurtarmaya, hep başörtü karşıtları koşuyor
CHP'nin hırsızlarını kurtarmaya başörtü karşıtları koşuyor
Danıştay'da değişik görevlerde yarım asır görev yapmış başörtü düşmanı Turgut Candan isimli kişi, sosyal medya hesabından bir yazı yayınlamış. Soldan çarklı tüm internet siteleri de alıntılamış.
Sol tandanslı internet siteleri Turgut Candan'a atıf ile diyorlar ki: "BAM yetkisizdir, yetki YSK’dadır."
Bu cümleyi şöyle de okuyabilirsiniz: "Hırsızlarımıza kimse dokunamaz. Hukuk mukuk dinlemeyiz, hırsızımıza dokunanı yakarız."
Turgut Candan ve ona atıf ile kendisinin şakşakçılığını yapan medya organları başörtü düşmanlığında ne kadar önyargılı ve bağnaz ise, seçim hukuku ve Siyasi Partiler mevzuatında da o kadar cahil.
Turgut Candan demiş ki: "Yargılama Hukuku kuralı: Özel yetkili yargı yeri varsa, genel yetkili yargı yeri davaya bakamaz."
Yüksek Seçim Kurulu'nun yargı makamı olup olmadığı bile tartışmalı.
Ama olsun, başörtü yasakçılarının artık tek umudu, yolsuzlukları ayyuka çıkan Ekrem İmamoğlu'nu seçtirmek. Onu seçtirip, dindarlara tüm insanlığın en tabii hakkı olan özgürlükleri birer ikişer kısıtlattırmak.
Danıştay'da yarım asır görev yapan bu adama tek soru yönelteceğim:
"BAM'ın değil, YSK'nın yetkili olduğundan, YSK'nın haberi yok mu?"
Öyle ya..
YSK yetkili ise, hazır kendisine BAM kararı da yollanmış iken, yarım gün de bu konuyu tartıştıklarına göre..
Çıkışta bir cümle ile de olsa, "BAM bu olaya niye burnunu sokmuş ki. Biz yetkiliyiz" deseydiler ya.
Demiyorlar..
Ama başörtü yasakçıları, hırsızları koruyup kollamak için, uçkur peşinde koşanların avukatlıklarını yapmak için hemen devreye giriyorlar..
"Bunlar çaktırmadan iyi haraç topluyorlar. O paranın bir kısmını kullanarak, seçmeni kafakola alıyorlar. Bu adamları korumamız lazım." diyorlar.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultaylarına ilişkin hukukun gereğini yapıp “mutlak butlan” (yani başından beri geçersizlik) kararı verince, başörtü konusunda yasakçılığı bugün dahi savunan fondaş medyada ve eski müesses nizamın aktörlerinde panik başlıyor. Yıllarca hukuk devletinden, mahkeme kararlarının bağlayıcılığından dem vuranlar, ucu CHP’nin gayrimeşru koltuk düzenine dokununca birden "hukuk bükücü" kesiliverdiler.
Emekli Danıştay Başsavcısı Turgut Candan da, BAM’ın verdiği, CHP’nin mevcut delege ve yönetim yapısını kökten sarsan o kapı gibi hukuki kararı boşa çıkarmak, Özgür Özel’in altından kayan koltuğa payanda olmak için kolları sıvıyor.
Candan, Danıştay’da yıllarca görev yapmış bir isim olarak çok iyi bilmeli ki; Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi, bu kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde Medeni Kanun hükümlerine atıf yapar. Medeni Kanun’un 83. maddesi ise genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davalarında genel yetkili mahkemeleri (Asliye Hukuk ve dolayısıyla istinaf mercii olarak BAM’ı) görevli kılar.
Şimdi kalkıp, "Burada özel bir seçim yargısı var, o yüzden genel mahkeme bakamaz" demek, kelimenin tam anlamıyla hukuku zorbalamaktır.
Sormak lazım:
Seçim günündeki basit usulsüzlükler ile delegenin iradesine aylar, yıllar boyu ipotek konulması, kurultayın temelden sakatlanması aynı şey midir?
YSK, bir siyasi partinin kurultay sürecindeki "organ kararlarının hukuka aykırılığını" veya "mutlak butlan" durumunu esastan inceleyecek bir genel mahkeme midir?
Tabii ki hayır! YSK’nın görevi seçimin güvenliğini sağlamak ve sandık sonuçlarını tescil etmektir. Bir genel kurulun, bir kurultayın baştan aşağı "yok hükmünde" olup olmadığına karar verecek yer sivil yargıdır, asıl mahkemelerdir.
"YSK Kararı Tanımadı" avuntusu ile hareket eden Turgut Candan, açıklamasında bir de müjde verir gibi, "BAM’ın kararını YSK geri çevirdi, bu bir tanımama halidir" diyerek Özgür Özel’e adeta can suyu vermeye çalışıyor.
YSK’nın bürokratik bir işlemi veya mazbata talebini geri çevirmesi, BAM’ın esastan verdiği "mutlak butlan" hükmünü ortadan kaldırır mı?
Hukukta kesinleşmiş veya yargılaması süren bir mahkeme kararını, bir başka idari-yargısal kurulun "tanımıyorum" diyerek yok sayması hangi hukuk kitabında yazıyor?
Düne kadar "Yargı kararlarına saygı duyulmalı, mahkemeler bağımsızdır" diye ortalığı ayağa kaldıranlar, mahkeme CHP’nin ipliğini pazara çıkarınca anında çark ediyor. Eğer mahkeme kararı CHP lehine olsaydı, bugün Turgut Candan ve onun gibi düşünenler "Hukukun zaferi" diye manşetler atacaktı. Ama karar CHP’nin kurultay oyunlarını bozunca, hemen "Mahkeme yetkisiz, YSK baksın" formülüne sarılıyorlar.
Ki, YSK bile böyle bir talepte bulunmuyor iken, bunu söylüyorlar.
Hemen hatırlatalım.
Şimdi Ekrem İmamoğlu ve onun kuklası Özgür Özel'e sahip çıkan Turgut Candan kimdir..
2008 yılında bir paneldeki konuşmasından bire bir aktarıyorum:
“Yapılan araştırmalardan, türban takan bayanların çoğunluğunun, aile ya da çevre baskısı nedeniyle örtünmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor.
Laik hukuk devleti, bu tür dinsel ve kimi zaman da siyasal olabilen simgeleri taşımak zorunda olmadıkları inancında olan bireylerin, bu tür baskılardan korunmalarını sağlayıcı önlemleri almak zorundadır.
Türk halkının geleneklerini ve bu geleneğin yarattığı örtünme biçimini de göz önünde bulunduran Danıştay, türbanın çağdaş bir örtü ya da giysi olmadığı görüşündedir. İkincisi; Danıştay, türbanı topluma empoze etmeyi ideoloji haline getiren, dinsel içerikli bir hareketin simgesi olarak değerlendirmektedir.”
Özgür Özel'i ve tabii ki Ekrem İmamoğlu'nu CHP'nin başında görmek isteyen Turgut Candan'a göre demek ki ne imiş: "Türban çağdaş bir örtü değil."
Belki süreç içinde görüşü değişmiştir diye hüsnü zan ile hareket etmek istiyorsanız, buyurun 2010 yılı konuşması.
"Bir öğretmen, çarşı-pazarda bile başörtü takamaz" diye karar veren Danıştay 2. Dairesi'nde provokasyon amaçlı saldırı ile öldürülen hakimin ölüm yıldönümünde konuşuyor:
"Biliyor musun Mustafa (ildürülen hakim)? Sana ve çalışma arkadaşlarına sıkılan kurşunların sebebi türban değilmiş, Ergenekonmuş. Bugünlerde bunları sıkça dillendiriyorlar. Diyelim ki kurşun sıkan eli, varlığı iddia olunan Ergenekon kullandırdı. Bunun böyle olması menfur saldırının önceki günlerde dinin ve dinsel duyguların istismar nedeni ile laikliğe aykırı olduğu ve kararlı ve yoğun biçimde işlendiği Anayasa Mahkemesi kararı ile sabit eylemlerin ve kimi basın organlarında senin ve çalışma arkadaşlarının hedef gösterilmesinin yarattığı uygun ortamdan yararlanılarak uygulamaya konulduğu gerçeğini değiştirir mi?"
Bitti mi?
Hayır.
Yıl 2021.
Kılıçdaroğlu'nun helalleşme sürecinde, başörtü özgürlüğüne destek çıkmasına itiraz ediyor ve başörtülü hakime de şöyle karşı çıkıyor Turgut Candan:
“Birisi, Sn. Kılıçdaroğlu’na, BM İnsan Hakları Komisyonunun 23.4.2003 t. Bangalor Yargı Etiği Kurallarının 1.3 ve 2.3’üncü md.lerini okutmalı. Belki, yargıcın tarafsız görüntü vermesinin, yargıca ait inanç ve düşünce sorunu değil, tarafların adil yargılanma sorunu olduğunu anlar.”
Hırsızları, yolsuzları, uçkur peşinde koşanları savunanları, kurtarmak isteyenleri görüyorsunuz..
Hep, başörtü karşıtları.
Örtüyü yasaklatmak için de, hırsızları kurtarmaya çalışıyorlar.