ODTÜ birincisinden ekonomiye çözüm: Hukuk fakültesini, 2. baroyu kapatmak!
Dünyayı sarsan bir salgın dönemini geçirdik..
O daha bitmemişti ki Rusya, Ukrayna’ya saldırdı..
Dünya tarihinde 60-70 yılda bir yaşanan iki büyük olayın sarsıntıları sürerken..
CHP’yi anlıyorum.. 20 yıldır iktidar yüzü görememenin (Kimse 20 yılı da 60 yıla çıkartmasın. 20 yıl önce bu ülkede solcuların kralı Bülent Ecevit Başbakan idi. Koalisyon, moalisyon..) üzüntüsü ile, dünyayı sarsan olayları bile, Türkiye’ye özgü sıkıntılar gibi göstermenin peşinde..
Ama daha düne kadar AK Parti içinde siyaset yapanlara ne diyelim?
Ali Babacan’ların, Ahmet Davutoğlu’ların dünyayı sarsan salgını, Avrupa’yı felç eden Rusya-Ukrayna savaşını, “Türkiye’ye de zararı dokunacak” diye ellerini ovuşturarak izlemelerine ne diyelim?
Bir yandan ellerini ovuşturuyorlar..
Bir yandan da Erdoğan’ın yanında sergiledikleri başarının, kendilerinden kaynaklı olduğunu sanıp, şimdi yeni çözüm önerileri ile karşımıza çıkıyorlar.
Bir gün, “İktidara geldiğimizde 1 senede sorunları çözeriz” diyorlar.
Ertesi gün, bir gün önce söylediklerini unutup, “Türkiye, iflasa gidiyor. Kurtuluş çok zor” diyorlar.
Bu soyut değerlendirmelerini de bir kenara bırakın..
6 parti halinde ittifak yaptıklarını unutup, “Biz iktidara gelince” diye başlayan cümleler kuruyorlar..
Siz iktidara geleceğinize, kendinizi inandıramamışsınız ki.. 6 parti halinde çalışmalar yapıyorsunuz.. Tek başınıza ikitdara geleceğinize inansanız, seçime de tek başınıza girersiniz!
O çelişkiyi de bir kenara bırakalım..
Üniversiteyi yıllarında ODTÜ’yü birincilikle bitirdiğini ilan ederek, taraftar toplamaya çalışan Ali Babacan’ın bugünkü sıkıntıları çözme reçetesi olarak sunduklarının, ne kadar sığ, ne kadar mantıksız öneriler olduğuna bakın..
Ali Babacan, dünyayı da esir alan..
ABD’de, Avrupa’da 40 yıldır görülmemiş ekonomik sıkıntıların, Türkiye açısından sadece 20 yılık süreçte görülmemiş sıkıntılar olarak karşımıza çıktığını ciddi ciddi analiz etmesi gerekir iken..
Çözüm önerisi olarak bakın neler öneriyor?
“Çoklu baro kalkacak. Kriterleri taşımayan Hukuk fakültelerini kapatacağız!”
Afedersiniz, bunlar neyi çözecek?
Veya, dünyayı sarsan salgın ve savaş ortamının sebep olduğu ekonomik sorunlarla bunların ne alakası var?
Hatta soruyu şöyle de sorabiliriz:
“Fakülte kapatmak, ikinci baroları kapatmak için, ODTÜ’yü birincilikle bitirmeye gerek yoktu.. Okulları kapatarak, eğitimde başarının yakalanacağını düşünen Milli Eğitim bakanları gibi.. Sen de, tüm dünyayı esir alan ekonomik sıkıntıları, 2. baroyu kapatarak, hukuk fakültelerini kapatarak çözmeyi düşleyebilirsin ama.. Yıkım ile, kapatmakla bugüne kadar kim hangi sorunu çözmüş ki, siz de çözesiniz!”
Petrolün varil fiyatı, dünya piyasasında yükselirken, Ali Babacan’ın “Şöyle yaparsak, petrol fiyatlarındaki yükselişten etkilenmeyiz/daha az etkileniriz” şeklinde bir çözüm teklifi var mı?
Öngörülemeyen Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında oluşan tahıl sıkıntısında, “Kısa vadede şu tedbirlerle, bu sıkıntıyı diğer ülkelere göre daha az zararla kapatırız” çözüm teklifi var mı?
Yok.. Peki ne var?
“Ben ODTÜ’yü birincilikle bitirdim. Ben bu işleri bilirim. 2. baroları kapatacağız. Hukuk fakültelerinin kapısına kilit vuracağız.”
Eee, bunları yapınca, enerji fiyatlarında nasıl bir iyileşme olacak?
Tahılda, nasıl bir rahatlama yaşanacak?
Somut bir açıklama yok..
Somut açıklama olmayınca, bizim de aklımıza, çok bilmiş araştırmacının, meşhur fıkrası geliyor..
ODTÜ’yü birincilikle bitirmiş mi bilmiyorum ama..
Kendisini allame sanan bir sözde bilim adamı..
Bilimsel deneyine başlamış.
“Adam, hayvana işkence etmiş, sen de bunu mu bize anlatıyorsun” diye itiraz etmeyin.
Sonuçta bu, bir fıkra..
Bilim adamımızın amacı, sineğin kulaklarının duyma yeteneğini ne zaman kaybettiğini anlamak..
Başlamış deneye..
Sineğin bir ayağını koparmış ve sineğe “Uç bakalım” deyip, bırakmış.
Bir ayağı koparılsa da, sineğimiz uçmuş.
Kibir yüklü bilim adamımız, sineği yakalamış, ve ikinci ayağını da koparmış.
Ardından sineğe tekrar “Uç bakalım” deyip, bırakmış.
Sinek yine uçmuş.
Üçüncü ve dördüncü ayakların koparılmasından sonra da deney, sineğin uçması ile devam etmiş.
Sözde bilim adamı, sonuncu olarak sineğin kanadını koparmış ve “Uç bakalım” deyip serbest bırakmış.
Bir bakmış ki, ayakları koparılsa da uçmaya devam eden sinek, artık uçamıyor..
Bilgiç deneycimiz, “Tamam buldum işte: Sineğin kanadını koparınca, kulakları duymuyor” demiş..
Ali Babacan’ın, hukuk fakültelerini, kriterlere uyulmadığı gerekçesi ile kapatmaya kalkması da..
Hani insan seçim öncesinde bari, “Kriterlere uygun olmayanları, uygun hale getireceğiz” der, ama..
Bunda, böyle bir akıl bile yok..
Direkt kapatıyor..
Kapatmak, neyi çözüyorsa?
Veya, ikinci baro hangi ekonomik sıkıntıya sebep oluyorsa..
Ortada barolarla ilgili bir sorun yok ama..
O; ekonomik sıkıntıları ortadan kaldırmak isterken, çözümü, direkt 2. baroları kapatmakta buluyor..
Bir de, HSK’yı kapatacakmış!
Neyse ki, onu kapatıp bırakmıyor..
Hakimler Kurulu ayrı olacakmış..
Savcılar Kurulu ayrı olacakmış!
Eeee?
Bu iki kurul ayrı olunca, benzinin litresi 5 TL’ye mi inecek?
Ekmek 1,5 TL mi olacak? Elektrik faturaları 100 TL’ye, doğalgaz faturaları kış sezonunda 250 TL’ye mi inecek?
Bugün adli yargı ve idari yargı diye zorunlu olarak ayrılan mahkemelerde bile..
“O senin alanın. Yok benim alanım” ihtilafları çıkıyor iken..
Sırf “Hangi yargının görev alanında kaldığını tespit” konusunda bile, ihtilaflar yıllarca çözüm bekliyor iken..
Şimdi bir de, hakimlere ayrı, savcılara ayrı kurullar kurarak, aynı duruşma salonunda görev yapan kişilerin özlük haklarından atamalarına kadar, herşeyi kördüğüme mi çevirmek istiyorsunuz?
En basitinden, evli hakim ve savcıların atamalarını yaparken..
Hakimler Kurulu mu, Savcılar Kurulu’nun atamalarını beklesin? Yoksa Savcılar Kurulu mu, Hakimler Kurulu’nun atamasını beklesin?
Haydin size, ekonomik sıkıntıların, enerji darboğazının yanı sıra..
ODTÜ’yü birincilikle bitiren Babacan sayesinde, çözüm bekleyen yeni devasa sorunumuz!
Hayırlı uğurlu olsun!