• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
15 Şubat 2020

Pakistan görmüş, SP ve GP de görür mü acep!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Pakistan’da idi..

Pakistan Parlamentosu’nda gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hitap ettiği Ulusal Meclis ve Senato ortak oturumunda, Pakistan Ulusal Meclis (NA) Başkanı Asad Kayser şu tespiti yaptı: “Burada sadece Pakistan’ın bir dostunu değil, İslam dünyasının lideri ve önderini ağırlıyoruz.” 

Geçtiğimiz günlerde, Saadet Partisi’nin düzenlediği Kudüs Mitingi’nde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, çaktırmadan laf dokundurmasının..

“Firavun ile Musa” anlatımları ile kendisini Hz. Musa yerine koyan Kemal Kılıçdaroğlu’nun göndermelerinin üzerinden, daha bir hafta geçmeden..

200 milyonu aşkın nüfusu ile, Pakistan büyük sevgi gösterilerinde bulunarak Tayyip Erdoğan’ı karşıladı..

Erdoğan; aynen Necmettin Erbakan Hoca’mızın her konuşmasına başlarken verdiği selam ile başladı:

“Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.”

O an sordum kendi kendime: 

“Türkiye içinde, dini hassasiyetleri ağır basan insanların, Tayyip Erdoğan’a çelme takmak için verdikleri o büyük çaba ne? Pakistan Meclis Başkanı’nın bile, ‘İslam dünyasının liderini ağırlıyoruz’ dediği bir dönemde, Türk halkı içinden çıkmış bu lideri ucuz söylemlerle itibarsızlaştırmaya çalışan kardeşlerimizin nihai hedefi ne?”

Erdoğan’ın, Pakistan Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Şair Mirza Esedullah Han Galib, Hilafet Hareketi’nin öncüleri Cevher kardeşler, Balkan savaşları sırasında Osmanlı ordusuna yardım için gelen Abdurrahman Peşaveri gibi isimler, ortak tarihin altın halkalarındandır” sözleri ile birlikte, sıra kapaklarına alkış mahiyetinde yapılan vuruşların oluşturduğu coşku, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bizleri gururlandırmadı mı?

Çanakkale Savaşı yıllarında, Pakistan’da Lahor Meydanı’nda toplananlara şairi azam Muhammed İkbal’in hitap ettiğini hatırlatıp, “Rüyasında Hazreti Peygamber’i gören İkbal”in hissiyatını dile döktüğü şiiri tekrarlayan ve o şiirde “Çanakkale şehitlerinin kanı”nın nasıl kutsandığını anlatan Tayyip Erdoğan’ı, dakikalarca sıralara yumruklarını vurarak takdirlerini gösteren,  Pakistan Meclisi üyelerinin istisnasız tümünün o coşkusunu görünce..

“Ne oluyor bize?.. CHP’yi bildik, tanıdık da.. Saadet Partisi’ne ne oluyor? İyi Parti’ye ne oluyor? Hayal edemedikleri makamlara Erdoğan sayesinde gelen GP’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’lara, Ali Babacan’lara ne oluyor? Ne oluyor ki; Pakistanlıların bile nezaketen falan değil, büyük bir aşk ile, gönülden gelen hislerle, coşku ile takdirlerini sergiledikleri Tayyip Erdoğan’a, bizimkiler ‘Nasıl zarar verebiliriz’ diye çırpınıyorlar?”

Erdoğan, Pakistan Meclisi’nde konuşuyor:

“Pakistan halkının, Kurtuluş Savaşı’mız sırasında ekmeğinden artırarak gönderdiği yardımları hiçbir zaman unutmadık ve unutmayacağız.”

Pakistan Meclisi ayaklanıyor..

Onlar sevgilerini, takdirlerini, sıralara vurarak gösteriyorlar..

Kadın üyeleri ile, erkek üyeleri ile..

Erdoğan’a, Pakistan halkının Kurtuluş Savaşı’mızda bize yaptığı yardımları hatırlatan anlatımındaki vefa sebebi ile takdirlerini gösteriyorlar..

Ziyarette bulunduğu ülke halkını taltif eden, suya sabuna dokunmayan bir konuşma değil, Erdoğan’ınki..

Dünya egemenlerine de uyarılarını yapıyor:

“Lafa gelince demokrasi ve insan haklarını kimseye bırakmayanlar, teröristleri kurtarmak için seferber olurken; Pakistan, haklı mücadelesinde dimdik Türkiye’nin yanında yer aldı” diyor..

Yine ayaklanıyor, Pakistan Meclisi..

Kemal Kılıçdaroğlu, belki diyordur: “Hamaset dolu konuşma!”

Temel Karamollaoğlu da, aynı yorumu, elini vicdanına koyup, yapabilir mi? Ahmet Davutoğlu, dürüstlüğü elden bırakmadan, bu konuşma için “Duyguları okşamaktan ibaret, süslü laflar” diyebilir mi?

Dünya Müslümanları, arayış içinde..

Emperyalist ABD’ye başkaldırı için, bir lider arayışında..

 ABD’nin ikiz kardeşi Rusya’ya “Yeter artık” diyebilmek için, bir önder arayışında..

Pakistan Meclisi, bu arayışı Tayip Erdoğan ile noktalıyor..

İşlediği cinayetlerin üstünü örtebilmek çabasıyla, İngiltere’den futbol takımı almaya kalkışan Suud prensleri için sorgulamalar bitirildi..

Müslüman coğrafyanın yeraltı zenginliklerini sömüren emperyalist devletlere şirinlik yapan içimizdeki hainlerin ülke yönetimlerinden uzaklaştırılmasındaki zorunluluk bilinci, artık halkın belleğine yerleşti..

Trump istediği kadar, yeni planlarla işbirlikçi Arap ülkelerini arkasına alarak, gövde gösterisi yapsın..

İşte Erdoğan’ın yaptığı konuşmadan; Trump’ın da, Putin’in de, Netanyahu’nun da, Esed’in de, Sisi’nin de, Hafter’in de, veliaht prenslerin de, FETÖ’nün de, Mustafa Akıncı’nın da, hatta Türkiye içindekilerin de planları bozan hatırlatma:

“Kısa vadeli çıkarlar, günlük hesaplar bizim ebedi ve ezeli kardeşliğimizin önüne geçemez. Mezhep, meşrep, kabile, dil farklılıkları, bizim cihanşümul kardeşliğimizin üstüne çıkamaz. Hiçbir sınır, hiçbir mesafe, mümin gönüllüler arasında hudut çizemez. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslüman kardeşimizin derdiyle dertlenmek, zulme uğruyorsa onun yanında durmak bizim görevimizdir. Çünkü bizim inancımızda kimden gelirse gelsin zulme rıza zulümdür. Türkiye olarak, bu anlayışla ümmetin arasındaki ayrılıkları gidermek, anlaşmazlıklara çözüm bulmak, Filistin, Kıbrıs ve Keşmir başta olmak üzere haklı davalarımıza sahip çıkmak için gayret gösteriyoruz.”

Erdoğan daha ne desin?

Sırtında yumurta küfesi yokken Temel Karamollaoğlu’nun söylediği, ama Erdoğan’ın söyleyemediği ne var?

Ahmet Davutoğlu’nun, Deniz Baykal’ları ziyaret ederek, şurdan burdan farklı çizgideki insanlarla birlikte çıktığı yolda dillendirip de, Erdoğan’ın hayata geçiremediği ne var?

Allah, bizi hesaba çekecek..

Küçük küçük farklılıkları..

“Ene” duygusu ile yapacağımız itirazları..

“Benim neyim eksik” fitnesi ile atılacak adımları..

Bir kenara bırakalım..

“İslam ümmetindeki birliğin bozguncusu biz olmayacağız” bakış açısı ile yola çıkalım..

“İslam coğrafyasındaki birliğin sağlanmasında, mazlum insanların haklarının alınmasında, 2 milyara yaklaşan Müslümanların gücünün gösterilmesinde, bir Müslüman olarak bize düşen ne görev varsa, ona talibiz” diye ayağa kalkalım..

Bölmek için değil.. Birleştirmek için.

Emperyalistleri sevindirmek için değil.. Mazlumları sevindirmek için adımlar atalım..

İnşaallah!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Gerçek

Birgün herkes Müslüman olacak. Cehenneme gitmesin insanlar cennet çok güzel. Ne olur Allah'ın dinine inanalım yaşayalım.
  • Yanıtla

iflas'dan buraya

Kasim 2002 seciminde Erdogan disindaki hic bir parti ve lideri Turkiyenin yonetimine talip olmamisti! ECEViT, DEMiREL, MESUT YILMAZ, DENIZ BAYKAL, DEVLET BAHCELI vs herkes vardi AMA Turkiyenin yonetimine talip olmuyorlardi. Cunki ulke iflas etmis, memur maaslari odenemiyor, bankarin kasalarina "Gorev Zarari" makbuzlari birakiyorlardi! O tarihte Turkiyenin yonetimine gonulden tek bir Erdogan talip olmustu ve halk da oyu ona verdi. Ozetle o tarihten bugune Turkiyede her kim siyaset yapiyorsa Tayyip Erdogan'in sayesindedir ve Erdogan'a saygi duymak zorundadir, duymayan siyasetci insan olamaz. Ali bey bu konuyu da yazin lutfen. Ki gercekler tarihe kayit olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı