Nerdesin gazeteci Can’cık, bir el at şu işe!
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Beşiktaş’daki patlamaların ardından yapılan araştırmada, bombaların teknik analizi ile ilgili ön bilgiler verdi.
Patlayıcıların fabrikasyon olduğunun altını çizdi ve bunun da olayın ardında bir devlet katkısı olduğunu gösterdiğini belirtti.
Yani önümüzdeki fotoğraf şudur:
Bir devletin, resmi olarak ürettiği bir patlayıcıdan bahsediyoruz.
Bu patlayıcı, PKK’lı teröristlerin eline ne şekilde geçmiş olursa olsun..
Üretici o devlet de, bu patlamanın sorumlusudur..
44 insanın ölümünden, yaralanan insanlarımızdan, o devlet de sorumludur..
Gerçi onların savunma senaryoları hazırdır..
“Biz vermedik.. Verdiğimiz muhaliflerden alınmış olabilir.”
(Irak’ta binlerce silahın, teröristlerin eline geçtiği olayda, ABD’nin savunması şöyle olmuştu: “Biz muhaliflere vermiştik. Onlardan alınmış olabilir.”)
Ama, çocukları dahi güldürecek bu savunmalar, ciddi bir kamuoyu baskısı ile..
Atılacak hukuki adımlar ile..
Devredışı bırakılabilir.
Bu noktada, patlama mağdurlarının her birinin, Mavi Marmara gemisi davasına benzer bir girişim ile, patlayıcının üreticisi devlet açıklandığında, o devletin bürokratları, ilgili bakanları aleyhine şikayetçi olmalarını ve tüm Türkiye’nin de bu davayı sahiplenmesi gerektiğini hatırlatıyorum.
Bir devlet, tehlikeli bir madde üretiyorsa..
O tehlikeli maddenin sadece kendi eli ile kullanımından değil..
Başka ellere geçerek kullanımından da sorumludur..
Olayı soruşturan savcılığın, zaten re’sen bu konuyu da araştırma kapsamına alması mümkündür..
Ancak mağdurlar eli ile yapılacak başvuruların, nihai noktada dosyanın AİHM’e götürülmesi açısından da önemli rolü olacağı kanaatindeyim.
Bunun için, her bir mağdurun.. Vefat edenlerin ailelerinin..
Patlayıcıyı üreten devlet yetkililerini sanık olarak gösterecek şekilde şikayetçi olmalarını önemsiyorum..
Mavi Marmara gemisi için de, benzer girişimler yapılırken..
Birçok kimse, “Ha ha.. İsrail Genelkurmay Başkanı hakkında şikayetçi mi oluyorsunuz? Bir başka ülkede, İsrailli komutanı nasıl yargılayacaksınız?” diyorlardı..
Ama gördük ki..
Dava da açıldı..
Yargılama da yapıldı..
Sanıklar tutuklanma korkusu ile, istedikleri gibi ülke ülke dolaşamadılar..
Şu anlık uluslararası anlaşma sayesinde dava düşürülmüş ise de..
Bu karar kesin değildir, yargılama itiraz aşamasında sürdürülmektedir..
Aynı hukuki mücadele, bu patlama için de başlatılmalı ve sürdürülmelidir.
•
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın açıklaması, bana MİT TIR’ları ile ilgili, ülkemizin içindeki hainlerin cevvaliyetini hatırlattı..
“Suriye’ye silah götürülüyor” diye, insani yardım malzemelerini silah gibi göstermeye çalışan sözde gazeteciler..
Can Dündar’lar..
Erdem Gül’ler..
Cumhuriyet’ler..
Sözcü’ler..
Aydınlık’lar..
O acar gazeteciliklerini, Türkiye’ye getirilip, Beşiktaş’ta infilak ettirilen bu patlayıcılar için de gösterseler ya..
Resmi kurumların yapacakları araştırmalar bir yana..
Bu cevval gazeteciler de..
Patlayıcıların hangi ülkede üretildiğini, hangi yolla Türkiye’ye getirildiğini, araştırıp, açıklasalar ya..
Şöyle dokuz sütuna manşet ile, fotoğraflar eşliğinde, gerçekleri deşifre etseler ya..
“Efendim Can’cık?.. Duyamadım?.. Bu tür bilgiler, önünüze konulursa mı haberdar oluyorsunuz?”
Doğrudur..
Birileri getirip önünüze koyarsa haberdar olursunuz..
O “birileri”nin önünüze koydukları bilgilerin çarpıtılmış olabileceğini hiç aklınıza getirmezsiniz bile..
Kullanışlı bir gazeteci iseniz..
Size getirir, verirler..
Siz de, sorgulamadan, manşete taşırsınız..
Bunun adı, gazetecilik olur..
Ama..
Sizin kendi ülkenize, bir başka devletin ürettiği patlayıcılar, yasadışı yollarla sokulur ve patlatılırsa..
Bunun haberini yapamazsınız..
Nasıl yapacaksınız ki?
Kendi ülkenize hainlik yapmanız için önünüze o çarpıtılmış bilgileri verenler..
Zaten, Beşiktaş’taki patlamaların failleri..
Kendi ülkelerini, sana ihbar edecek, değiller ya..
Bu durumda..
Sizin de, kendi imkanlarınız ile o devleti bulacak haliniz olmadığına göre..
Sizin gazeteciliğiniz, kendi ülkenizde patlatılan bombaların kaynağı konusunda, iflas edecektir..
•
Dahası var..
Can’cık ve avanasi, kendi imkanları ile patlayıcıların hangi devletten alındığını bulmaları bir kenara..
Türk resmi makamları o sorumluları açıklasa bile..
Tahminim o ki, Can’çık ve ekibi, o deşifreyi manşetten kullanmayacaklardır..
Kimbilir, kendi devletinizi suçlar, “Uluslararası skandal” başlığı bile atabilirsiniz..
Sizin tıynetiniz budur..
Sizin hainliğiniz, bunu gerektirir..
Türkiye’nin insani yardımını “silah yardımı” diye aklınız sıra ifşa edersiniz ama..
ABD’nin daha bu hafta, Suriye’deki PYD’ye, 7 helikopter dolusu silah yardımı için, tek satır haber yapamazsınız..
Evet, bu hafta içinde ABD, PYD’ye 7 helikopter dolusu silah vermiş..
Affedersiniz, nedir bunun anlamı?
MİT TIR’ları suçlamasında, Can’cığın isnatları iftira idi ama..
Bir anlığına kabul edelim, “Doğru idi” diyelim..
İyi de, ABD’nin PYD’ye her gün verdiği silahlardan ne farkı vardı, o iddiaların..
Ki, ahlaksızca saldırdınız?
Kendi ülkenize, adice hainlik ettiniz?







